|

|
|
 |
|
|
snc,
sadece günlük haberle
yetinmiyor, İsviçre'deki
önemli gelişmeleri
de mercek
altına alıyor.
snc
dosyaları >>> |
|
|
|
 |
 |
|
|
|
|
|
|
İsviçreli
seçmen 5 Haziran’da kararını verdi
Şengen
ve Dublin kabul edildi
•
İsviçre’nin Avrupa Birliği ile bütünleşme sürecinde bir
etap daha geride kaldı. Sonuçları 5 Haziran’da belli olan
halkoylamasında, seçmen, ortak bir Avrupa iç güvenlik sistemi
oluşturulmasını hedefleyen Şengen ve Dublin antlaşmalarına
verdiği desteği sandığa yansıttı.
•
Halkoylamasına ilginin, ortalamanın çok üstünde olmasına rağmen,
pek çok kişinin oylama sonuçlarıyla ortaya çıkacak yeni
durum hakkında yeterli bilgiye sahip olmadığı gözlendi. Özellikle,
göçmenler arasında, basında yer alan eksik bilgilerin de
etkisiyle, Şengen Vizesi’nin hemen kalkacağı ya da AB ülkelerinde
serbest dolaşım hakkı kazanılacağı gibi gerçek dışı söylentilerin
yayıldığı dikkat çekti.
snc/
Sevim Civil - Zafer Sayar
BERN.
(05.06.05) İsviçre
ile Avrupa Birliği arasındaki ilişkilerin geleceği açısından
büyük öneme sahip olan Şengen ve Dublin antlaşmaları, sonuçları
merakla beklenen 5 Haziran halkoylamasında kabul edildi. Katılımın
yüzde 56 gibi yüksek bir oranla gerçekleştiği oylamada, daha
önce hükümet ve parlamento tarafından kabul edilen antlaşmalar,
seçmenin yaklaşık yüzde 55’i tarafından onaylandı.
Şengen
ve Dublin antlaşmalarının halkoylamasında kabul edildiğinin
kesinlik kazanması üzerine resmi bir açıklama yapan İsviçre
Hükümeti, sonuçlardan duyduğu memnuniyeti dile getirerek,
sisteme uyum için 2008 yılı başına kadar sürecek bir geçiş
süreci yaşanacağını kamuoyunun bilgisine sundu.
Şengen
ve Dublin antlaşmalarının eş zamanlı olarak yürürlüğe
girmesinin planlandığını belirten hükümet, sınır güvenliği
için SİS ve iltica alanında ise Eurodac bilgi bankalarıyla bütünleşmenin
süre alacağını vurguladı.
Antlaşmalar
kapsamındaki uygulamalar başlatılıncaya kadar, İsviçre’nin
bugüne kadar sürdürdüğü sınır kontrol sisteminin devam
edeceği bildirildi.
Şengen
ve Dublin, reddedilebilirdi
Halkoylaması,
toplam oy miktarı ve oranı açısından net bir şekilde
“evet” sonucunu ortaya koyarken, kantonlarda farklı bir gelişme
yaşandı. Kantonlardaki oyların sayımında, ülkedeki 20 tam
kantondan onunda evet, onunda ise hayır oylarının çoğunluk sağladığı
görüldü.
Yarım
kantonların ikisinde “evet”, dördünde ise “hayır”
oyları ağırlık kazandı.
İsviçre’deki
halkoylamalarını düzenleyen kurallara göre, halkoylaması, eğer
bir anayasa maddesinin değiştirilmesi ya da ülkenin bir
uluslararası birliğe katılması amacıyla düzenlenmiş olsaydı,
bu sonuçlara göre “hayır” cephesi kazanmış olacaktı.
Çünkü bu durumlarda, ülkedeki toplam oy çoğunluğunun yanı
sıra, “evet” diyen kantonların da çoğunluk sağlaması
gerekecekti.
Şengen
ve Dublin antlaşmaları, bu kapsamda ele alınmadığı için,
kantonların çoğunluğu “hayır” demesine rağmen seçmen çoğunluğu
yeterli görülerek kabul edilmiş sayıldı.
