snc, sadece günlük haberle

yetinmiyor, İsviçre'deki

önemli gelişmeleri de mercek

altına alıyor.

snc dosyaları >>>

 

"Beyaz Yürüyüş", çocukların cinsel taciz ve pornografi kurbanı olmamaları için düzenleniyor ve her yıl tekrarlanıyor.

 

Cinsel taciz ve pornografi kurbanı çocuklar için

Beyaz Yürüyüş, yine uyardı

İsviçre'nin on kantonunda 18 Eylül ve 2 Ekim tarihleri arasında "Beyaz Yürüyüş" adı altında düzenlenen protesto gösterilerine bu yıl yine binlerce kişinin katılması, belki pek çok kişinin ilk bakışta şaşkınlığa düşmesine neden oluyordu. Zira, Beyaz Yürüyüş'e katılanlar, uzun yıllar tabu olarak kalmış bir konuyu gündeme getiriyor ve "çocukların cinsel tatmin aracı olarak kullanımının" engellenmesini talep ediyorlardı. Dahası, bu yıl hedefte bir de öğretmen duruyordu. İki erkek çocuğa cinsel tacizde bulunduğu gerekçesiyle hapis cezasına çarptırılan öğretmenin yeniden göreve başlatılmasının yarattığı endişe, özellikle olayın geçtiği Biel’de insanların yüzlerinden okunuyordu.

snc: sevim civil - zafer sayar

2003: Beyaz Yürüyüş'te dönüm noktası

İsviçre'nin Beyaz Yürüyüş'le tanışmasının üstünden dört yıl geçtiği, yani yürüyüşün bu yıl dördüncü kez düzenlendiği biliniyor. İlk iki yıl, kamuoyunun pek fazla ilgisini çekmeyen ve kantonlardaki küçük grupların dillendirdiği tepkiler, ilk kez geçtiğimiz yıl beklenmedik bir güçle gündeme ağırlığını koyuyordu. Bu gelişmenin ana nedeni ise, Beyaz Yürüyüş'e ilk iki yılda kendiliğinden oluşan sempati ya da ilgi değil, bomba etkisindeki bir skandal oluyordu. Resmi makamların, içinde çocukların yer aldığı pornografik malzemelerin kullanıcılarına karşı düzenledikleri operasyonların açıklamaya başladıkları ilk sonuçları, kamuoyunda soğuk duş etkisi yaratıyordu.

Gün ışığına çıkan ilk bilgiler, olayın vahametinin Beyaz Yürüyüş organizatörlerinin bile tahmin etmeye cesaret edemeyecekleri kadar büyük olduğunu gösteriyordu. Çocukların kullanıldığı video ve DVD gibi elden satın alınan görsel pornografik malzemeler de çok fazlaydı, ama bu alandaki internet sitelerinin ve kullanıcılarının yaygınlığı karşısında neredeyse önemsiz kalıyordu. Çocukların cinsel tatmin aracı olarak kullanımının, küçük İsviçre'de dev bir sektör haline geldiği anlaşılıyordu.

Cinsel taciz ve pornografi kurbanı çocuklar

Birleşmiş Milletler Çocuk Fonu UNICEF'in rakamlarına göre, İsviçre'de her beş kız çocuğundan birinin cinsel tacize uğradığı ve bu oranın erkek çocuklarda onda birin altına düşmediği zaten biliniyordu; ama çocukların "seks oyuncağı" haline getirilmeleriyle oluşturulan bu devasa pornografi pazarından polis de dahil pek kimsenin haberi olmadığı belli oluyordu.

"Genesis" adı verilen ve büyük bir gizlilikle sürdürülen operasyonun en endişe verici sonuçlarından biri de, her geçen gün daha da büyüyen bu yasadışı sektörün müşterilerinin alışılagelen "işte, cinsel sapık" tarifini oldukça zorlamasıydı. Zira, suçluların ortak bir profili yoktu ve toplumsal yaşamın düzenlenmesinde önemli etkiye sahip mesleklerden insanlar da bu işin içinde gibi gözüyordu. Müşteri, öğretmen de olabiliyordu, sosyal danışman, yargıç ya da polis... Önceden toplanan istihbaratlara göre düzenlenen neredeyse hiçbir baskından polisin elinin boş dönmemesi ise, sorunun "münferit bir hadise" düzeyini çoktan aştığını, kanayan bir toplumsal yaraya dönüştüğünü ortaya koyuyordu.

