|
İsviçre-AB ilişkileri'nde
kriz tehlikesi
Serbest
dolaşım, işverence "nimet"
bilinince
sendikalar rest çekti
Serbest dolaşımın 15 eski
AB üye ülkesiyle 1 Haziran 2004'te yürürlüğe girmesiyle İsviçre
AB ilişkilerinde atılan adımın önemi, iş pazarında ortaya
çıkan yeni sorunların gölgesinde kaldı. Sendikalar, araştırmaların
ücretler ve sosyal haklarda belirgin bir kötüleşmenin söz
konusu olduğunu gösterdiğini, bu yöndeki kontrollerin daha
etkin bir şekilde yapılması gerektiğini vurgulayarak, önlem
alınmaması halinde referanduma gideceklerini açıkladılar.
Konuyla ilgili İsviçre Halk
Partisi'nce (SVP) yapılan açıklamada, işverenlerin konumunun
korunması gerektiği ve önlemlerin sertleştirilmesinin ekonomik
yaşama zarar verebileceği görüşü savunuldu. Sosyal Demokrat
Parti (SP) ise, sendikaların serbest dolaşımla ilgili
kontrollerin düzenli ve daha etkin bir şekilde yapılması doğrultusundaki
talebinin önemsenmesini isteyerek, "referanduma gidilmesi
halinde İsviçre-AB ilişkilerinde telafisi mümkün olmayacak
zararların ortaya çıkacağına" dikkat çekti.
snc/
ali yılmaz
BERN. snc. İsviçre iş pazarında, AB
üye ülkeleriyle yapılan serbest dolaşım anlaşmalarından
kaynaklanan işgücü göçünün yeterince denetlenmemesi
nedeniyle önemli sıkıntılar yaşandığı bildirildi. İşverenlerin
anlaşmaların uygulanmasındaki açıklardan yararlanarak yoğun
bir şekilde ucuz işgücüne yönelmesinin, ücretleri aşağı
çektiği ve çalışanların sosyal haklar başta olmak üzere
kazanımlarını zedelediği açıklanarak, kağıt üstünde
kalan önlemlerin bir an önce hayata geçirilmesi istendi. Devlet
Ekonomi Sekreterliği ve ülkenin en büyük işçi sendikası
UNİA
tarafından ayrı ayrı yapılan açıklamalarda, çalışma hayatındaki
gerekli denetimlerden sorumlu olan kantonlar göreve davet
edildi.
"Serbest dolaşım kötüye
kullanılıyor"
UNIA Sendikası Eş Başkanı
Vasco Pedrina, "yapılan bütün araştırmaların,
serbest dolaşımı, kararlaştırılan önlemler doğrultusunda
denetlemesi gereken kanton yetkililerinin bu görevlerini
yeterince yapmadıklarını gösterdiğini ve bunun da işverenler
tarafından kötüye kullanılarak ücretlerin düşmesine yol açtığını"
söyledi. Pedrina, St. Gallen'deki bir Alman firmasında yapılan
incelemeleri örnek vererek şöyle konuştu:
"Firma, çalışanlarını, 10-12 Euro gibi aşırı düşük saat ücretleri
ödeyerek çalıştırıyor. Ancak bir ahırı andırabilecek
yatakhanelerde, kirli yataklarda yatan çalışanlardan, bunun için
ücretlerinden ayda 500 frank kesiliyor."
Bürokrasi de rahatsız
Sendikaların serbest dolaşımın denetimiyle ilgili yeterli önlemlerin alınmadığı
doğrultusundaki eleştirilerine, Devlet Ekonomi Sekreterliği'nin
(seco) de katıldığı ve gelişmeleri kaygıyla izlediği öğrenildi.
İsviçre iş pazarındaki kayıtsız ve kural dışı gelişmenin
toplumsal dengeleri zedeleyecek boyutlara vardığının, daireye
ulaşan bilgilerle de doğrulandığı bildirildi.
Kantonlarca yapılan yetersiz denetimlerin gerçek tabloyu yansıtmaktan
uzak olduğu kabul edilmesine rağmen, şimdilik ulaşılan
verilerin dahi, ücretler ve çalışma şartlarındaki kötüleşme
hakkında fikir verdiği belirtildi.
Örneğin, 2003 yılında Zürih'te inşaat alanında yapılan kontrollerin
yüzde 28’inde serbest dolaşım anlaşmalarının kötüye
kullanıldığı ortaya çıktı. Bern’de ise Almanya’dan
gelen 300 işçinin yüzde 90’ının düşük ücretlerle çalıştırıldıkları
görüldü.
