|
26 Eylül
2004 Halkoylaması
Annelik sigortasında
İsviçreli seçmen
asırlık
inadını bırakacak mı?
• İsviçre'de geçtiğimiz yüzyıl
boyunca annelik sigortası konusunda toplumsal bir uzlaşma
ortaya çıkamadı. 1900-1999 yılları arasındaki yüz yıllık
dönemde, hükümet ve parlamentonun üç, sivil kurumların iki
olmak üzere annelik sigortasıyla ilgili toplam beş çözüm
önerisi halkoylamalarında seçmen halk tarafından reddedildi.
•
İsviçre, annelik sigortası konusunda
ülke çapında geçerli bir düzenlemeye sahip olamama özelliğine
artık son verip Avrupa standartlarına uyum sağlayabilecek mi?
Bu sorunun cevabı 26 Eylül 2004 akşamı, halkoylaması sonuçlarının
açıklanmasıyla belli olacak. İsviçreli seçmenin asırlık
inadını bırakması halinde, doğum sonrası dönemle ilgili
ülkedeki farklı uygulamalar arasında yasal zemine dayalı bir
uyum da sağlanmış olacak.
snc
türkçe
haber
ve araştırma dosyası
sevim civil
-zafer sayar
Seçmen halkla hükümet ve parlamento arasında
20. yüzyıl boyunca süren annelik sigortası konusundaki uzlaşmazlığa
son vermek amacıyla Ekim 2003'te çıkarılan yasanın kaderi,
26 Eylül'de sonuçlanacak halkoylamasında, belli olacak. Seçmen
halk evet derse, parlamentodan geçen yasa kesinlik kazanacak,
İsviçre, ülke çapında geçerli bir annelik sigortasına
kavuşacak. Halkoylamasından, daha önce defalarca olduğu gibi
yine hayır sonucu çıkarsa, kantonlar ve işkolları arasındaki
farklı uygulamalar devam edecek.
Halkoyuna sunulan annelik sigortası yasasının,
toplumsal bir uzlaşma arayışıyla hazırlandığı biliniyor.
Daha önceki annelik sigortası arayışlarının olumsuz sonuçlanmasında,
işveren kesiminin direncinin önemini dikkate alan
parlamentonun, doğum sonrası anneye yapılacak ödentiyi mümkün
kılacak mali kaynağın yaratılmasında işçi ve işverene eşit
sorumluluk yüklediği hemen göze çarpıyor. Çalışan
kesimlerden gelebilecek itirazlar ise, "bu yasa asgari koşulları
düzenliyor, daha fazla hak önünde bir engel değil; bunun
yolu da toplu sözleşmelerden geçer" denerek engellenmeye
çalışılıyor.
Seçmenin evet demesi halinde, İsviçre'de
anneler doğum sonrasındaki 14 haftalık sürede aylık ücretlerinin
yüzde 80'ini almaya hak kazanmış olacaklar. Annelik sigortası,
ücretli çalışan kadınlar için olduğu gibi, kendi işyerlerinde
ya da aile işletmelerinde çalışan kadınlar için de geçerli
olmuş olacak. Çalışır durumda olmayan kadınlar ise, daha
önceki pek çok tasarının tersine, annelik sigortası kapsamında
değerlendirilmiyorlar.
Annelik sigortası kapsamına girmek için,
en az dokuz ay sigortalı olmak ve bunun beş ayında çalışır
durumda olmak koşulu arandığı gibi, yapılacak ödemeler de
günde 172 franklık üst sınırı aşamayacak
Mali kaynak sorunu
Annelik sigortasını düzenleyen yasa, doğum
sonrası anneye yapılacak ödemelerde, İsviçre'de daha önce
de var olan bir sosyal sigorta fonunu kullanmayı planlıyor.
Yurttaşlık yükümlülüğü olarak askerlik ya da sivil
savunma hizmeti yapıldığında, bundan kaynaklanan ücret kaybını
tazmin eden sosyal sigorta kurumu, yasanın halkoylamasında
kabul edilmesi halinde, artık doğum sonrası annelere yapılacak
ödemelerden de sorumlu olacak. 1953 yılından bu yana zorunlu
olan bu sigortanın kasasında 2003 yılı sonu itibariyle 2,3
milyar franklık rezerve bir kaynak bulunuyor. Bu miktarın her
yıl büyüdüğü de biliniyor. Örneğin yine 2003 yılında
sigorta kasasına 932 milyon frank girerken, harcama 703 milyon
frankta kalmış; yani sadece bir yılda rezerv 229 milyon frank
büyümüş.
