“Türkiye
ve eski Yugoslavya gibi Avrupa Biriliği’ne (AB) üye olmayan
ülkelerin İsviçre’nin Almanya’ya sınır bölgelerde yaşayan
yurttaşları, artık Almanya’nın Bern’deki elçiliğinden kolaylaştırılmış bir işlemle vize alabilecekler. İsviçre’de
oturum statülerine göre en fazla beş yıl geçerli olacak
vizeler, Schengen antlaşmasına dahil tüm AB ülkelerine giriş
çıkışlar için geçerli olacak.”
Yukarıdaki
sözler, İsviçre Göç ve Entegrasyon Dairesi’nin (IMES) 11
Mart 2004 tarihinde yaptığı “Basitleştirilmiş Schengen
Vizesi” başlıklı resmi açıklamada yer alıyordu. IMES,
yeni uygulamanın ne zaman başlayacağı sorusunu da
“derhal” şeklinde cevaplayarak, “randevu almak için
Almanya Büyükelçiliğinin 0901 577 077 numaralı telefon
numarasına başvurulması gerektiği” bilgisini veriyordu.
Almanya
sürpriz yapıyor:
Schengen
Vizesi değil, “sınır kartı” kaldırılıyor
AB
üyesi olmayan ülkelerin İsviçre’de yabancı statüsünde
yaşayan yurttaşları, kendilerine uygulanan Schengen
Vizesi’nin bugün yarın kaldırılacağını beklerlerken,
Almanya, geçtiğimiz yılın ağustos ayında sürpriz bir girişimle,
“Schengen Vizesi değil, ama ‘sınır kartı’ uygulamasının
kaldırıldığını” açıklamıştı. Bu karar, Almanya’ya
sınır bölgelerde yaşayan göçmenlerde, soğuk duş etkisi
yaratıyordu. Zira, artık sadece alışveriş için sınırın
hemen karşısına geçmek bile, Schengen Vizesi almakla mümkün
olabilecekti.
Bir
Alman sınır kasabasındaki dükkana alışverişe gitmek için
Schengen Vizesi almayı kaç kişinin göze aldığına dair
resmi bir istatistik yok kuşkusuz, ama, bu girişimin fazlaca
mantıklı olmamasının yanı sıra, başarı şansına da pek
sahip olmadığı kolayca düşünülebilirdi.
Akıldışı
bir vize uygulaması
Her
şeyden önce, Almanya Büyükelçiliği, o günlerde Schengen
Vizesi başvurusunda bulunanları, randevu vermek için kullandığı
paralı telefon hattında o kadar fazla bekletiyordu ki, bir
telefon görüşmesi için yüz franktan fazla para ödemek az
rastlanır bir olay değildi. Bunun, biraz ucuz olsun diye karşıdan
alışveriş yapmak isteyen bir müşteriyi özendirici bir
unsur olmadığı açıktı. “Olsun” deyip vize almak için
aylar sonrasına verilen randevulara gidecek ölçüde sabır ve
inat sahibi olunsa dahi, sorun ortadan kalkmıyordu. Çünkü,
Bern’deki Alman yetkililer, vize vermek için Almanya’dan
“davetiye” istiyorlardı. “Alışveriş yapmak için
kimden davetiye alınabileceği” ise, cevaplanma imkanı
olmayan bir soru olarak ortada duruyordu. Örneğin, sınırdaki
Türkiye kökenli bir dükkan sahibinin, “filanca şahsı tanırım
ve dükkanımdan sucuk ve sivri biberin yanı sıra beyaz peynir
de satın
alması için kendisini bizzat Almanya’ya davet ediyorum”
gibi bir belge, resmen “davetiye” statüsünde sayılmadığından,
alışveriş amacıyla Schengen Vizesi almak için konsolosluğa
gidenler, elleri boş dönüyordu.
Kendi
kalesine de gol atmak
Uygulamanın
sadece mizahi tarzda ele alınabilecek ölçüdeki aşırı akıldışılığı,
Almanya’nın aslında kendi ekonomisine verdiği zararla daha
da büyüyordu. Almanya’nın İsviçre sınır bölgelerindeki
ticari canlılık, kayda değer ölçülerde azalmaya başlıyordu.