Kantonlar
arası farklılık
Halkoylamasında
en fazla evet oyu sınır kantonlarından geldi. Evet oylarının
en yüksek çıktığı kantonların başında yüzde 70,9 oranıyla
Neuchatel gelirken, onu Vaud (%67,6) ve Basel (%64,6) izledi.
Kanton
Appenzell Innerrhoden ise yüzde 68,5 oranındaki hayır oyuyla
antlaşmaları kabul etmeyen kantonların başında yer alırken
Tessin (% 61,9) ve Schwyz’in (% 61,9) bu kantonu takip ettikleri
görüldü.
İsviçre’nin
evet demesi yeterli mi?
İsviçre’nin,
Şengen ve Dublin antlaşmalarının tarafı olarak kabul
edilebilmesi için gerekli siyasi prosedür henüz tamamlanmış
değil. İsviçre’nin bu kararının, Avrupa Birliği üyesi 25
devlet tarafından da kabul edilmesi gerekiyor.
|
|
|
|
|
|
Gözler,
25 Eylül halkoylamasında
AB,
“Şengen’e evet”i yeterli bulmadı
Şengen
Antlaşması’nın 5 Haziran halkoylamasında kabul edilmesini
sevindirici, ancak yeterli olmayan bir adım olarak değerlendiren
Avrupa Birliği, İsviçre’nin, on yeni birlik üyesini de
kapsayacak şekilde serbest dolaşım anlaşmalarını bütünüyle
uygulamaya sokmadığı sürece, Şengen’in tek başına bir
anlam ifade etmeyeceğini açıkladı. Serbest dolaşımla ilgili
25 Eylül 2005’te yapılacak halkoylamasından “hayır”
sonucunun çıkması halinde, İsviçre’nin Şengen üyeliğinin
askıya alınacağına kesin gözüyle bakılıyor. Adalet ve
Polis Bakanı Christoph Blocher’in, AB’nin bu tutumundan
haberdar olmadığını söylemesi ise, sert eleştirilere neden
oldu.
Sevim
Civil
BERN.
(06.06.05) Şengen Antlaşması’nın 5 Haziran 2005
tarihindeki halkoylamasında kabul edilmesinin ardından yetkili ağızlarca
yapılan açıklamalar, İsviçre’de rahatsızlık yarattı.
Avrupa Birliği Komisyonu, İsviçre’yle yapılan ve halkoylamasında
da benimsenen antlaşmanın yürürlüğe girebilmesi için, birliğe
üye 25 devletin onayı gerektiğini belirtti. Serbest dolaşım
anlaşmaları ile Şengen arasındaki siyasi ilişkiye dikkat çeken
ve bunların birbirini tamamlayan parçalar olduğunu hatırlatan
AB Komisyonu açıklamasını değerlendiren İsviçre Adalet ve
Polis Bakanı Christoph Blocher’in, “Böyle bir bağlantıdan
haberim yok” demesi ise kamuoyunda şaşkınlıkla karşılandı.
AB
Komisyonu Basın Sözcüsü Emma Udwin, Şengen ile serbest dolaşım
anlaşmaları arasında doğrudan hukuki bir ilişki olmadığını,
ancak eşyanın tabiatı gereği siyasi bir bağlantının bulunduğunun
da açık olduğunu belirtti. AB Komisyonu’nun, Şengen Antlaşması
çerçevesinde sınır kontrollerinin kaldırılmasının, serbest
dolaşım hakkının gerçekleşmesiyle mümkün olduğu, aksi bir
uygulamanın amaca uygun olmayacağı görüşünde olduğuna
dikkat çekildi.
Şengen
Antlaşması’nın, İsviçre’yi de kapsayarak yürürlüğe
girmesiyle ilgili kararın AB Komisyonu tarafından değil,
Bakanlar Konseyi tarafından verileceği öğrenildi. AB’nin bu
yolla, 25 üye devletin onayının gerekli olduğu bir siyasi
mekanizmayı işleteceği bildirildi. Serbest dolaşım anlaşmalarının
oylamaya sunulacağı ve sonuçları 25 Eylül 2005’te alınacak
halkoylamasına kadar, AB Bakanlar Konseyi’nin İsviçre ve Şengen
Antlaşması konusunu askıya alma eğiliminde olduğu bilgisi ise
diplomatik kaynaklarca doğrulandı.
