snc, sadece günlük haberle yetinmiyor, İsviçre'deki önemli gelişmeleri de mercek altına alıyor.

snc dosyaları >>>

Anaokullarında yüksek Almanca denemesi başladı

Anaokulunda yüksek Almanca eğitimi görmeyen İsviçre Almancası ya da bir başka anadile sahip çocuklar, gelecek öğrenim hayatlarında başarısız mı oluyorlar? Bu sorunun cevabını, bilimsel bir araştırma çalışmasıyla da desteklenen "Anaokullarında Standart Dil Projesi" aydınlatacak. Basel'deki dört anaokulunda konuyla ilgili çalışmalar başlamış durumda... Proje başarılı olursa, uygulamanın Basel’deki tüm anaokullarına yayılması bekleniyor.

snc

dosya: özen aytaç - özcan gümüş

nesrin okumuş

türkçe: özlem civil - filiz ilhan

foto: nesrin okumuş - nuriye polat

"Anaokullarında Standart Dil Projesi"nin amacı, çocukları okul eğitim dili yüksek Almanca'ya yakınlaştırmak olarak özetleniyor. Göçmen ailelerden gelen pek çok çocuk, anaokuluna çok az Almanca bilgisiyle geliyor. Basel anaokullarında günümüzde diyalektle eğitim verildiğinden, ana dilleri İsviçre Almancası olanlara oranla diğer çocuklarda, standart dili kullanım becerisi daha düşük bir düzeyde kalıyor. Çoğu göçmen kökenli çocukta, standart dilin kullanımı sırasında güvensizlik duygusu ortaya çıkıyor. Öte yandan, yüksek Almanca'nın çocuklar tarafından "okul dili" ya da "otoritelerin dili" olarak algılanması da oldukça yaygın ve bu da eğitim diliyle ilgili sorunların yaşanması sonucunu doğuruyor.

Yapılan bu bilimsel araştırmayla, tüm eğitim sürecini olumsuz etkilediği düşünülen bir sorunun çözümlenmesi hedefleniyor. Dilin gelişiminde anaokuluna başlama yaşı önem taşıyor. Anaokulundan itibaren yüksek Almanca'yla eğitim sayesinde, yabancı dilli ve ana dili İsviçre Almancası olan çocuklarda standart dil yetilerinin gelişeceği düşünülüyor.

Dört yıllık pilot proje

Dört yıl sürmesi planlanan proje, 2001-2002 eğitim yılında uygulamaya kondu. Dört anaokulundan ikisinde eğitmenler yalnızca standart Almanca konuşuyor. Karşılaştırma grubu olarak da, eğitimini diyalektle sürdürmeye devam eden diğer iki anaokulu bulunuyor. Her dört anaokulunda da yabancı anadillere sahip öğrenci sayısının yüzde 75'in üzerinde olduğu kaydediliyor.

Eğitime yeni başlayan çocukların dil bilgileri, test edilip, iki yıllık anaokulu eğitiminin ardından ilkokul ikinci sınıfa kadar izlenmeye devam edilecek. Anaokulu ve ilkokul müdürleri bu bilimsel araştırmada koordineli olarak çalışmalarını sürdürecekler. Bu arada, ailelerin de, çocuklarının eğitimleri için sağlam temel oluşturacağı düşüncesiyle projeye olumlu yaklaştıkları bildiriliyor.

2005 yılında sonuçlandırılacak projeden elde edilecek bilimsel veriler, Basel anaokullarında yüksek Almanca uygulamasının genel bir modele dönüştürülmesi konusunda verilecek karara temel oluşturacak.

İlk Tepkiler

Bilimsel araştırma sorumluluğu Matilde Gyger tarafından üstlenilen proje, çocukları söz konusu anaokullarına devam eden velilerden değişik tepkiler alıyor. Göçmen kökenli aileler, genellikle uygulamayı olumlu bulurlarken, İsviçreli anne ve babalar yüksek Almanca projesinin yararlarına inanmakla birlikte, çok yeni olan bu fikre zamanla alıştıklarını ifade ediyorlar.