Bu açıdan bakıldığında, “Almanya’dan yeni bir ayrımcılık
örneği” gibi değerlendirmeler de olayı tek başına açıklamaya
yetmiyordu. Zira Almanya, aldığı kararla, sadece göçmenleri
değil, kendi ekonomisini de sıkıntıya sokuyordu.
Haberi
veren basın organlarına mesaj yağmuru
İsviçre
Göç ve Entegrasyon Dairesi IMES’in, AB üyesi olmayan ülkelerin
Almanya’ya sınır bölgelerde yaşayan yurttaşlarına
basitleştirilmiş Schengen Vizesi uygulamasının başladığı
açıklaması, snc haber ajansı tarafından Almanca’nın yanı
sıra, Türkçe, Arnavutça, Kürtçe’nin ve Sırpça-Hırvatça’nın
da aralarında bulunduğu çeşitli dillerde haber haline
getirilince, ilk anda pek çok göçmenin kapıldığı umut, kısa
sürede yerini karamsarlığa bırakıyordu. Haber ajansına
elektronik posta ve telefon yoluyla ulaşan çok sayıda göçmen,
Alman vize görevlilerinin haberi doğrulamadığını söylüyor ve
snc’nin yanlış haber verdiğini ima eder serzenişlerde
bulunuyordu. Aynı kaderi paylaşanlardan biri de, haberi Türkçe
yayımlayan Merhaba gazetesiydi. Merhaba Yayın Koordinatörü
Bektaş Petek, çareyi, IMES’in resmi açıklamasını, gazete
bürosuna başvuran çok sayıda okuyucusuna postalamakta
buluyordu.
Ancak,
burada daha da garip bir nokta, büyükelçilik görevlilerinin
hemen herkese bir başka gerekçe sunması olarak ortaya çıkıyordu.
Bazılarına sınır kartının kalkmadığı, bazılarına
kalktığı, bazılarınaysa basitleştirilmiş vizenin sadece
Almanya için geçerli olduğu söyleniyordu. Bazı elçilik görevlilerinin
ise hiçbir gelişmeden haberleri olmadığı anlaşılıyordu.
Almanya’ya sınır bölgelerden yaşayan göçmenlerin
kiminden “davetiye” isteniyor, kiminden istenmiyor,
kimilerineyse, “Vallahi, getirseniz fena olmaz” anlamına
gelen belirsiz cevaplar veriliyordu.
Kim
fantezi kuruyor:
Göçmenler
mi, konsolosluk görevlileri mi?
Bu
kadar çok göçmenin aynı anda hayal ürünü olaylar anlatmasının
mümkün olamayacağından yola çıkan snc muhabirleri, vize için
randevu ve bilgi vermek amacıyla hizmet veren elçiliğin 0901
577 077 numaralı telefon hattını, haftanın değişik günlerinde
ve günün değişik saatlerinde bir ay içinde yaklaşık 40
kez arıyorlardı. Tabii, gazeteci olarak değil, Almanya’ya sınır
bölgelerde yaşayan, basitleştirilmiş vize için ne yapmaları
gerektiğini soran göçmenler olarak... Bu hatta çalışan görevlilerinin
verdikleri cevaplar, alınan istihbaratı tamamen doğruluyordu.
Verilen 40 cevabın neredeyse hiçbiri birbirini tutmuyordu.
Yani göçmenlerin, bilgilenmek amacıyla dakikasına 3 franktan
fazla para ödedikleri telefon hattında, farklı farklı ama
tamamen yanlış bilgilendirildikleri ortaya çıkıyordu.
Kim
doğruyu söylüyor:
IMES
mi, Alman Büyükelçiliği mi?
Stephan
Häberli ve Wolfgang Spliesgart, gerçeğin ne olduğunun anlaşılması
açısından bakıldığında iki kilit isim olarak ortaya çıkıyorlardı.
Häberli, İsviçre adına IMES tarafından yapılan resmi açıklamanın
altında altında daha fazla bilgi için başvurulacak yetkili
olarak gösteriliyor, Spliesgart ise Almanya’nın Bern Büyükelçiliği
Basın Ataşesi sıfatıyla görev yapıyordu.