25
Eylül’de sandıktan “hayır” çıkarsa
İsviçreli
seçmenler, AB ile yapılan serbest dolaşım anlaşmalarının
yeni üye on ülkeye genişletilmesiyle ilgili kararı, 25 Eylül
2005 tarihinde yapılacak halkoylamasında verecek. “Hayır”
oylarının çoğunluk kazanması durumunda, AB’ye üye olan ülkeler
arasındaki eşitliğin bozulacağına dikkat çeken AB
yetkilileri, sadece tek bir üye ülkenin eşit haklardan taviz
vermemesinin bile, İsviçre ile AB arasındaki Şengen Antlaşması’nın
sonu anlamına gelebileceğinin altını çizdiler.
Blocher’ın
şaşkınlık yaratan sözleri
Şengen
dosyasıyla ilgili çalışmalardan sorumlu İsviçre Adalet ve
Polis Bakanı Christoph Blocher’in, AB’nin siyasi tavrının
netlik kazanmaya başlamasıyla ortaya çıkan durum üzerine yaptığı
açıklama, kamuoyunda soğuk duş etkisi yarattı. Blocher’in,
AB’nin Şengen ile serbest dolaşım hakkı arasında doğrudan
siyasi bir bağlantı kurduğundan ilk kez haberdar olduğunu söylemesi,
İsviçre’nin AB ile sürdürdüğü ikili görüşmeler sürecinin
bütünü hakkında soru işaretleri uyandırdı. Blocher’in basın
sözcüsü Livio Zanolari’nin ise, sorunun iç politikada bir
krize dönüşmesini engellemeye çalışarak, bu konuda araştırmaların
başlatıldığını ve en yakın zamanda kamuoyuna daha geniş
bilgi verebileceklerini vurgulaması dikkat çekti.
Siyasal
bağlantı var
Hıristiyan
Halk Partisi (CVP), Hür Demokrat Parti (FDP) ve Sosyal Demokrat
Parti (SP) yetkilileri ise Şengen ve serbest dolaşım arasındaki
bağlantı konusunda aynı değerlendirmeleri yaptılar. FDP
Meclis Grubu Başkanı Felix Gutzwiller, CVP Başkanı Doris
Leuthard ve SP Başkanı Hans-Jüg Fehr İsviçre radyosu DRS’e
verdikleri mesajlarda, hukuki ve siyasal alanların birbirine karıştırılmaması
gerektiği, hukuki olarak her iki antlaşmanın birbiriyle bir bağlantısı
olmadığı görüşüne yer verdiler.
CVP
Başkanı Leuthard, “Siyasal olarak ise AB hangi antlaşmayı
imzalayıp imzalamayacağı konusunda kendi iradesi doğrultusunda
karar verecektir” dedi ve sözlerine şöyle devam etti:
“İsviçre’nin
sonbaharda serbest dolaşıma hayır demesi durumunda, AB Şengen
Antlaşmasını, AB Komiseri Benita Ferrero-Waldner’in de yaptığı
açıklamada olduğu gibi geri çevirebilir.”
Leuthard,
iki konu arasında hukuksal bir bağlantı olmadığına, ancak
siyasal bağlantının varlığının açık olduğuna dikkat çekti
SVP:
Halk aldatıldı
Şengen
için 5 Haziran’da yapılan halkoylamasında “hayırcılar”
cephesinin lideri konumundaki İsviçre Halk Partisi (SVP) Başkanı
Ueli Maurer ise, İsviçre Hükümeti’ni halka bilinçli bir şekilde
doğru bilgi vermemekle eleştirdi. Halkın hayal kırıklığına
uğratıldığını dile getiren Maurer, “Hükümet Şengen ile
serbest dolaşım arasındaki bağlantıyı önceden de biliyordu.
Ancak bu gerçek, 5 Haziran halkoylamasından önce gizlenerek,
‘evet’ oylarının çoğunluk sağlaması amacıyla halk açık
bir şekilde yanıltıldı” şeklinde konuştu.
