|
İsviçre’de
siyah tenli insanlar
Entegrasyon
ve ayrımcılık arasında
zor
bir yaşam
Irkçılığa
Karşı İsviçre Komisyonu tarafından yaptırılan "İsviçre’deki
siyah derili insanlar - Entegrasyon ve ayrımcılık arasında bir
yaşam" konu başlığı altındaki bir araştırmayla, bu
insanların İsviçre’de kendilerini nasıl hissettikleri ve günlük
yaşamda hangi sorunlarla karşı karşıya geldikleri mercek altına
alındı.
snc/
Sevim
Civil
İsviçre’nin toplam nüfusunun sadece binde 6’sını
oluşturmalarına rağmen siyah tenli insanlar, dış görünümlerinden
dolayı daha fazla dikkat çekiyorlar. Homojen bir grup olarak algılanan
bu insanlar aslında farklı ülkeler ve sosyal çevrelerden
geliyorlar. Afrika miraslı insanlara karşı sömürgecilik
zamandan kalan önyargılar halen inatçı bir şekilde varlık göstermeye
devam ediyor.
Dışlanma
ve ayrımcılıkla karşı karşıya gelen bu insanlar acaba
kendilerini nasıl hissediyorlar? Çoğu İsviçre doğumlu, İsviçre
yurttaşı ya da uzun bir süredir burada yaşamalarına rağmen
farklı dış görünümlerinden dolayı kendilerini tam olarak
buraya ait hissetmiyorlar.
Araştırmacıların
çok sayıda siyah tenli insanla yaptıkları söyleşiler, onların
bir yandan sosyal çevreye iyi uyum sağladıklarını ve İsviçreli
arkadaşları olduğunu, diğer yandan ise kamuoyu tarafından
kabul edilmedikleri ve bir ikilem içinde olduklarını gösteriyor.
Sokaktaki
insanların onlara bakış şekillerinin kendilerinde olumsuz
duygular yarattığına değinen katılımcılar, "Beni bir
yabancı olarak görüyorlar" ya da "Bana, sanki hemen
yasadışı bir şey yapacakmışım gibi bakıyorlar" gibi
çarpıcı örnekler veriyorlar.
Siyah
tenli insanların İsviçre’deki günlük yaşamdan verdiği diğer
bir can alıcı örneğin ise, "kamuya açık ulaşım araçlarında
yanlarına çoğu kez kimsenin oturmuyor olması" olduğu
bildiriliyor.
Katılımcılar,
toplum tarafından kabul görmelerinde basının çok önemli rol
oynadığını, varolan önyargılar ve klişelerin basın dünyası
tarafından güçlendirildiğini, gerginleştirilen siyasal havanın
da topluma yansıdığı kanısında olduklarını açıklıyorlar.
Bu
durumdan en fazla etkilenenlerin ise siyah tenli İsviçreliler
olduğuna yer verilen araştırmada, bu insanların kendilerini
"yurtlarından" yoksun edinmiş gibi hissettikleri dile
getiriliyor.
Katılımcıların
birleştikleri ortak noktalardan bir diğeri de, "İsviçre’de
farklı ten renkli insanların, İsviçreli olarak kabul görmedikleri"
şeklinde ortaya çıkıyor. Katılımcılar arasında İsviçre’de
ilkokula gidenler, oldukça fazla ayrımcı davranışa maruz kaldıklarını
ve bu durumun kendileri ve anne babaları açısından can sıkıcı
bir boyutlara vardığını ifade ediyorlar. Araştırmacılar bu
noktada, bu tür durumların travma haline gelerek onları ömür
boyu takip edebileceğine dikkat çekiyorlar.
Irkçılık
ve ayrımcılık
Irkçılık
ve ayrımcılık konularını özel olarak tek tek ele alan araştırmacılar,
ırkçılığın ikiye ayrıldığı kanısındalar. Araştırmalar,
ırkçılılığın halk arasında olduğu gibi yapısal düzeyde
ya da makamlar ve kurumlarda çalışanlarda da varlığını
kayda değer boyutlarda devam ettirdiğini gösteriyor.
Her
ikisinin de kendini gizli ya da açık ırkçı tavırlar ve saldırganlık
şekillerinde gösterdiğini açıklayan araştırmacılar, en
fazla gizli ırkçılığın ön plana çıktığının altını
çiziyorlar. Araştırma sonuçlarından yola çıkılarak hükümete
de, "İsviçre’nin çok kültürlü bir devlet olarak tanınmasında,
her türlü ayrımcı ya da ırkçı davranış ve tutumun ortadan
kalkmasında" etkin ve kararlı bir mücadele için görev çağrısında
bulunuluyor.
|