"Umudum, çocukların okulda daha başarılı olmaları"

Anaokullarında yüksek Almanca projesi, anaokulu öğretmeni Corina Erzinger'in iki yıl önce, sadece göçmen çocuklarından oluşan sınıfında yüksek Almanca kullanımı ile ilgili bir deneme başlatmasıyla gündeme gelmişti.

Sayın Erzinger, anaokullarında yüksek Almanca eğitim verilmesi fikri nasıl doğdu?

Yabancı çocukların bize sadece ana dilleriyle geldiğini gördüm. Bazı çocukların aileleri bizi çok az anlıyor, kıt bir yüksek Almanca ile iletişim kurmaya çalışıyorlardı. Bazıları ise bizi anlıyor, fakat yüksek Almanca kullanıyorlardı. Bu konuyla ilgili eşimden dolayı da şahsi deneyimim oldu. Kendisi sonradan Almanca öğrenmek durumunda kaldığından, yüksek Almanca'yı diyalekte oranla daha çabuk anlamaya ve konuşmaya başlamıştı. Bu olayın ardından konu üzerinde daha fazla yoğunlaşmaya başladım ve düşündüm ki, yetişkinlerde durum böyleyse çocuklarda durum nasıldır. Bölgesel diyalektlerin çokluğu, İsviçre'de yabancı dilli çocukların dil yetisi kazanmalarını zorlaştıran bir faktör. Kaldı ki bu çocuklar sadece kendi ana dillerini kullanıyorlar. Bu konuya kafa yormamı sağlayan nedenler bunlardı. Bu arada onlarla konuşurken daha yavaş ve anlaşılır bir yüksek Almanca ile konuştuğumuzu fark ettik. Yani bütün bunlar tamamen kişisel deneyim ve inisiyatife bağlı olarak oluştu.

Çocukların bu duruma tepkisi nasıldı?

Şöyle ki, kurumumuzda sadece beş tane iki yaş çocuğu bulunuyordu ve bunlar başka bir dilin varlığını, diyalektin olduğunu kavramak durumunda kaldılar. Çocuklar için bu normal bir şeydi, iki yeni öğretmen geliyor ve yanlarında yeni bir dil getiriyorlardı. Yeni öğretmen yeni dil demekti. Çocuklar bunu doğal karşıladılar. Bu arada 12 çocuk hiç Almanca bilmiyordu. Onların işi daha kolaydı, çünkü ana dillerinin dışında öğrendikleri ilk dil oluyordu. Bu çocuklar için yüksek Almanca, anaokulunda kullanılan dil oluyordu.

Sınıfınızda bulunan, İsviçre Almancası konuşan iki çocuk, değişen koşulları nasıl karşıladı?

Kızlar kendi aralarında diyalekt konuşuyorlar. Anja, Liane ile oynarken bilinçli bir şekilde diyalekte dönüyor ama diğer çocuklarla yüksek Almanca konuşuyor. Bu arada evde de her iki "dili" kullandığını belirtmeden geçemeyeceğim. Liane ise diğer çocukların Almanca konuşmaya başlamasıyla yüksek Almanca kullanmaya başladı.

Ailelerin tepkisi nasıldı?

Yabancı dilli ailelerin, çocukların sağlam bir dil yapısını öğrenmelerinden memnuniyet duyduklarını söyleyebilirim. Gecen yıla kadar sınıfımızda İsviçreli çocuklara eğitim vermiyorduk. Okuttuğumuz İsviçreli çocukların aileleri ile özellikle tekrar görüştüm ve onlar da bu uygulamanın yerinde olduğunu düşünüyorlar.

Projenin, geniş kapsamlı bir reorganizasyon gerektirdiği söyleniyor. Sizce de böyle mi?

Her şeyin oyun yoluyla gerçekleşmesi bütün durumu değiştiriyor. Bu da olayı cazip kılıyor.

Yüksek Almanca'ya geçişi siz nasıl yaşadınız?

