snc, sadece günlük haberle

yetinmiyor, İsviçre'deki

önemli gelişmeleri de mercek

altına alıyor.

snc dosyaları >>>

 

UNIA Eş Başkanı Vasco Pedrina (solda), sendikanın kuruluş kongresinde Dışişleri Bakanı Micheline Calmy-Rey ve diğer eş başkan Renzo Ambrosotti ile: "Serbest dolaşım hakkının işverence kötüye kullanılmasına izin vermeyeceğiz." (Foto: Mazlum Kılınç)

 

İsviçre-AB ilişkileri'nde kriz tehlikesi

Serbest dolaşım, işverence "nimet"

bilinince sendikalar rest çekti

Serbest dolaşımın 15 eski AB üye ülkesiyle 1 Haziran 2004'te yürürlüğe girmesiyle İsviçre AB ilişkilerinde atılan adımın önemi, iş pazarında ortaya çıkan yeni sorunların gölgesinde kaldı. Sendikalar, araştırmaların ücretler ve sosyal haklarda belirgin bir kötüleşmenin söz konusu olduğunu gösterdiğini, bu yöndeki kontrollerin daha etkin bir şekilde yapılması gerektiğini vurgulayarak, önlem alınmaması halinde referanduma gideceklerini açıkladılar.

Konuyla ilgili İsviçre Halk Partisi'nce (SVP) yapılan açıklamada, işverenlerin konumunun korunması gerektiği ve önlemlerin sertleştirilmesinin ekonomik yaşama zarar verebileceği görüşü savunuldu. Sosyal Demokrat Parti (SP) ise, sendikaların serbest dolaşımla ilgili kontrollerin düzenli ve daha etkin bir şekilde yapılması doğrultusundaki talebinin önemsenmesini isteyerek, "referanduma gidilmesi halinde İsviçre-AB ilişkilerinde telafisi mümkün olmayacak zararların ortaya çıkacağına" dikkat çekti.

snc/ ali yılmaz

BERN. snc. İsviçre iş pazarında, AB üye ülkeleriyle yapılan serbest dolaşım anlaşmalarından kaynaklanan işgücü göçünün yeterince denetlenmemesi nedeniyle önemli sıkıntılar yaşandığı bildirildi. İşverenlerin anlaşmaların uygulanmasındaki açıklardan yararlanarak yoğun bir şekilde ucuz işgücüne yönelmesinin, ücretleri aşağı çektiği ve çalışanların sosyal haklar başta olmak üzere kazanımlarını zedelediği açıklanarak, kağıt üstünde kalan önlemlerin bir an önce hayata geçirilmesi istendi. Devlet Ekonomi Sekreterliği ve ülkenin en büyük işçi sendikası UNİA tarafından ayrı ayrı yapılan açıklamalarda, çalışma hayatındaki gerekli denetimlerden sorumlu olan kantonlar göreve davet edildi.

"Serbest dolaşım kötüye kullanılıyor"

UNIA Sendikası Eş Başkanı Vasco Pedrina, "yapılan bütün araştırmaların, serbest dolaşımı, kararlaştırılan önlemler doğrultusunda denetlemesi gereken kanton yetkililerinin bu görevlerini yeterince yapmadıklarını gösterdiğini ve bunun da işverenler tarafından kötüye kullanılarak ücretlerin düşmesine yol açtığını" söyledi. Pedrina, St. Gallen'deki bir Alman firmasında yapılan incelemeleri örnek vererek şöyle konuştu:

"Firma, çalışanlarını, 10-12 Euro gibi aşırı düşük saat ücretleri ödeyerek çalıştırıyor. Ancak bir ahırı andırabilecek yatakhanelerde, kirli yataklarda yatan çalışanlardan, bunun için ücretlerinden ayda 500 frank kesiliyor."

Bürokrasi de rahatsız

Sendikaların serbest dolaşımın denetimiyle ilgili yeterli önlemlerin alınmadığı doğrultusundaki eleştirilerine, Devlet Ekonomi Sekreterliği'nin (seco) de katıldığı ve gelişmeleri kaygıyla izlediği öğrenildi. İsviçre iş pazarındaki kayıtsız ve kural dışı gelişmenin toplumsal dengeleri zedeleyecek boyutlara vardığının, daireye ulaşan bilgilerle de doğrulandığı bildirildi.

Kantonlarca yapılan yetersiz denetimlerin gerçek tabloyu yansıtmaktan uzak olduğu kabul edilmesine rağmen, şimdilik ulaşılan verilerin dahi, ücretler ve çalışma şartlarındaki kötüleşme hakkında fikir verdiği belirtildi.