Yasanın mali yol haritası, ihtiyaç
fazlası bu kaynağın, annelik sigortasının başlangıcı için
yeterli olduğundan yola çıkılarak çizilmiş. Peki ya sonra?
Bu paranın ancak iki ya da üç yıl yeteceğini öngören
yasa, bu fonun sürekli beslenmesi için bugün işçi ve işverence
eşit olarak paylaşılan, brüt ücretin binde üç oranındaki
sigorta kesintisini binde birer artışlık iki aşamayla binde
beşe çıkarmayı planlamış. Bu yolla, annelik sigortası için
yılda gerekli olan 483 milyon frankın, başka bir desteğe
ihtiyaç duyulmaksızın karşılanabileceği hesaplanmış.
Ayda
sadece 2 frank ek kesinti
Büyük rakamlarla ifade edilen sosyal
fonların para trafiği, çoğu zaman sadece konunun uzmanlarınca
anlaşılabildiği için belki bu noktada bir örnek vermek daha
uygun olabilir. Şimdiye kadar askerlik ve sivil savunma hizmeti
yapanların gelir kayıplarının karşılanması için bütün
ücretlerden zaten binde 1,5 oranında zorunlu kesinti yapılıyordu.
Bir o kadar da işveren tarafından ödeniyordu. Örneğin 4'000
frank brüt ücretle çalışan işçiden, işverenden de aynı
miktar olmak üzere, bu sigorta için ayda altı franklık
kesinti yapılıyordu. Annelik sigortası devreye girince, işçi
ve işveren tarafından eşit olarak paylaşılan binde birlik
ek bir kesinti devreye girmiş olacak; yani taraflar on binde beşlik
paylarla bu fonu desteklemiş olacaklar. Bu ise 4'000 franklık
brüt ücret için işçi ve işverene ayda ikişer franklık
bir yük anlamına geliyor.
İşverenlere
de tasarruf imkanı
Bu arada, işverenler açısından son
derece önemli bir noktaya da dikkat çekmek zorunlu oluyor. İsviçre'de
bugün işleyen sisteme göre, doğum sonrası çalışılmayan
süre için işverenler tarafından yılda toplam 353 milyon
franklık ödeme yapıldığı kaydediliyor. Annelik sigortasının
halkoylamasında kabul edilmesi halinde, ihtiyaç duyulan yıllık
mali kaynak 483 milyon frank olmasına rağmen, bu rakam ücretli
çalışanlar ve işverenler tarafından eşit olarak paylaşılacağı
için, işverenlere düşen pay yılda 241 milyon frankın biraz
üzerinde olacak. Özetle işveren kesimi, yılda yaklaşık
toplam 112 milyon franklık tasarruf yapmış olacak.
Sistem bugün nasıl işliyor?
İsviçre'de bugün çalışır durumda
olan 1,6 milyon kadının 1,2 milyonu, yani yüzde 75'i
fizyolojik olarak doğurganlık özelliklerini korur yaşlarda
bulunuyor. İsviçre'de genel bir annelik sigortası yok, ama bu
kadınların hamilelik ve doğum sonrasında tümüyle korumasız
oldukları anlamına gelmiyor. Buradaki temel sorun, doğum
sonrası çalışılamayan süredeki gelir kaybının karşılanmasıyla
ilgili uygulamaların işkolu, işyeri, hizmet süresi ve
kantonlar düzeyinde önemli farklılıklar göstermesi.
Doğum öncesi ve sonrasındaki yasal
koruma
Hamilelik ve doğum sonrasıyla ilgili
koruma önlemlerinde ülke çapında yasa gereği uygulanan
kurallar bulunuyor. Bunların en önemlilerini şöyle sıralamak
mümkün:
• Doğumdan sonra sekiz haftalık çalışma
yasağı.
• Doğumdan sonraki 8-16 haftalar arasında
sadece annenin kabul etmesi halinde işe yeniden başlama.
• Tüm hamilelik süresince ve doğumdan
sonraki 16 haftada kadınları işten çıkarma yasağı.
• Hamilelerin ve emziren annelerin günde
9 saatten fazla çalıştırılmaması.
