snc, sadece günlük haberle

yetinmiyor, İsviçre'deki

önemli gelişmeleri de mercek

altına alıyor.

snc dosyaları >>>

 

Artık yerel düzeyde yayın yapan televizyon ve radyo istasyonlarının dışında bazı büyük yayınevleri de kamu paralarından düzenli olarak pay alabilecekler.

 

Dev pasta, medyaların iştahını kabartıyor

Radyo ve televizyon vergileri nereye

gidiyor?

İsviçre’de radyo ve televizyon vergileri Avrupa ortalamasının çok üzerinde… Konutlar yılda 450, işyerleri ise 597 frank vergi ödüyorlar. İsviçre parlamentosu, yeni radyo ve televizyon yasası üzerinde çalışırken, kamuoyunda bu paraların nereye gittiği tartışılıyor ve yeni yasal düzenlemeyle vergilerin daha da artmasından endişe ediliyor. Sadece vergilerin toplanması için özel bir firmaya yılda 48 milyon frank ödenmesi ise tepkilere yol açıyor.

snc/ sevim civil

BERN. snc. İsviçre parlamentosu şu sıralar yeni radyo ve televizyon yasası üzerine tartışmaya devam ediyor. Şimdiye kadar vergilerin tamamı üzerinde İsviçre Radyo ve Televizyon Kurumu’nun (SRG) tekeli olmasına rağmen, sayıları 60’ı bulan bazı özel radyo ve televizyon istasyonlarına da kısmi kaynak aktarımında bulunuluyordu. Ancak, bu yakın zamanda yeni yasayla birlikte değişecek gibi görünüyor. Artık yerel düzeyde yayın yapan televizyon ve radyo istasyonlarının dışında bazı büyük yayınevleri de kamu paralarından düzenli olarak pay alabilecekler.

Toplanan radyo ve televizyon vergilerinden yerel radyolara yılda toplam 12 ile 20 milyon frank, özel televizyon istasyonlarına ise 14 ile 35 milyon arasında bir mali kaynak ayrılması üzerinde duruluyor. Ancak parlamentonun her iki kanadı, henüz bu sübvansiyonların miktarı konusunda hemfikir değiller.

Saldo dergisinin de konuyla ilgili bir araştırmasında işaret ettiği gibi, Ringier, NZZ, Jean Frey ve Basler Zeitung gibi büyük yayınevleri, “Basın-TV”si aracılığıyla ulusal çapta yayın yapan televizyonda her hafta sonu en iyi program saatlerinde kendi ürünlerini televizyon izleyicilerine sunma imkanına sahip olarak vergi paylarını şimdiden güvence altına almış görünüyorlar.

Vergileri toplayan firmaya 48 milyon

Basını eleştirel açıdan izleyen bağımsız bir uzmanlık kuruluşunun başkanı olan Fredi Häni, kar amaçlı özel televizyonların sübvansiyon almalarını doğru bulmadıklarını, bunun tüketicilerin daha fazla radyo ve televizyon vergisi ödemek zorunda kalmaları anlamına geldiğini vurguluyor.

İsviçre sadece televizyon vergilerinde Avrupa düzeyinde ön sırada yer almıyor. Vergi toplayan birime, komşu ülke Almanya toplam vergi miktarının yüzde 1,8'ini (182 milyon) aktarırken, İsviçre, Billag AG'ye bu hizmetten dolayı yılda 48 milyon frank (yüzde 4) ödüyor.

Daha da kötüsü, 2003 sonunda Alman Telecom Firması, İsviçre "T-System" hisselerinin bir kısmını satın aldı. "T-System", yani “Billag Kart Servisi” Globus, Manor, Media Markt ve Migrol gibi şirketlerin müşteri kartlarının işlemlerini yapıyor ve televizyon vergilerinin toplanmasıyla sınırlı bir kamu hizmetinin dışına çıkıyor.

Aargau Milletvekili Maximilian Reimann, 1999'da İsviçre Radyo ve Televizyon Kurumu'nun mali açıdan kontrol edilmesini talep etmiş ve bunun üzerine sorumlu bakan Moritz Leuenberger bu yönde araştırmaların başlatılması doğrultusunda direktif vermişti. Şimdilerde ise Reimann, Billag AG'nin mali durumunun açıklığa kavuşturulmasını istiyor.

Ne kadar vergi ödüyoruz?

İsviçre’de radyo ve televizyon vergileri Avrupa ortalamasının çok üzerinde… Konut olarak kayda geçen adresler yılda radyo ve televizyon vergisi olarak toplam 450 frank, işyerleri ise 597 frank ödüyorlar. Billag AG’nin verilerine göre, İsviçre’de ev ya da işyeri olarak kayıtlı adreslerin yüzde 90’ını oluşturan yaklaşık üç milyon adresten düzenli olarak radyo ve televizyon vergisi toplandığı düşünüldüğünde ortaya 1 milyar 200 milyon frankı aşkın dev bir rakam çıkıyor. Bu büyük pasta, özel medya kuruluşlarının iştahını kabartıyor.

