|
Günlük
yaşamda sık sorulan bir soru:
Hangi
anlaşmalar imzasız da geçerli?
Tüketicilerin
birçoğu anlaşmaların imzasız ve "kelimesiz" de olabileceğinin farkında
olmadıkları için korkunç sürprizlerle karşılaşabiliyorlar.
Yani, söz gümüşse, sükut her zaman altın olmuyor. Çoğu
Beobachter Dergisi arşivlerinden alınan aşağıdaki satırlar,
bu durumun çarpıcı örnekleriyle dolu...
snc/
Sevim Civil
Şöyle
bir düşünelim. Her sabah olduğu gibi işe gitmeden önce köşedeki
restoranda boş bulduğunuz bir masaya oturuyor, gazetenizi
okumaya başlıyorsunuz. Kısa bir süre sonra her zaman olduğu
gibi kahveniz ve bir bardak su masanıza servis ediliyor.
Gazetedeki yazılara dalarak kahvenizin tadını çıkarıyorsunuz.
Haberleri bitirip spor sayfalarını açtığınızda, garsona
belli belirsiz bir gülümseyerek başınızı eğişiniz ikinci
kahvenin masanıza gelmesi için yeterli oluyor. Sabah keyfini
tamamladıktan sonra masanın üzerine bozuk paraları bırakıyor
ve işe varmak için yola koyuluyorsunuz.
Evet,
her sabah restoranda hukuki bir olay yaşandığınızın farkında
mısınız?. Her sabah köşedeki restoranla bir kontrat yapmış
olmanızın sizi ilgilendirmesi de gerekmiyor doğrusu. Sonuçta
önemli olan bir sorunun ortaya çıkmamış olması.
Verilen
örneğin gösterdiği gibi, anlaşmalar bir kelime dahi konuşulmadan
yapılabiliyor. Sabahları, çabuk uyanamayanlar açısından bu
durum yaşamı kolaylaştırıcı olabilir. Ancak hangi durumlarda
susmak ya da sadece bir hareket yapmak bir anlaşma yapmış
olarak anlaşılabilir? Bunu iyi bilmek gerekiyor. Aksi takdirde
insan, kendini, hiç anlamadan ve durum hakkında bilgi sahibi
olmadan bir anlaşmanın içinde bulabiliyor.
Çöp
ya da posta kutusuna atmak
Bir
yılbaşında Meyer AG şirketi tarafından gönderilen
posta birçoğumuz açısından fazla bir önem taşımıyordu.
Postayla gelen mektupta, “her kim Meyer’in deneme
aboneliğini uzatıyorsa, ona indirim uygulanacak ve bir hediye
verilecek” ibaresi yer alıyordu. Bunun için bir şey
yapmanın gerekmediği de gayet anlaşılır bir şekilde ifade
edilmişti. Bu durumdan kim faydalanmak istemiyorsa, mektuba
ilaveten gelen “hayır kartı”nı en yakın
posta kutusuna atmasının yeterli olduğu yazılıyordu.
Ancak,
“hayır kartı” çöp kutusuna atıldığında
ne olabilirdi? Kartı posta kutusuna veya çöp kutusuna atmak aslında
aynı anlama geliyordu. Çünkü her ikisi de “sizden bir
şey istemiyorum” anlamını taşıyor ve herhangi bir
kontratı kabul etmiyordu.
Benzeri
bir başka olay ise, istenmeden adresinize gelen bazı bozuk para,
posta kartı, mum veya takvim gibi şeyler için de geçerli. Tüketiciler
bu durum karşısında, ortada bir anlaşma olmadığından dolayı
tepki göstermek zorunda değiller. Bunları posta kutusunda bulan
kimseler onları çöp kutusuna atabilir, geri iade edebilirler ya
da karşılığını ödeyebilirler. Bu tamamen onların kendi
isteklerine kalmış bir şey.
Aman
dikkat!
Ancak
dikkat edilmesi gereken noktalar var. Bazı durumlarda ses çıkarmamak
bazı anlaşmaların onaylandığı anlamına gelebilir.
Edith
Räber yalnız ve seyahat etmesini seven bir kadın. Bir seyahat
acentesine giriyor ve Ravensburg’a yolculuk yapmak üzerine
fiyat konusunda bilgi sahibi olmak istediğini söylüyor. Fiyat
ve hizmet konusunda ikna oluyor. Bunun üzerine seyahat
acentesinde çalışan kişi, ona otel ve diğer konular üzerine
bilgi vereceğini açıklıyor. Edith Räber, “Bu hoşuma
gitti, bir bayan arkadaşıma benimle seyahat etmek isteyip
istemediğini soracağım” diyerek seyahat acentesinden
ayrılıyor.