2004: Bu kez bir öğretmen

Çocukların kullanıldığı pornografik malzemelerin üretimi, alımı, satımı ve elde bulundurulması, 2002 yılında yürürlüğe giren yasal düzenlemeyle cezai müeyyideye tabi suç sayılmasına rağmen, uygulamada bunun fazla bir işe yaramadığının görülmesi üzerine, İsviçre'de yeni bir hareketlilik başlıyordu. Polis, izleme ve ihbar servislerini daha etkin bir biçimde işletmeye yöneliyordu. Beyaz Yürüyüş ise, bu yıla, konuya bir kez daha dikkat çekmek amacıyla hazırlanıyordu.

Ancak, yeni bir gelişme, on kantonda 18 Eylül'de başlayıp 2 Ekim'de sona eren Beyaz Yürüyüş'ün rengini, başta Biel olmak üzere, bir anda büyük ölçüde değiştiriyordu. Tepkiler, bir öğretmenin üzerinde odaklaşıyordu.

Beş yıl önce 13 ve 17 yaşındaki iki erkek çocuğa cinsel tacizde bulunduğu suçlamasıyla mahkemece 14 ay hapis cezasına çarptırılan 52 yaşındaki bir öğretmenin, Biel'deki bir ortaokulda yeniden göreve başlaması, velileri isyan ettirmişti. Yetkililerin, "meslek yasağı konulmamıştı ki" şeklindeki savunmaları, tepkileri yatıştırmak bir yana körüklüyordu da...

Okul komisyonu tarafından velilere ve öğrencilere yeni öğretmen üzerine bilgi verilmesinin ardından bir öğrenci sınıf değiştirmişti. Gençlere cinsel tacizde bulunan bir öğretmenin yeniden ders vermeye başladığı haberi özellikle Biel’de büyük tartışmalara yol açmıştı. Okul komisyonunun, tavrını, "öğretmene yeni bir şans tanınması" olarak insani bir gerekçeye dayandırması ise, pek çok kişi açısından durumu değiştirmiyordu.

"Yasak getirilmeli"

Beyaz Yürüyüş'te, bu yıl, Biel'deki öğretmen olayı sık sık gündeme getirilirken, karar da, çocuklara cinsel tacizde bulunan başka öğretmenlere de kapı araladığı gerekçesiyle sert bir dille eleştiriliyordu. Bu arada, Beyaz Yürüyüş (Marche Blanche) Dernek Başkanı Christine Bussat, milletvekili Christoph Darbellay’e, parlamenter bir inisiyatife öncülük yapması isteğinde bulunduklarını da bildiriyordu. Bussat, taleplerini, "cinsel tacizde bulunan kişilerin çocuklarla çalışmalarına artık yasak getirilmelidir" şeklinde özetliyordu.

Ne, nedir?

"Marche Blanche" nasıl doğdu?

Marc Dutroux ya da sapkınlığın sınırsızlığı, Marche Blanche protesto

hareketinin doğuşuna yol açtı... (fotoğraf: Belçika Polis Arşivi)

 

Belçika'yı dehşete düşüren akıl almaz olaylar

İsviçre'de dört yıldır düzenlenen Beyaz Yürüyüş (Marche Blanche), aslında başka bir ülke doğumlu: Belçika...Yüz binlerce Belçikalının 90’lı yıllarda, "Marc Dutroux Olayı"nı protesto etmek amacıyla başlattıkları “Marche Blanche”, hafızalarda tarihin karanlık bir noktası olarak kalmaya devam ediyor.

"Marc Dutroux Olayı"

ya da sapkınlığın sınırsızlığı

Marc Dutroux adındaki Belçikalı, 1989’da 12 ve 19 yaşları arasında beş genç kıza cinsel tacizde bulunmuş ve 13,5 yıl hapis cezası almıştı. Ancak üç yıl sonra iyi hal nedeniyle serbest bırakılmıştı. Marc Dutroux dosyasını kapattığını sanan hukuk sistemi, ne kadar büyük bir yanılgıya düştüğünü sonradan görecekti.

Dutroux'un serbest bırakılmasından sonra 1995’te başlayan ve art arda cereyan eden korkunç olaylar kayıtlara sırayla şöyle geçiyor:

24 Haziran 1995: Belçika’nın Lüttich kentinde sekiz yaşlarında iki kız çocuğu Julie ve Melissa, evlerinin yakınında ortadan kayboluyorlar. Tüm ülke çapında bir arayış başlıyor.

22 Ağustos 1995: 17 ve 19 yaşlarında An ve Eefje adındaki iki kız arkadaşın izleri, bir liman kenti olan Osten'de kayboluyor. Polis, ilk aşamada, An ve Eefje’nin yaşlarından yola çıkarak, olayın, küçük Melissa ve Julie’nin kaybolmalarıyla bağlantısı olabileceğini düşünmüyor.