İlk başlarda yeteri kadar yüksek Almanca konuşamadığımı düşünerek panik yaşadığım oldu. Bu düşünceden bir an önce kurtulmam gerektiğinin bilincindeydim. Çocuklarda bunu aşmam, işbirliği içerisinde olduğum meslektaşlarıma oranla daha kolay oldu. Daha yeni yeni meslektaşımla yüksek Almanca konuşmaya başladım. Okulda yüksek Almanca konuşuyoruz, hazırlık aşamasında ise diyalekt kullanıyoruz.

Dikkatimi çeken bir konu oldu: Öyle ki, yüksek Almanca'da direktif vermek, spontane ifadeden daha kolay. Teselli verirken ve kızarken yüksek Almanca'ya mesafeliydim. Fakat zamanla yüksek Almanca'yla barışık olmaya başladığımı düşünüyorum.

Eleştiriler de aldınız mı?

Bu programı bir anaokulu öğretmenleri konferansı sırasında tanıttık. Orada bazı arkadaşlarla aramızda fikir ayrılıkları yaşandı. Çünkü bu projeyi hangi nedenlerle gerçekleştirdiğimizi tam olarak anlamış değillerdi. Bunun dışında başka bir eleştiri olmadı.

Peki, beklentileriniz ve hedefiniz?

Umudum, çocukların eğitim dilini iyi kullanabilmeleri ve okul yıllarında başarılı olmaları... Çalışmalara yön veren ana amaç bu.

"Keşke bizim zamanımızda da böyle olanaklar olsaydı!"

Cansu, pilot projenin uygulandığı bir anaokuluna devam ediyor. Annesi Altınay Hanım'la konuyla ilgili söyleşiyoruz.

Altınay Hanım, kızınızın yüksek Almanca ile eğitim veren bir anaokuluna gitmesini nasıl karşılıyorsunuz?

Uygulamayı yararlı buluyorum. Cansu artık yüksek Almanca'yı diyalektten daha iyi kullanıyor. Bu iki dil arasında geçişler yapıyor. Diyalekt bir kelime aklına gelmediğinde yüksek Almancasını kullanıyor ya da tam tersi...

- Röportaj sırasında yanımızda bulunan Cansu birden Türkçe konuşmayı sevmediği kanısına varıyor. Annesinin Türkçe konuşmayı neden sevmediği konusundaki sorusunu "yüksek Almanca'yı daha çok seviyorum" diye yanıtlıyor. -

Cansu'nun kardeşleriyle diyalekt konuştuğunu söylediniz. Peki ya sizinle?

Tamamen o günün ruh haline bağlı. Çoğunlukla yüksek Almanca ve diyalektle konuşuyorlar. Arada bir de birkaç kelime Türkçe.

Sizin Basel'de anaokuluna gitmiş iki kızınız daha var. Bugün onlarla Cansu'nun dil bilgisini karşılaştırdığınızda arada bir fark görebiliyor musunuz?

Evet, fark edilebilir bir gelişme var. Cansu, Duygu ve Burcu'ya kıyasla daha erken yüksek Almanca konuşmaya başladı. Duygu ve Burcu, ilkokulda yüksek Almanca'yla tanıştılar. Cansu şimdiden hem yüksek Almanca'yla hem de diyalektle kendini ifade edebiliyor. Diğerleri ise halen yüksek Almanca konusunda sıkıntı çekiyorlar, bunun üzerine bir de yüksek Almanca'nın yazımı ile ilgili külfetini aşmaları gerekiyor.

Öyleyse bu proje sayesinde Cansu'nun, okula başlarken daha donanımlı olduğunu mu düşünüyorsunuz?

Bunun, onun için bir avantaj olduğunu düşünüyorum ve ona çok şey kazandıracağına inanıyorum.

Anaokulunda böyle bir projenin yürütüldüğünü biliyor muydunuz?

Cansu'nun anaokuluna başlamasıyla bu konuda bilgi sahibi oldum. Bir veli toplantısı sırasında bize bu konuda bilgi verdiler ve bizlere projeye nasıl baktığımızı sordular.