İsviçre-AB Serbest Dolaşım
Anlaşması
İsviçre'nin 15 eski AB ülkesiyle işgücünün serbest dolaşım anlaşmaları,
1 Haziran 2004 tarihinden itibaren uygulamada yeni bir aşama başlatmıştı.
İsviçre, anlaşmalar gereğince eski AB ülkelerine, 31 Mayıs
2007 tarihine kadar uzun süreli oturumlar için yılda 15 bin
yeni "B Oturumu" kontenjanı ayırmış ve bu tarihten
sonra bu sınırlamanın da kaldırılacağını açıklamıştı.
İsviçre yurttaşları ise, bu ülkelerde oturma ve çalışma
izni açısından hiçbir sınırlama olmaksızın AB yurttaşlarıyla
eşit haklara sahip olmuşlardı.
AB'nin on yeni üyesinin serbest dolaşım anlaşmalarına dahil olabilmesi
ise ek bir protokol hükmüne bağlanmıştı. Yeni AB üyelerini
kapsayacak bu protokolün 2005 yılı ortasında yürürlüğe
girmesi prensip olarak kabul edilmişti.
AB'nin yeni on üyesi kaygıları
daha da arttırıyor
Serbest dolaşım hakkına karşı çıkmayan sendikalar, bu hakkın
denetimsizlik yüzünden bugünden işverenlerce kötüye kullanıldığını,
on yeni üye ülkenin bu anlaşmaya katılımının bu gerekçeyle
kaygıyla karşılandığını belirtiyorlar. Bu nedenle, işgücünün
serbest dolaşımının önümüzdeki yıl yeni on AB ülkesiyle
genişletilmeden önce iş pazarındaki önlemlerin güçlendirilerek
hayata geçirilmesini talep ediyorlar.
Sendikalar, aksi takdirde, giderek İsviçre'deki koşullara göre çalışan
daha çok insanın işine son verileceğini, işsizliğin artacağını,
toplu sözleşmelerin rafa kalkacağını, çalışanların haklarının
ağır yaralar alacağını, göçmenlerin ve gençlerin iş
bulmakta daha da zorlanacağının kolaylıkla tahmin edilebileceğini
söylüyorlar.
Öneri ve uyarı
Serbest dolaşım anlaşmalarıyla İsviçre'ye gelen işgücünün çalışma
yaşamına katılması ve iş pazarına uyum sağlamasıyla ilgili
düzenlemeler ve uygulamayla, işyerlerinde gerekli denetimlerin
yapılmasının kantonların yetki alanına giren bir konu olduğu
biliniyor. Ancak, uygulama, kantonların böyle bir çalışmayı
sürdürmeye hazır olmadıklarını, ellerindeki imkanların buna
yetmediğini gösteriyor. İşverenlerin de bu idari boşluğu
daha fazla kar amacıyla değerlendikleri, ücretleri giderek aşağı
çektikleri ortaya çıkıyor.
Sendikalar, kantonların gerekli kontrolleri yapabilmeleri için her şeyden
önce ek müfettiş kadrolarına ihtiyaç duyduklarını
vurgulayarak, bununla ilgili ortaya çıkacak masrafların yüzde
30’unun İsviçre Hükümeti tarafından karşılanabileceğini
öneriyorlar.
Yaşanan duruma sessiz kalmalarının mümkün olmadığını hatırlatan
sendikalar, serbest dolaşım hakkının işverenlerce kötüye
kullanımının acilen önüne geçilmemesi halinde, varolan önlemlerin
sertleştirilmesi ve genişletilmesi için referanduma gitmekten
kaçınmayacaklarını açıklıyorlar.
İş pazarının denetimiyle
ilgili farklı görüşler
Sendikalar referandum uyarısında bulunurlarken, yetkililer, iş pazarında
yaşanan sorunun ağırlığını kabul ederek çözüm yolları
üzerine kafa yormaya devam ediyorlar. Serbest dolaşımın,
AB’nin ana fikirlerinden biri olduğunu belirten yetkililer, bu
alandaki ortak çalışmalara tavır alınması halinde İsviçre’nin
serbest rekabetten tecrit edileceği ve oldukça büyük ekonomik
sorunlarla karşı karşıya geleceğine dikkat çekiyorlar.