Örneğin, 2003 yılında Zürih'te inşaat alanında yapılan kontrollerin yüzde 28’inde serbest dolaşım anlaşmalarının kötüye kullanıldığı ortaya çıktı. Bern’de ise Almanya’dan gelen 300 işçinin yüzde 90’ının düşük ücretlerle çalıştırıldıkları görüldü.

İsviçre-AB Serbest Dolaşım Anlaşması

İsviçre'nin 15 eski AB ülkesiyle işgücünün serbest dolaşım anlaşmaları, 1 Haziran 2004 tarihinden itibaren uygulamada yeni bir aşama başlatmıştı. İsviçre, anlaşmalar gereğince eski AB ülkelerine, 31 Mayıs 2007 tarihine kadar uzun süreli oturumlar için yılda 15 bin yeni "B Oturumu" kontenjanı ayırmış ve bu tarihten sonra bu sınırlamanın da kaldırılacağını açıklamıştı. İsviçre yurttaşları ise, bu ülkelerde oturma ve çalışma izni açısından hiçbir sınırlama olmaksızın AB yurttaşlarıyla eşit haklara sahip olmuşlardı.

AB'nin on yeni üyesinin serbest dolaşım anlaşmalarına dahil olabilmesi ise ek bir protokol hükmüne bağlanmıştı. Yeni AB üyelerini kapsayacak bu protokolün 2005 yılı ortasında yürürlüğe girmesi prensip olarak kabul edilmişti.

AB'nin yeni on üyesi kaygıları daha da arttırıyor

Serbest dolaşım hakkına karşı çıkmayan sendikalar, bu hakkın denetimsizlik yüzünden bugünden işverenlerce kötüye kullanıldığını, on yeni üye ülkenin bu anlaşmaya katılımının bu gerekçeyle kaygıyla karşılandığını belirtiyorlar. Bu nedenle, işgücünün serbest dolaşımının önümüzdeki yıl yeni on AB ülkesiyle genişletilmeden önce iş pazarındaki önlemlerin güçlendirilerek hayata geçirilmesini talep ediyorlar.

Sendikalar, aksi takdirde, giderek İsviçre'deki koşullara göre çalışan daha çok insanın işine son verileceğini, işsizliğin artacağını, toplu sözleşmelerin rafa kalkacağını, çalışanların haklarının ağır yaralar alacağını, göçmenlerin ve gençlerin iş bulmakta daha da zorlanacağının kolaylıkla tahmin edilebileceğini söylüyorlar.

Öneri ve uyarı

Serbest dolaşım anlaşmalarıyla İsviçre'ye gelen işgücünün çalışma yaşamına katılması ve iş pazarına uyum sağlamasıyla ilgili düzenlemeler ve uygulamayla, işyerlerinde gerekli denetimlerin yapılmasının kantonların yetki alanına giren bir konu olduğu biliniyor. Ancak, uygulama, kantonların böyle bir çalışmayı sürdürmeye hazır olmadıklarını, ellerindeki imkanların buna yetmediğini gösteriyor. İşverenlerin de bu idari boşluğu daha fazla kar amacıyla değerlendikleri, ücretleri giderek aşağı çektikleri ortaya çıkıyor.

Sendikalar, kantonların gerekli kontrolleri yapabilmeleri için her şeyden önce ek müfettiş kadrolarına ihtiyaç duyduklarını vurgulayarak, bununla ilgili ortaya çıkacak masrafların yüzde 30’unun İsviçre Hükümeti tarafından karşılanabileceğini öneriyorlar.

Yaşanan duruma sessiz kalmalarının mümkün olmadığını hatırlatan sendikalar, serbest dolaşım hakkının işverenlerce kötüye kullanımının acilen önüne geçilmemesi halinde, varolan önlemlerin sertleştirilmesi ve genişletilmesi için referanduma gitmekten kaçınmayacaklarını açıklıyorlar.

İş pazarının denetimiyle ilgili farklı görüşler

Sendikalar referandum uyarısında bulunurlarken, yetkililer, iş pazarında yaşanan sorunun ağırlığını kabul ederek çözüm yolları üzerine kafa yormaya devam ediyorlar. Serbest dolaşımın, AB’nin ana fikirlerinden biri olduğunu belirten yetkililer, bu alandaki ortak çalışmalara tavır alınması halinde İsviçre’nin serbest rekabetten tecrit edileceği ve oldukça büyük ekonomik sorunlarla karşı karşıya geleceğine dikkat çekiyorlar.