28 Mayıs 1996: Belçika’nın batısında bulunan bir kentte okula gitmek için evden ayrılan Sabine bir daha geri dönmüyor.

9 Ağustos 1996: 14 yaşındaki Laetitia, Betrix kentinde, evinin yakınında bir minibüse bindirilerek kaçırılıyor. Olaya şahit olanlar, minibüs ve plaka numarası üzerine bilgi verebiliyorlar. Kısa bir süre sonra minibüs sahibi bulunuyor: Bu kişinin, 1989’da iki kız çocuğuna tecavüz etmekten 13,5 yıl hapis cezasına çarptırılan ve iyi halden dolayı 1992’de serbest bırakılan Marc Dutroux’dan başkası olmadığı anlaşılıyor.

13 Ağustos 1996: Dutroux, eşi Michelle Martin ve suç ortağı Michel Lelievre, Sabine ve Laetitia’nın kayboluşlarıyla bağlantılı olarak tutuklanıyorlar.

15 Ağustos 1996: Dutroux’un suçunu kabul etmesinin ardından, Sabine ve Laetitia, suçlunun evlerinin birinden canlı olarak kurtarılıyorlar. Polis, Dutroux’nun evinde ayrıca pornografik fotoğraf, film ve video kasetleri buluyor. Güvenlik birimleri, eş zamanda, Belçikalı emlakçi Jean-Michel Nihoul’u suç ortağı olduğu şüphesiyle tutukluyorlar.

17 Ağustos 1996: Dutroux’nun evinin bahçesinde, 24 Haziran 1995'te kaybolan Julie ve Melissa’nın cesetleri bulunuyor. İki küçük kızın açlıktan öldükleri anlaşılıyor. (Araştırmalar, Dutroux'nun iki küçük kız çocuğunu kaçırdıktan hemen sonra, başka bir suçtan bir süre cezaevinde kaldığını, ölümlerin de bu sürede gerçekleştiğini gösteriyor.)

18 Ağustos 1996: Dutroux ve suç ortağı Lelievre, An ve Eefje’yi 22 Ağustos 1995'te kaçırdıklarını kabul ediyorlar.

3 Eylül 1996: An ve Eefje’nin cesetleri, Dutroux’nun evlerinden birinde bulunuyor.

20 Ekim 1996: Belçika’da, "Marche Blanche“ yani "Beyaz Yürüyüş“ adı altında çoğu beyaz elbiseli 300 bin kişi, Dutroux olaylarının açıklığa kavuşturulması için bir araya geliyor.

23 Nisan 1998: Dutroux, kaçmayı başarıyor, ancak üç saat sonra yakalanıyor. Bunun üzerine, Adalet Bakanı, İçişleri Bakanı ve Jandarma Bakanı istifa ediyorlar.

Mayıs 2000: Dutroux, firar etmek suçundan beş yıl hapis cezasına çarptırılıyor. Mahkeme, bu cezayı, Dutroux’nun firar halinde olduğu kısa sürede, "tehdit" ve "hırsızlık" suçlarını işlemesiyle gerekçelendiriyor.

22 Nisan 2002: Dutroux olaylarıyla ilgili araştırmalar son buluyor. Ancak, Dutroux ve suç ortaklarının yalnız mı hareket ettikleri, yoksa bazı suç şebekeleri ya da politikacılardan da aldıkları teklifler üzerine mi cinsel taciz amacıyla çocuk kaçırdıkları konusuna bir açıklık getirilmiyor.

1 Mart 2004: Marc Dutroux’nun tutuklanmasından yaklaşık sekiz yıl sonra, onun, bu arada kendisinden ayrılan eski eşinin ve suç ortakları olarak tutuklanan Lelievre ve Nihoul’un mahkemeleri başlıyor.

17 Haziran 2004: Mahkeme jürisi, Dutroux’yu, kaçırdığı çocuk ve genç kızları olduğu gibi, suç ortağı Bernhard Weinstein’ı da öldürmekten suçlu buluyor. Dutroux’nun eski eşi ve suç ortağı Lelievre de önemli noktalarda suçlu bulunuyorlar.

***

Çocuklara cinsel tacizde bulunduktan sonra onları öldüren Dutroux, ömrünün geri kalan kısmını hapishanede geçirecek. Belçika ise, gördüğü bu kabusun etkisinden uzun süre kurtulamayacağa benziyor. Bir yandan mahkeme öncesi araştırmaların uzun yılları alması ve konunun ağırlığı, diğer yandan ise Dutroux’nun yüksek makamlara kadar uzanan çocuklara cinsel tacizlerde bulunan bir ağ içerisinde yer alıp almadığının hala bilinmemesi, Belçika’da açılan derin yaranın kabuk bağlamasını engellemeye devam ediyor. (snc)