Vergiler niçin bu kadar yüksek?

Radyo ve televizyon vergilerinin aşırı yüksekliği uzun yıllardır şikayet konusu olmaya devam ediyor. Yetkililer de İsviçre’de vergilerin Avrupa ülkeleri’yle kıyaslanamayacak ölçüde yüksek olduğunu kabul ediyorlar, ancak bunun kaçınılmazlığını da sözlerine ekliyorlar. Onlara göre, İsviçre çok resmi dilli bir ülke olduğu için, sadece İsviçre Radyo ve Televizyon Kurumu günlük olarak yedi televizyon ve 16 radyo programı üretiyor. Bu arada 60 kadar yerel özel radyo ve televizyon istasyonuna mali kaynak aktarılıyor. Öte yandan, İsviçre küçük bir nüfusa sahip ve bundan dolayı zorunlu giderler için kişi başına daha fazla pay, yani vergi düşüyor.

Ancak, bu bilgiler, kamuoyunu tümüyle tatmin etmekten uzak görünüyor. Vergilerin toplanması için harcanan paranın niçin bu kadar yüksek olduğu, yerel özel radyo ve televizyonlara hangi kriterlere göre kaynak aktarıldığı gibi sorular varlığını devam ettiriyor. Yeni yasal düzenlemeyle özel radyo ve televizyon kanallarının yanı sıra özel yayınevlerine de kaynak aktarılmasının düzene bağlanacak olmasının vergileri daha da arttırabileceğinden ise endişe ediliyor.

arka plan:

göçmenler

Göçmenler İsviçre Televizyonu'nun neresindeler?

Çok dilli İsviçre Televizyonu, göçmenlerin İsviçre'ye getirdikleri dillere ilgi gösterecek mi? Televizyon yayınları entegrasyon sürecine hangi katlıları sunabilir. İsviçre televizyon yayınlarına göçmenlerin ilgisi hangi düzeyde? İsviçre Televizyonu ile göçmenler arsındaki ilişkinin mercek altına alındığı panelde konu, çeşitli yönleriyle değerlendirildi.

Ali Yılmaz

ZÜRİH. (snc) Yetkili ve uzman isimlerin katılımıyla Zürih Üniversitesi ETH'da gerçekleşen bir panelde göçmenlerin İsviçre Televizyonu'nda aldıkları yer tartışıldı.

İsviçre Televizyonu SFDRS Şef Redaktörü Ueli Haldimann, TeleZüri'den Hugo Bigi ve basın gözlemcisi Prof. Heinz Bonfadelli ve serbest gazeteci Samira Begman-Karabeg'in konuşmacı olarak katıldıkları panelin sunuculuğu Hannes Britschgi tarafından üstlenildi. Yaklaşık 50 kişinin katılımıyla gerçekleşen panel, ulusal çapta yayın yapan SFDRS'in yayın politikasında nüfusun yaklaşık olarak beşte birini oluşturan göçmenlerin, sadece halkoylamaları ya da şiddet olaylarıyla bağlantılı olarak ele alınarak madalyonun sadece tek yönünün gösterilmesi eleştirildi.

İsviçre Televizyonu SFDRS'in ruhsatında, İsviçre'de yaşayan göçmenlerin de dikkate alınması gereğinin yer aldığını kabul eden SFDRS Şef Redaktörü Haldimann, "Tüm programlarda ayrımcı ve ırkçı terimlerin kullanılmamasına oldukça fazla dikkat ediyoruz. Ayrıca haber programları da dahil olmak üzere çeşitli yayınlarda göçmenlerle ilgili oldukça fazla konuya yer vererek üzerimize düşen görevi yerine getiriyoruz" dedi.

Basın gözlemcisi Prof. Bonfatelli ise İsviçre televizyonunun entegrasyon doğrultusunda yeni projeler üretmediğini belirterek sözlerine şöyle devam etti:

"Televizyon yayınlarında başka perspektifler gösterilmeksizin sadece göçmenlerle olan sorunlar yer alıyor ki, bunlar izleyicilerin kafalarında önyargıların oluşmasına neden olabiliyor."

İsviçre televizyonunda kültürel zenginlikleri içinde barındıran ve çok dilli yayınlarla İsviçre'yi göçmenler açısından cazip kılacak yeni projelere henüz açık olunmadığı Haldimann'ın şu söylemlerinde yankı buldu:

"İsviçre televizyonunun hedeflerinden biri buradaki aktüaliteyi izleyicilere aktarmak… SFDRS'de herkes çalışabilir, projelerini sunabilir, ancak bunların profesyonel kriterlere uyum sağlaması gerekir, bu da Almanca'ya hakim olmaktan geçer."

Katılımcıların da söz aldığı panelde televizyonunun uyum sürecinde önemli bir araç olduğu, gelişmekte olan çok kültürlü ve çok dilli bir toplumun barışçıl bir şekilde ortak yaşamına oldukça fazla katkı sunabileceği vurgulandı.