snc, sadece günlük haberle

yetinmiyor, İsviçre'deki

önemli gelişmeleri de mercek

altına alıyor.

snc dosyaları >>>

 

Adalet ve Polis Bakanı Christoph Blocher: Hükümete girmeden önce SVP'nin Şengen'e karşı tepkilerini en yüksek sesle dile getiriyordu... Bugün, "Şengen'le de olabilir" diyor. (fotoğraf: snc/ sevim civil)

 

AB-İsviçre ilişkileri sıkıntılı

Almanya'dan sonra İsviçre'de de vize

skandalı

Almanya'dan sonra İsviçre'de ortaya çıkan vize skandalının ardından İsviçre'nin Şengen ve Dublin anlaşmalarını kabulü konusu büyük tartışmalara yol açtı. Sınır güvenliği ve göç hareketlerini kontrol altına almak için ülkelerin yaptığı çalışmaların birleştirilmesini hedefleyen anlaşmaların kabulü ya da reddi, İsviçre'nin AB'ye uyum süreci açısından tarihi önem taşıyor. İsviçreli seçmen, 5 Haziran 2005'te yapılacak olan referandumda tartışmalara son noktayı koyacak.

Haber ve araştırma dosyası: snc

Sevim Civil, Zafer Sayar, Özen Aytaç

Almanya'da ortaya çıkan vize skandalından Dışişleri Bakanlığı sorumlu tutuluyor. Almanya Dışişleri Bakanlığı, vize konusunda  konsoloslukları ve büyükelçiliklerine liberal davranmaları konusunda yetki vermiş ve bunun üzerine turist vizelerinde olağanüstü bir artış gözlemlenmişti. Yapılan resmi açıklamalara göre, yaklaşık 5 milyon kişi Şengen vizesi alarak Şengen Anlaşması'na üye ülkelere turist olarak giriş yapmış, ancak bir daha kendi ülkelerine geri dönmemişlerdi.

Almanya Dışişleri Bakanlığı'nın geçtiğimiz günlerde vize skandalı konusunda ateş hattına alınmasının ardından gözler İsviçre'ye yöneldi. Komşu ülkede skandal siyasal alanda sınırlı tutulurken, İsviçre'de vize skandalının yüksek düzeydeki bazı memurlar ve diplomatların yaptığı hatalar olarak değerlendirildi.

Yılda bir milyona yakın vize veren İsviçre Dışişleri Bakanlığı, 2004 Aralık ayında Peru Büyükelçiliği'nde rüşvet alınarak vize verildiğine dair bilgiler aldı ve uzun bir süredir vize işlemlerinde yetkilerin kötüye kullanıldığı doğrultusundaki şüpheler gündeme damgasını vurdu. İsviçre Dışişleri Bakanlığı bunun üzerine konuyu İsviçre Yüksek Mahkemesi'ne iletti ve bir yetkili gözaltına alındı. Araştırma sonuçları elde edilene kadar olayla bağlantılı olan yetkililerin kimliklerinin kamuoyuna açıklanmayacağı belirtildi. Peru dışında en az üç diğer ülkede bulunan  İsviçre büyükelçiliklerinde yüzlerce vizenin para karşılığı verildiği doğrultusundaki iddialar yönünde araştırmalar başlatıldı.

İsviçre Halk Partisi SVP, Şengen'e Karşı

Başlangıçtan bu yana Avrupa Birliği ve İsviçre arasındaki sınırların giderek daralacağı iddiasıyla, İsviçre'nin vize politikasını Brüksel'e devretmesine karşı çıktığını ilan eden İsviçre Halk Partisi (SVP), İsviçre Ulusal Meclisi'nde Almanya vize skandalının İsviçre üzerindeki etkilerin araştırılmasını talep etti. Ulusal Temsilciler Meclisi'nin, gündeminde daha acil konuların yer aldığını belirtmesinin ardından, SVP yetkilileri, Şengen Anlaşması'nı tehlikeye atmamak için olayın örtbas edilmeye çalışıldığını ileri sürdü.

Blocher İsviçre Hükümeti'nin arkasında olduğunu açıkladı

SVP'nin aşırı politikalarının mimarı İsviçre Adalet ve Polis Bakanı Christoph Blocher, bakan olmadan önce Şengen Anlaşması'na karşı tavır aldığının doğru olduğunu, ancak bugün bir hükümet üyesi olarak hükümetin aldığı ortak kararların arkasında durduğunu ilan etti. Blocher, Şengen Vizesi konusundaki herhangi bir kötüye kullanışın vize bilgi bankası VIS aracılığıyla daha hızlı bir şekilde ortaya çıkacağına da dikkat çekti. Şengen taraftarları ise, vize skandalının Şengen referandumunu doğrudan etkilemeyeceği kanısında olduklarını açıkladılar.

Brüksel vize skandalının tekrarlanmayacağına söz verdi

Avrupa Birliği Komisyonu Üyesi Franco Frattini, İsviçre'nin Şengen Anlaşması'na katılması durumunda, anlaşma doğrultusunda yapılacak olan düzenlemelerde yer alarak önerilerini sunabileceğini açıkladı. Frattini, AB ve İsviçre arasındaki ortak çalışmada dış sınırların daha iyi bir şekilde korunabileceğini ve daha etkin kontroller yapılabileceğine işaret etti. AB yetkilisi, İsviçre'nin Şengen Anlaşması'na üye olmasının ardından, sınırlarını tehdit eden acil bir durumla karşılaşması halinde, anlaşmanın bir süreliğine askıya alınabileceğini ve bu zaman zarfında sınır kontrollerini yeniden başlatabileceğinin altını çizdi.