Konuya bakışta partiler arasında da önemli değerlendirme farklılıkları
olduğu ortaya çıkıyor. Örneğin, İsviçre Halk Partisi
(SVP), "önlemlerin sertleştirilmesinin ekonomik nedenlerden
ötürü olumlu sonuç vermeyeceği, bunun ekonomik özgürlükleri
kısıtlayarak hem işverenler, hem de işçiler açısından
dezavantaj yaratacağı ve ek harcamalara yol açacağı" görüşünü
savunuyor. Bugünkü önlemleri yeterli bulan SVP, bu arada,
"serbest dolaşımın on yeni AB üye ülkesiyle genişletilmesine
karşı olduğunu" da açıklıyor.
Sosyal Demokrat Parti (SP)
ise, sendikaların serbest dolaşımla ilgili
denetimlerin düzenli ve daha etkin bir şekilde yapılması doğrultusundaki
talebinin önemini vurgulayarak, "Referanduma gidilmesi
durumunda, İsviçre-AB ilişkilerinde telafisi mümkün olmayacak
zararlar ortaya çıkar“ diyor.
Sorun nereden kaynaklanıyor?
İsviçre'de serbest dolaşım anlaşmalarıyla birlikte, bir önlemler
paketinin de uygulamaya konduğu hatırlanıyor. Bugün yeterince
uygulanmadığı herkes tarafından kabul edilen bu paketin
serbest dolaşımın kötüye kullanılmaması amacıyla hazırlandığı
biliniyor. Önlemlerin şimdiye kadar fazla bir işlev görmemesinin
nedenleri de ayrıntılı bir şekilde değerlendirilmeye devam
ediliyor.
Uzmanlar, bunda uygulamadaki boşlukları değerlendirme alışkanlığındaki
işverenlerin daha fazla kar etme arzularının önemli bir faktör
olduğunu dile getiriyorlar ve şöyle devam ediyorlar:
"Ancak, iş pazarındaki denetimleri yapmakla görevlendirilen
kantonların, böyle bir çalışmaya hazır olmadıkları ortaya
çıkmış durumda. Bu konuda yeterli tecrübeye sahip olmadıkları
gibi, ellerinde kadrolar da yeterli değil."
En büyük zorluğun, AB ülkelerinden üç aydan daha kısa bir zaman için
İsviçre'ye çalışmaya gelenlerle ilgili bir izin zorunluluğu
olmamasından kaynaklandığına işaret eden uzmanlar, hakların
işverenlerce kötüye kullanımının özellikle bu noktada
ortaya çıktığını kaydediyorlar. Serbest dolaşım anlaşmalarında
İsviçre'nin, bu gibi kısa çalışma süreleri için AB ülkelerine
yıllık 115 bin 500 kişilik kontenjan ayırmasına rağmen,
resmi kayıtlara göre bunun ancak yarısının kullanılıyor görünmesi
kuşkulu bir durum olarak değerlendiriliyor ve kayıt dışı büyük
bir işgücünün işverenlerce kullanıldığı tahmin ediliyor.
Yetkililer de, işgücüyle ilgili kayıt sistemimin bu noktada
çökmüş durumda olduğunu kabul ediyorlar.
Uygulanamayan önlemler paketi
neyi öngörüyor?
Serbest dolaşımın 1 Haziran 2004 tarihinden itibaren uygulamada yeni bir
aşamaya ulaşmasıyla, eş zamanlı olarak, çalışanların
bundan zarar görmemeleri için bir dizi önlem de devreye sokulmuştu.
Ücretlerin, hakların ve çalışma koşullarının kötüleştirilmesine
karşı düşünülen, ancak büyük ölçüde kağıt üzerinde
kalan bu önlemlerin başında, "merkezleri yurtdışında
olan firmaların, çalışma koşulları ve ücretler konusunda,
İsviçre’de geçerli olan iş anlaşmalarına uyum sağlamaları
gerektiği" geliyordu. Bunun sağlanması için ise,
"serbest dolaşım anlaşmasına aykırı davranışların
ortaya çıkması halinde işverenler, çalışanlar ve hükümet
temsilcilerinden oluşan bir komisyonun devreye girmesi" öngörülmüştü.
Bu komisyonun ana görevi, toplu iş sözleşmelerinin genel kabulünün
sağlanması ya da ilgili sektörde toplu iş sözleşmeleri
yoksa, asgari ücretleri belirleyen yeni bir iş anlaşması hazırlamak
olarak belirlenmişti.
|