Stephan
Häberli, sorunun ortadan kaldırılması için Alman tarafıyla
derhal ilişkiye geçileceği sözünü veriyordu. Diğer IMES
yetkilileri ise, yapılan resmi açıklamada esasa dair bir hata
olmadığını, sorunun Alman tarafından kaynaklandığını
kesin bir dille söylüyorlardı.
Konunun
özünün, sınır kartı uygulamasının Almanya tarafından
kaldırılmasından sonra, ortaya çıkan sorunlara çözüm
bulunması için gösterilen gayretler olduğunu belirten IMES
yetkilileri, Almanya'nın, sınır bölgelerinde yaşayan AB üyesi
olmayan ülke yurttaşlarına sınır kartı yerine,
"davetiye" istenmeden Schengen Vizesi vermeyi taahhüt
ettiğini onaylıyorlardı. Bütün IMES yetkilileri, sözlerini,
"IMES, bu tür açıklamaları yazılı olarak yapar ve bir
hata olsaydı, bunu yine aynı yöntemle düzeltirdi"
diyerek tamamlıyorlardı.
"Önce
Almanya’ya girilirse, bu, Schengen Vizesi olur"
ya
da "bu vizeyle Almanya’ya girebilirsiniz, ama çıkamazsınız"
Ancak
IMES yetkililerinin sözleri, IMES açıklamasında kuşkulu görünen bir yanı
ortadan kaldırmıyordu. “Bu vizenin, Schengen anlaşmasına
taraf olan tüm ülkelere girişte geçerli olabilmesi için, İsviçre’den
ilk çıkışın Almanya’ya yapılması gerekir” koşulu,
ilk bakışta biraz fazla keyfi geliyordu. Tek bir Schengen
Vizesi varken, böyle bir koşulun hangi mantıkla konulduğunu
anlamak kolay olmuyordu. Ama, Almanya konsolosluk görevlilerinin,
vize almak için aramak zorunda olduğunuz resmi telefon hatlarında,
“bu vizeyle Almanya’ya girebilirsiniz, ama Almanya’dan çıkamazsınız”
şeklindeki açıklamaları düşünüldüğünde, IMES açıklamasındaki
kuşkulu yön fazlasıyla hafif kalıyordu. Akla ister istemez
önce, çelişkilerin, Alman makamlarından kaynaklandığı
geliyordu.
Ve
nihayet Almanya konuşuyor
Almanya
Basın Ataşesi Wolfgang Spliesgart, konuyu gündeme gerirdiğimiz
için teşekkür ederek başlıyor ve ortadaki karışıklıktan
ötürü özür diliyordu. Hatanın kendilerinden kaynaklandığını
kabul ediyordu. Yanlış bilgi veren ve dolayısıyla da hatalı
uygulamalar yapan konsolosluk görevlilerinin eğitileceğini söylüyordu.
Spliesgart,
açıklamasını 8 Haziran tarihinde aynı zamanda yazılı
olarak yapıyordu. Alman elçilik sözcüsünün sözlerinden,
vizeyle ilgili elçilik görevlilerinin bugüne kadar verdikleri
bilgilerin tamama yakınının yanlış olduğu sonucu çıkıyordu.
IMES açıklamasının ise, Almanya Büyükelçiliğinin bugünkü
görüşlerini tam olarak yansıtmamakla birlikte, esas olarak
doğruya oldukça yakın olduğu anlaşılıyordu.
Kimsenin
bir türlü doğru olarak anlatamadığı ve anlayamadığı gerçek uygulama ne?
Spliesgart,
her şeyden önce, genel olarak Schengen Vizesi ile ilgili koşulların
değişmediğine dikkat çekiyordu. Yani, vize almak için, 0901
577 077 numaralı telefondan randevu alınacaktı. Üç ay kadar
beklenecek ve detaylar bir yana, vize alabilmek için
Almanya’dan bir “davetiye” gelmesi gerekliydi.