Cansu anaokuluna başladığında Almanca biliyor muydu?

Hayır, Cansu tek kelime Almanca bilmiyordu.

Cansu'nun mahallede Almanca konuşan arkadaşları var mı?

Bir ya da iki tane Almanca konuşan çocuk var, fakat Cansu'nun onlarla şimdiye kadar hiçbir yakınlaşması olmadı. Anaokuluna başladığından beri biraz biraz bu konudaki  tutukluğunu aştı ve onlarla iletişim kurmaya başladı.

Genel olarak bu tür projeler hakkında ne düşünüyorsunuz?

Keşke diğer iki kızımın zamanında da bu tür  çalışmalar olsaydı. Cansu'yu daha yakın bir anaokuluna göndermek istemiştim. Bunu yapmadığım için çok mutluyum.

Uygulamadan  sadece bu anaokulunda okuyan öğrencilerin faydalanmasına üzüldüm, bu projenin tüm Basel'de uygulanmasını umut ediyorum. Ve diyorum ki, keşke bizim zamanımızda da böyle olanaklar olsaydı.

"Başlangıçta karşıydım!"

Rianne, pilot projenin uygulandığı anaokuluna devam eden bir başka minik öğrenci. Annesi Sayın Eigenheer'le konuyla ilgili söyleşiyoruz.

Yeni uygulamayı nasıl buluyorsunuz?

Başlangıçta karşıydım. Daha sonra bunun okul için iyi bir hazırlık olacağı  ve  er geç yüksek Almanca öğrenmenin kaçınılmaz olduğu kanaatine vardım.

Sizce bu uygulamanın çocuğunuza ne gibi etkileri olacak?

Olumsuz bulduğum, duygusal anlamda çocuğumun kendini değiştirmek zorunda hissetmesi. Merhabalaşma ve teselli edilmenin yüksek Almanca'yla gerçekleşebileceği endişesi ise, beni rahatsız ediyor.

Dile hakim olmanın ancak iyi bir ön hazırlıktan geçtiği düşünüldüğünde ise, uygulamanın olumlu olduğu açık.

Bir İsviçreli aile olarak, çocuğunuzun ana diline tam olarak hakim olamaması hususunda bir endişeniz var mı?

Doğal olarak herkes, çocuğunun ana dilini tanımasını ve kullanmasını ister. Başlangıçta  korkularım oldu. Daha sonra ise anadil ile yabancı dili ince bir çizgiyle ayırmanın pek de güç bir şey olmadığını fark ettim. Bunu ayırmaya çalışıyorum.

Böyle bir proje gerçekleşmeden önce, size danışıldı mı?

Hayır, bu konuda bizim fikrimiz alınmadı.

Eğitim kurumuyla, velinin ilişkisini yeterli buluyor musunuz?

Muhakkak diğer ana okullarında da, veli toplantıları gerçekleştiriliyordur. Çocuklarımızın gelişimi konusunda bilgi sahibi oluyoruz. Fakat bir ortak planlama yok.

Sizin için yüksek Almanca ne kadar önemli?

Aslında çocuğum için çok da önemli olduğunu düşünmüyorum. Nasıl olsa ilerde bu dili zaten öğrenecek. Aslında, benim kızım, bu anaokulundaki iki İsviçreliden biri. Ancak, göçmen çocukları için çok iyi bir ön hazırlık olacağından eminim ve sonuna kadar da destekliyorum.

Çocuğunuz bu durumla nasıl başa çıkıyor?

Konuşurken kendine pek güvenmiyor. Bu durumu tuhaf karşılıyor. Bana kalırsa, ana oklulu,daha çok konuşup görüşme üzerine yoğunlaştırıldı. Bu da çocukların oyun oynamasına pek vakit bırakmıyor.

- Son sorumuzu, olayın baş kahramanlarından Rianne`ye yöneltiyoruz:

Rianne, yüksek Almanca konuşmaktan hoşlanıyor musun?

Tuhaf buluyorum!