Seyahat
etmekten hoşlanan kadın ertesi gün seyahat acentesinden bir
mektup alıyor. Mektubun içinde yolculuğun onaylandığının
yanı sıra bazı detaylar da yer alıyor. Edith Räber, mektuba
dikkat etmiyor ve arkadaşının kendisiyle gelmeyeceğini söylemesi
üzerine, artık bu yolculuğa ilgisi de kalmıyor. Mektubu eski
kağıtların arasına koyuyor ve çok ciddi bir hata yapıyor!
Zira, onun Ravensburg’a yolculuk yapmak için gösterdiği ilgi
tartışma götürmüyor. Bu durum karşısında seyahatin
onaylanması daha da fazla önem kazanıyor.
Edith
Räber açık ve yazılı bir şekilde tepki göstermediği için,
seyahat acentesi ondan ses çıkmaması üzerine seyahat anlaşmasını,
gönderilen mektupta da ifade edildiği gibi haklı olarak
onaylanmış olarak kabul ediyor.
Yalnız
kadın böylelikle kontrat doğrultusunda ödeme yapma zorunda kalıyor.
Anlaşmayı bozmak, ancak anlaşmanın maddelerinin öngördüğü
şekilde mümkün oluyor ve genelde bir ödeme yapmak gerekiyor.
Evet,
temel kural şu:
Tüketici
ve hizmet veren arasında ne kadar fazla bir ilişki gelişmişse,
yazılı bir belgeyi dikkate almamak o kadar önemli bir sorun
yaratabiliyor.
Postayla
gelen faturalar
Gönderilen
faturalar ve ödeme talepleri ise başlı başına bir konu.
Posta
kutunuzda küçük tüpler içinde kremler buluyorsunuz. Bunları
yeni açılan bir dükkanın reklam amacıyla gönderdiğini düşünüyor
ve hepsini kullanıyorsunuz. İki hafta sonra da posta kutunuzda
bir ödeme makbuzu buluyorsunuz.
Soru
şu: Bu makbuzu ödemeniz gerekiyor mu?
Hayır,
postayla gönderilen faturalara tepki göstermemek, o makbuzu ve
ödeme yapmayı kabul etmek anlamına gelmiyor.
Ancak
bu durumun tam tersini ses çıkarmadan postayla gelen makbuzları
ödemek oluşturuyor. Heidi Schmid, torunlarını sevindirmek için
bir para koleksiyon firmasının devamlı olarak kendisine gönderdiği
ödeme makbuzlarını zaman kaybetmeden ödüyor. Noel zamanı
geldiğinde, Heidi Schmid, torunlarının bozuk eski para yerine
bilgisayar oyunları sipariş ettiklerini öğreniyor.
Büyükanne
neden sonra kendine geliyor, ancak iş işten geçmiş oluyor.
Çünkü, ödenen makbuzlar bir anlaşmaya bağlanmak anlamına
geliyor. Ödenen para, ürünü satın almak anlamına geliyor.
Heidi Schmid’in hiçbir belgeyi imzalamaması ya da “bu
ürünü istemedim” diyerek duruma itiraz etmesi de bir
şey değiştirmiyor.
Tabii,
bir hizmet söz konusu ise, durum değişik. Bir makbuzu ödemek
verilen hizmeti kabul ediyorum anlamına gelmiyor. Bir firma
evinizin elektrik tesisatını yeniliyor ve ışıkları ilk
yakmaya çalıştığınızda, sigortalar atıyor. Bu durumda müşteri
olarak ödediğiniz parayı geri isteyebilirsiniz. Ancak bu
eksiklik hemen firmaya bildirilmeli; aksi halde, hata kabul edilmiş
anlamına geliyor.
Ve
altın kurallar...
Peki,
anlaşmalarda dikkat edilmesi gereken altın kurallar var mı?
Evet,
var:
•
Bir belgeyi sakin bir şekilde okumadan imza atmayın. Kendinize düşünme
süresi tanıyın.
•
Bir anlaşmayı yapmak istemediğinizi belirgin bir şekilde karşı
tarafa söyleyin.
•
Yazılı onay belgelerine dikkat: Karşı taraf size onay belgesi
gönderdiğinde, içeriğini ve konuştuklarınızla uyumlu olup
olmadığını dikkatle inceleyin; öyle değilse hemen itiraz
edin.
•
Bir ödeme makbuzunu tam olarak anlamadan hemen yatırmayın.
Genelde makbuzları ödemek bir anlaşmayı kabul etmiş olduğunuz
anlamına geliyor.
|