Konunun
esasını oluşturan sınır kartı ise, yeni başvuru
sahiplerine artık verilmeyecekti. Süresi dolan sınır kartları
da uzatılmayacaktı. Ama, eskiden verilen sınır kartının üzerinde
yazılı geçerlilik süresi halen devam ediyorsa, bunlar bir
defaya mahsus olmak üzere 10 yıla kadar uzatılabilecekti.
Peki
nereden? Nasıl? Ve ne kadar beklemek gerekecekti? Yazılı açıklamasından
sonra, akla gelen bu ilk soruları kendisine yönelttiğimiz büyükelçilik
sözcüsü, hemen verdiği yazılı yanıtta, bu işlemin,
kantonlarda göçmenlerin oturumlarını düzenleyen ilgili
dairelerce sürdürüldüğünü açık olarak ifade ediyordu.
Alman
yetkili, tek bir Schengen Vizesi olduğunu, IMES açıklamasında
yer alan, “Almanya tarafından sınır bölgelerinde yaşayan
AB üyesi olmayan ülke yurttaşlarına verilen vizenin, önce
Almanya’ya giriş yapıldığı taktirde diğer AB ülkeleri için
de geçerli olacağı” iddiasının da, kendi kimi görevlilerinin
verdiği “bu vizeyle Almanya’ya girebilir, ama çıkamazsınız”
bilgisinin de yanlış olduğunu vurguluyordu.
Sınır
bölgelerinde yaşayanlara, vize için davetiye gerekiyor mu?
Büyükelçilik
Basın Sözcüsü Wolfgang Spliesgart, yaptığı ilk açıklamada,
Schengen Vizesi verilirken ana prensibin, başvuru sahiplerinin
durumlarının ayrı ayrı değerlendirilmesi olduğunu
belirtiyordu. Ancak, bu açıklama üzerine, snc’nin yönelttiği
soru üzerine, “sınır bölgelerinde yaşayan göçmenlerden
artık davetiye istenmediğini” belirterek yine yazılı
olarak şu bilgiyi veriyordu:
“Davetiye
yerine süresi dolmuş olan sınır kartı ya da göçmenlerin
oturum ikametgah işleriyle ilgili İsviçre resmi kurumundan alınacak
kişinin sınır bölgesinde yaşadığını ya da sınır kartının
süresinin ne zaman dolduğunu belirtir belge yeterlidir.”
Alman
yetkili bu sözlerle, IMES açıklamasında yer alan “basitleştirilmiş
Schengen vize uygulamasının, sınır bölgesinde yaşayan göçmenler
için başlatıldığı” duyurusunu resmen doğrulamış
oluyordu. Yani artık Almanya’dan davetiye gerekmiyordu.
Sonuç:
Kaos sona erdi
Almanya
Büyükelçiliği tarafından snc’ye yapılan bu resmi açıklamalarla,
üç aydır süren kargaşa da noktalanmış oluyordu.
Almanya
tarafından resmen açıklanan uygulamadaki son durumu, kısaca
bir kez daha tekrarlamak gerekirse:
•
Almanya’ya sınır yerleşim birimlerinde yaşayan Türkiye,
eski Yugoslavya gibi AB üyesi olmayan ülke yurttaşlarına
“basitleştirilmiş” Schengen Vizesi verilmeye başlandı.
Basitleştirilme, Almanya’dan artık davetiye istenmemesi
anlamına geliyor.
•
Süresi dolan sınır kartının ya da bunun kaybolmuş olması
halinde oturum işleriyle ilgili İsviçre resmi makamlarından
alınacak “sınır kartının süresinin hangi tarihte dolduğunu”
belirten belgenin Alman makamlarına sunulması yeterli
bulunacak. Şimdiye kadar sınır kartı almamış göçmenlerinse,
yine ikamet işlemleriyle yetkili İsviçre makamlarının
vereceği kişinin “sınır bölgesinde oturduğunu”
onaylayan belge, Almanya açısından yeterli sayılacak.
•
Vize almak için, 0901 577 077 numaralı telefon numarasından
randevu alma gereği ise halen devam ediyor. Burada, kolaylaştırılmış
bir uygulama henüz söz konusu değil, zira, randevu için
yaklaşık üç ay kadar beklemeyi göze almak gerekiyor.