Konuya bakışta partiler arasında da önemli değerlendirme farklılıkları olduğu ortaya çıkıyor. Örneğin, İsviçre Halk Partisi (SVP), "önlemlerin sertleştirilmesinin ekonomik nedenlerden ötürü olumlu sonuç vermeyeceği, bunun ekonomik özgürlükleri kısıtlayarak hem işverenler, hem de işçiler açısından dezavantaj yaratacağı ve ek harcamalara yol açacağı" görüşünü savunuyor. Bugünkü önlemleri yeterli bulan SVP, bu arada, "serbest dolaşımın on yeni AB üye ülkesiyle genişletilmesine karşı olduğunu" da açıklıyor.

Sosyal Demokrat Parti (SP) ise, sendikaların serbest dolaşımla ilgili denetimlerin düzenli ve daha etkin bir şekilde yapılması doğrultusundaki talebinin önemini vurgulayarak, "Referanduma gidilmesi durumunda, İsviçre-AB ilişkilerinde telafisi mümkün olmayacak zararlar ortaya çıkar“ diyor.

Sorun nereden kaynaklanıyor?

İsviçre'de serbest dolaşım anlaşmalarıyla birlikte, bir önlemler paketinin de uygulamaya konduğu hatırlanıyor. Bugün yeterince uygulanmadığı herkes tarafından kabul edilen bu paketin serbest dolaşımın kötüye kullanılmaması amacıyla hazırlandığı biliniyor. Önlemlerin şimdiye kadar fazla bir işlev görmemesinin nedenleri de ayrıntılı bir şekilde değerlendirilmeye devam ediliyor.

Uzmanlar, bunda uygulamadaki boşlukları değerlendirme alışkanlığındaki işverenlerin daha fazla kar etme arzularının önemli bir faktör olduğunu dile getiriyorlar ve şöyle devam ediyorlar:

"Ancak, iş pazarındaki denetimleri yapmakla görevlendirilen kantonların, böyle bir çalışmaya hazır olmadıkları ortaya çıkmış durumda. Bu konuda yeterli tecrübeye sahip olmadıkları gibi, ellerinde kadrolar da yeterli değil."

En büyük zorluğun, AB ülkelerinden üç aydan daha kısa bir zaman için İsviçre'ye çalışmaya gelenlerle ilgili bir izin zorunluluğu olmamasından kaynaklandığına işaret eden uzmanlar, hakların işverenlerce kötüye kullanımının özellikle bu noktada ortaya çıktığını kaydediyorlar. Serbest dolaşım anlaşmalarında İsviçre'nin, bu gibi kısa çalışma süreleri için AB ülkelerine yıllık 115 bin 500 kişilik kontenjan ayırmasına rağmen, resmi kayıtlara göre bunun ancak yarısının kullanılıyor görünmesi kuşkulu bir durum olarak değerlendiriliyor ve kayıt dışı büyük bir işgücünün işverenlerce kullanıldığı tahmin ediliyor. Yetkililer de, işgücüyle ilgili kayıt sistemimin bu noktada çökmüş durumda olduğunu kabul ediyorlar.

Uygulanamayan önlemler paketi neyi öngörüyor?

Serbest dolaşımın 1 Haziran 2004 tarihinden itibaren uygulamada yeni bir aşamaya ulaşmasıyla, eş zamanlı olarak, çalışanların bundan zarar görmemeleri için bir dizi önlem de devreye sokulmuştu.

Ücretlerin, hakların ve çalışma koşullarının kötüleştirilmesine karşı düşünülen, ancak büyük ölçüde kağıt üzerinde kalan bu önlemlerin başında, "merkezleri yurtdışında olan firmaların, çalışma koşulları ve ücretler konusunda, İsviçre’de geçerli olan iş anlaşmalarına uyum sağlamaları gerektiği" geliyordu. Bunun sağlanması için ise, "serbest dolaşım anlaşmasına aykırı davranışların ortaya çıkması halinde işverenler, çalışanlar ve hükümet temsilcilerinden oluşan bir komisyonun devreye girmesi" öngörülmüştü. Bu komisyonun ana görevi, toplu iş sözleşmelerinin genel kabulünün sağlanması ya da ilgili sektörde toplu iş sözleşmeleri yoksa, asgari ücretleri belirleyen yeni bir iş anlaşması hazırlamak olarak belirlenmişti.