“Politikacılar
derslerine iyi çalışmıyorlar”
Basel
Üniversitesi Avrupa Enstitüsü Başkanı Georg Kreis ise, İsviçre’nin
AB ile yaptığı ikili anlaşmaların çok sayıda dosyadan
meydana geldiğine ve bu dosyaların tümünün “büyük bir bütünü”
oluşturduğuna işaret etti. Kreis, “Dosyalar ayrı ayrı ele
alındığında bağlantıların görünemez hale geldiği bir
nokta ortaya çıkıyor. İsviçre’de politikacılar,
profesyonel olma yolunda sorunlar yaşıyorlar” dedi.
Kreis,
Şengen halkoylamasının sonuçlarının alınmasının ardından
bunun kamuoyuna yansıma şeklinin ve AB ile ilişkilerde ortaya
yeni ve beklenmedik bir sorun çıktığı şeklindeki yanlış
bilgilendirmenin doğurabileceği olumsuz sonuçlara değinerek şunları
söyledi:
“Bu
durum 25 Eylül halkoylamasını olumsuz yönde etkileyebilir ve
seçmenlerin tepki ve ‘inatçılık’ göstererek hayır
demelerine yol açabilir. AB ile ilişkilerde kriz yaratabilecek
bu sakıncalı gelişmenin önüne geçmek için, hükümetin ve
partilerin seçmenleri ikna etmek için zaman geçirmeksizin çalışmalar
başlatması gerekir.”
|
|
|
|
•
günün
sorusu
|
Şengen
eziyeti bitti mi?
Serbest
dolaşım ne zaman?
İsviçre’de
yaşayan ve AB üye ülkelerinden gelmeyen pek çok göçmen, basında
yer alan gerçeği tam olarak yansıtmayan eksik bilgilerin de
etkisiyle, 5 Haziran’daki halkoylamasıyla ilgili farklı
umutlara kapıldılar. Oylamadan “evet” sonucunun çıkması
halinde, Şengen Vizesi’nin hemen kaldırılacağından, AB ülkerinde
serbest dolaşım hakkı kazanılacağına kadar pek çok gerçek
dışı bilgi söylenti şeklinde giderek yaygınlaştı.
Oysa
ne yazık ki, bu söylentilerin pek çoğu eksik ya da yanlış
bilgilerden kaynaklanıyor. İnsanların boş yere umuda kapılmalarına
neden oluyor.
Şengen,
serbest dolaşımı düzenlemiyor
Her
şeyden önce, Şengen ve Dublin antlaşmalarının, ortak bir
Avrupa iç güvenlik sistemi oluşturmaya yönelik olduklarını
tekrarlamak ve işgücünün serbest dolaşımıyla ilgili
herhangi bir madde içermediklerini söylemek gerekir. İsviçre’nin
serbest dolaşımla ilgili AB üye ülkeleriyle yaptığı anlaşmalar,
AB üyesi olmayan ülkelerin yurttaşlarını kapsamıyor. Burada
söz konusu olan, bu anlaşmalara taraf olan devletlerin,
birbirlerinin vatandaşlarına kendi ülkelerinde koşulsuz çalışma
ve oturma hakkı sağlaması… Örneğin Türkiye, bu anlaşmalara
taraf olmadığı için, İsviçre’de yaşayan Türklerin de, İsviçre
vatandaşı olmadıkları sürece bu haklardan yararlanmalarından
söz etmek mümkün değil. Kaldı ki, İsviçre bugün sadece
AB’nin 15 eski üye devletiyle bu anlaşmaları yapmış
durumda… Yeni on üye ile ilgili karar, 25 Eylül 2005’te
halkoylamasında verilecek.
İsviçre
yurttaşı olan Türkiye kökenli göçmenler için ise, serbest
dolaşımla ilgili haklar, zaten mevcut. Yani bu durumda olanların
da, Şengen ve Dublin için 5 Haziran’da yapılan halkoylamasının
sonuçlarıyla doğrudan bir ilgileri mevcut değil.
Şengen
Vizesi: Çile bitiyor mu?