• Emziren annelere bunun için gerekli
zamanın tanınması; emzirmenin işletmede yapılması halinde
ilk bir yıl içinde bundan dolayı bir ücret kesintisi yapılmaması,
işletme dışında yapılması halindeyse bu süreyle ilgili yüzde
50'yi aşmayan ücret kesintisi yapılması.
• Hamile kadınlara ve emziren annelere,
onların ve bebeğin sağlığını tehlikeye düşürecek işler
verilmemesi, işverenin bu duruma uygun bir iş gösterememesi
halinde, ücretin yüzde 80'ini ödemesi.
• Doğumdan önceki 8 haftada gece çalışma
yasağı (saat 20.00-06.00 arası). İşvereninin eşdeğerde
bir işi gündüz çalışmasında (saat 06.00-20.00 arası) gösterememesi
halinde, ücretin yüzde 80'ini ödemesi.
• Hamilelik ve doğumdan sonraki 8-16
haftalar arasındaki dönemde kadın çalışanın gece çalışmasını
kabul etmeme hakkı. İşverenin eşdeğer bir işi gündüz çalışma
saatlerinde gösterememesi halinde, ücretin yüzde 80'ini ödemesi.
• Doğum öncesi ve sonrasıyla ilgili sağlık
kontrolü ve tedavi giderlerinin hastalık sigortalarınca karşılanması.
Doğum sonrası gelir kaybının karşılanması
Sonuçları 26 Eylül 2004'te belli olacak
halkoylamasının konusunu da zaten, doğum öncesi ve sonrası
genel koruma tedbirleri değil, kadınların doğumdan
kaynaklanan gelir kayıplarının karşılanmasıyla ilgili nasıl
bir yol izleneceği oluşturuyor. Peki, bugün doğum sonrasında
bir ödeme yapılmıyor mu? Evet, yapılıyor, ama bu konuda bir
istisna dışında ulusal ölçekte geçerli genel bir yasal düzenleme
yok.
İstisnayı, yani bütün İsviçre'de geçerli
olan tek kuralı, doğumdan sonraki 3 haftada, annenin gelir
kaybının karşılanması zorunluluğu oluşturuyor. Ama bu da,
detaylardan yoksun, daha ziyade yol gösterici bir kural niteliği
taşıyor. Uygulamada bu kuraldan bir başlangıç noktası
olarak yararlanılıyor, ama sistem kantonlar, işkolları ve işyerlerine
göre aralarında önemli farklılıklarla şekilleniyor.
Uygulamaların bir önemli özelliği de, sigorta niteliği taşımaması,
zira, ödeme işveren tarafından normal ücret ödemesinin
devamı şeklinde yapılıyor.
Bern, Basel ve Zürih cetvelleri
Bugün İsviçre'de doğum sonrası ödemeler
için, Bern, Basel ve Zürih adlarıyla anılan üç temel
cetvel kullanılıyor. Bu ödeme sistemleri, hizmet süresi esas
alınarak düzenlenmiş durumda. Sadece ilk hizmet yılında doğum
sonrası 3 haftalık ödeme yapılması konusunda birleşen bu
üç uygulama, bundan sonra farklılaşıyor. Örneğin Bern
modeline göre, 4. hizmet yılındaki bir anneye doğumdan sonra
2 ay ödeme yapılırken, bu süre Basel modeline göre 3 ay, Zürih
modeline göre ise 10 hafta olarak belirleniyor. Kantonlar, bu
üç ana modelden birini esas olarak alarak davranmakla
birlikte, uygulamada pek çok ayrıntıda farklılıklar yaşanıyor.
Burada sendikaların da çok önemli bir
etken olarak devreye girdikleri biliniyor. Toplu iş sözleşmelerinde
yapılan pazarlıklar sonucu, doğum sonrası annenin gelir kayıplarının
karşılanmasıyla ilgili sadece işkolu düzeyinde geçerli
yeni uygulamalar ortaya çıkıyor. Bu da bazı işkollarındaki
anneleri, diğerlerine göre daha şanslı ya da daha şanssız
kılıyor.
İsviçre Sosyal Sigortalar Dairesi tarafından
verilen bilgiye göre, doğum sonrası ödemeler konusunda, bugün
çalışır durumda olan toplam 1,6 milyon kadının 500 bini
toplu iş sözleşmelerinin ilgili maddeleri, 1 milyon 100 bini
ise kantonlarda genel kabul gören uygulamalar kapsamında yer
alıyor.
|