Serbest
dolaşım söylentisi gerçek dışı olmasına rağmen, Şengen
Vizesi’nin kaldırılmasıyla ilgili beslenen umutlar tümüyle
boşuna değil. Ama…
Şengen
ve Dublin, antlaşmaya taraf olmayan ülke yurttaşlarını
kapsayan açık hükümlere sahip değil. Bununla birlikte, Şengen
Antlaşması, üye ülkeler arasındaki sınır kontrollerini kaldırmaya
yönelik bir güvenlik mekanizması kurduğu için, İsviçre’de
yaşayan AB üyesi olmayan ülke yurttaşlarına vize uygulamaya
devam edilmesi mümkün görünmüyor.
Ancak,
AB’nin Şengen Vizesi’ni kaldırmaya zorunlu kalması için,
antlaşmanın yürürlüğe girmesi gerekiyor. İşte, kritik
nokta tam da burada ortaya çıkıyor.
İsviçre
Hükümeti, gerekli uyum sürecinin tamamlanmasının 2008 yılı
başına kadar süreceğini, antlaşmanın ancak bu tarihte yürürlüğe
girebileceğini açıklıyor. Bu durumda, bu süre içinde
AB’nin İsviçre’de yaşayan göçmenlere uyguladığı vizeyi
kaldırması, tamamen kendi insafına kalmış oluyor.
Daha
da karmaşık bir nokta ise, İsviçre halkı kabul etmiş olsa
da, AB henüz İsviçre’yi resmen antlaşmaya taraf bir Şengen
üye ülkesi olarak tanımış değil. Bunun için, AB Bakanlar
Konseyi toplanacak ve karar ancak 25 üye devletin oybirliği ile
alınabilecek. Tek bir AB üyesi bile hayır dese, İsviçre Şengen
dışında kalmış, antlaşmaya taraf sayılmamış olacak.
Peki,
böyle bir şey olabilir mi?
Sayfalarımızda
da yer alan bilgiler, bu ihtimalin oldukça kuvvetli olduğunu ayrıntılarıyla
gösterir nitelikte… İsviçre’de 25 Eylül’de yapılacak ve
AB’nin on yeni üye ülkesiyle ilgili serbest dolaşım hakkı
üzerine karar verilecek halkoylamasından “hayır” sonucunun
çıkması halinde, İsviçre’nin Şengen Antlaşması’na
taraf sayılamayacağını, AB sözcüleri resmen açıklamış
durumda…
Sonuç
olarak, Şengen vize çilesinin bitmesiyle ilgili iplerin tamamen
AB’nin elinde olduğunu söylemek yanlış olmaz. Umut beslemeye
devam ederken, izin mevsiminin yaklaştığı şu günlerde zor
durumda kalmamak için tedbiri elden bırakmadan davranmak en gerçekçi
davranış olsa gerek. (snc)
|
|
|
arşivden |
Şengen
ve Dublin
antlaşmalarında
halkoylamasına
giden yol
Şengen
ve Dublin Antlaşmaları, İsviçre Hükümeti tarafından Avrupa
Birliği ile sürdürdüğü uyum süreci müzakerelerinde kabul
edilmişti. Antlaşmalar daha sonra parlamentonun her iki kanadınca
da 17 Aralık 2004 tarihinde onaylanmıştı. Ancak, İsviçre
Halk Partisi SVP, antlaşmaları onaylayan parlamento kararına
karşı büyük bir propaganda kampanyasıyla bir halk inisiyatifi
başlatmış ve kısa sürede halkoylamasına gidilmesi için
gerekli olan 50 bin imza sınırını fazlasıyla aşarak yaklaşık
87 bin imza toplamayı başarmıştı. İmzaların hükümete
resmen teslimiyle, Şengen ve Dublin antlaşmalarını onaylayan
parlamento kararının, sonuçları 5 Haziran 2005 tarihinde belli
olacak halkoylamasına sunulması da kesinlik kazanmıştı.
İsviçreli
seçmen neyi onayladı?
İsviçre’de
yaşayan ve AB üyesi olmayan ülkelerden gelen göçmenler Şengen'i
bir vize türü olarak yakından tanıyorlar. Ama aslında, bu
vize, hükümet ve parlamentodan sonra, İsviçreli seçmenin de
onayladığı, Avrupa Birliği'nin Şengen ve Dublin antlaşmalarıyla
oluşturmak istediği sınır güvenlik sisteminin sadece bir aracı…
Peki,
Şengen ve Dublin antlaşmaları hangi alanlarda hangi düzenlemeleri
hedefliyor?
Şengen
Antlaşması
Şengen
Antlaşması, antlaşmaya taraf olan ülkelerin sınırlarının
kaldırılmasını düzenliyor. Antlaşmaya göre, ülke sınırlarını
daha çok güvenilir kılmak için, Şengen alanının dış sınırları
daha etkin bir şekilde kontrol edilecek. Bu ülkelerinin güvenlik
birimleri, daha yoğun bir şekilde birlikte çalışacaklar. Bu
çalışmanın çekirdeğini kısaca SIS olarak adlandırılan
elektronik arama sistemi oluşturuyor. Bu bilgisayar sistemi ile
aranan şahıs veya nesneyle ilgili bilgilere anında ulaşılabiliyor.
SIS sistemi, aynı zamanda, Şengen ülkelerine giriş yasağı
konulmuş veya girme hakkı olmayan kişilerin belirlenmesinde
kullanılıyor.
Antlaşmaya
göre üye ülkelerin yurttaşları Şengen sınırları dahilinde
özgürce hareket etme hakkına sahipler. Antlaşmaya karşı çıkanlar,
bu "özgürlüğün", polis tarafından aranan insanların
işini kolaylaştırdığını ileri sürüyorlar. Antlaşmanın
onaylanmasından yana olanlar ise, çevresini saran Avrupa Birliği
üye ülkeleriyle ortak çalışmanın İsviçre'nin sınır güvenliği
açısından sadece bir avantaj olduğunu dile getiriyorlar.
Şengen
Enformasyon Sistemi (SIS)
SIS
sisteminden yararlanabilmek ve Şengen çemberindeki bilgilere ulaşabilmek,
hükümet ve parlamento çoğunluğu tarafından, İsviçre açısından
önemli bir avantaj olarak değerlendiriliyor. Ancak, SIS
sisteminin oluşturulmasının, İsviçre'ye milyonlarca franka
mal olacağı da biliniyor. SIS sisteminin istediği bilgileri, bütün
Şengen ülkeleri aynı biçimde kayıtlamıyorlar. Bazıları
daha az, bazıları daha geç, bazılarıysa bilgileri kendi değerlendirmelerine
göre bilgisayara veriyorlar. Tüm bu yönlerine karşın SiS
sistemine bağlanmak, yine de İsviçre'nin isteği olarak ortaya
çıkıyor. Zira bilgilerin bilgisayara verilmesi işleminin
zamanla daha iyi ve düzenli bir hale geleceği düşünülüyor.
Dublin
Antlaşması
Dublin
Antlaşması, Avrupa ülkelerindeki iltica yasalarının
koordinasyonu ve uygulamadaki iş bölümünü mümkün kılıyor.
Bu Antlaşmayla, iltica hakkının kötüye kullanılmasının
engellenmesi hedefleniyor.
Dublin
Antlaşması'yla iltica başvurusu yapılan ülkeler araştırılıyor.
Böylelikle, aynı kişinin değişik ülkelerde birden fazla
iltica başvurusu durumu önlenmek isteniyor. Eurodak adı verilen
bir sistemle Şengen ülkelerinde ilticaya başvuran kişilerin
parmak izleri alınıyor ve bilgisayara kaydediliyor. Bu yöntemle,
ikinci bir Şengen ülkesinde ilticaya başvuranlar, ilk kez
iltica başvurusunda bulundukları ülkeye geri gönderiliyor.
Eurodak programı, 15 Ocak 2003 tarihinden itibaren Şengen ülkelerinde
kullanılıyor.
İsviçre
Hükümeti, Dublin Antlaşması'nın dışında kalınması
halinde, iltica başvuru sayısının aşırı yükselebileceği
ve bunun da ülkenin iltica politikasını olumsuz yönde
etkileyebileceğinden duyduğu endişeyi sık sık dile getirmişti.
(snc)
|
|
|
|
|