Şengen:

Sadece bir vize işkencesi değil

Şengen'i bir vize türü olarak yakından tanıyoruz. Bunun İsviçre'de yaşayan göçmenler açısından bir işkence haline geldiğini biliyoruz. Komşu bir ülkeye geçmek için dahi uygulanan yıldırıcı formaliteler, uzun bekleme süreleri hepimizi çileden çıkartıyor. Ama aslında, Şengen vizesi Avrupa Birliği'nin oluşturmak istediği sınır güvenlik sisteminin sadece bir aracı.

Evet, sürekli duymaya alışık olduğumuz Şengen ve Dublin anlaşmalarını biraz daha yakın bir plandan inceleyelim ve bunların hangi alanlarda hangi düzenlemeleri hedeflediklerine birlikte bakalım.

Şengen Anlaşması

Şengen Anlaşması, anlaşmaya taraf olan ülkelerin sınırlarının kaldırılmasını düzenliyor. Anlaşmaya göre, ülke sınırlarını daha çok güvenilir kılmak için, Şengen alanının dış sınırları daha etkin bir şekilde kontrol edilecek. Bu ülkelerinin güvenlik birimleri, daha yoğun bir şekilde birlikte çalışacaklar. Bu çalışmanın çekirdeğini kısaca SIS olarak adlandırılan elektronik arama sistemi oluşturuyor. Bu bilgisayar sistemi ile aranan şahıs veya nesneyle ilgili bilgilere anında ulaşılabiliyor. SIS sistemi, aynı zamanda, Şengen ülkelerine giriş yasağı konulmuş veya girme hakkı olmayan kişilerin belirlenmesinde kullanılıyor.

Anlaşmaya göre üye ülkelerin yurttaşları Şengen sınırları dahilinde özgürce hareket etme hakkına sahipler. Anlaşmaya karşı çıkanlar, bu "özgürlüğün", polis tarafından aranan insanların işini kolaylaştırdığını ileri sürüyorlar. Anlaşmanın onaylanmasından yana olanlar ise, çevresini saran Avrupa Birliği üye ülkeleriyle ortak çalışmanın İsviçre'nin sınır güvenliği açısından sadece bir avantaj olduğunu, Şengen Anlaşması'nın kabul edilmemesi halinde, İsviçre-AB uyum müzakerelerinin sürmesinin de mümkün olmadığını dile getiriyorlar.

Şengen Enformasyon Sistemi (SIS)

SIS sisteminden yararlanabilmek ve Şengen çemberindeki bilgilere ulaşabilmek, hükümet ve parlamento çoğunluğu tarafından, İsviçre açısından önemli bir avantaj olarak değerlendiriliyor. Ancak, SIS sisteminin oluşturulmasının, İsviçre'ye milyonlarca franka mal olacağı da biliniyor. SIS sisteminin istediği bilgileri, bütün Şengen ülkeleri aynı biçimde kayıtlamıyorlar. Bazıları daha az, bazıları daha geç, bazılarıysa bilgileri kendi değerlendirmelerine göre bilgisayara veriyorlar. Tüm bu yönlerine karşın SiS sistemine bağlanmak, yine de İsviçre'nin isteği olarak ortaya çıkıyor. Zira, bilgilerin bilgisayara verilmesi işleminin zamanla daha iyi ve düzenli bir hale geleceği düşünülüyor.

Dublin Anlaşması

Dublin Anlaşması, Avrupa ülkelerindeki iltica yasalarının koordinasyonu ve uygulamadaki iş bölümünü mümkün kılıyor. Bu anlaşmayla, iltica hakkının kötüye kullanılmasının engellenmesi hedefleniyor.

Dublin Anlaşması'yla iltica başvurusu yapılan ülkeler araştırılıyor. Böylelikle, aynı kişinin değişik ülkelerde birden fazla iltica başvurusu durumu önlenmek isteniyor. Eurodak adı verilen bir sistemle Şengen ülkelerinde ilticaya başvuran kişilerin parmak izleri alınıyor ve bilgisayara kaydediliyor. Bu yöntemle, ikinci bir Şengen ülkesinde ilticaya başvuranlar, ilk kez iltica başvurusunda bulundukları ülkeye geri gönderiliyor. Eurodak programı, 15 Ocak 2003 tarihinden itibaren Şengen ülkelerinde kullanılıyor.

Anlaşmanın 5 Haziran 2005'te yapılacak halkoylamasında onaylanması halinde, bir Şengen ülkesinden sonra, İsviçre'de tekrar ilticaya başvuran kişiler  ilk başvuruda bulundukları ülkeye gönderilebilecekler.

İsviçre Hükümeti, Dublin Anlaşması'nın dışında kalınması halinde, iltica başvuru sayısının aşırı yükselebileceği ve bunun da ülkenin iltica politikasını olumsuz yönde etkileyebileceğinden endişe ediyor. (snc)

 
 
 
 
 

 

 

 
 

 

 

 

 Şengen Anlaşması Krizi

       

Olan yine göçmenlere oluyor

Avrupa Birliği’nin (AB), birliğe üye olmayan ülkelerin İsviçre’de yaşayan yurttaşlarına vize adı altında çektirdiği eziyet ne zaman son bulacak? Şengen vizesi ne zaman kaldırılacak? İsviçre’deki yüz binlerce göçmenin seyahat özgürlüğünü fiilen ortadan kaldıran bu uygulama ne zamana kadar devam edecek?

AB, en yetkili ağızlardan vizenin çok yakında kaldırılacağı sözünü veriyor, ama soru yine aynı: Ne zaman?

İsviçre’de yaşayan Türkiye Cumhuriyeti yurttaşları da, kendileriyle aynı kaderi paylaşan başka yüz binlerce göçmen gibi, bu soruların acilen cevaplanmasını istiyorlar. Acilen, zira sürekli bir işkenceye dönüşen bu çağ dışı uygulamanın olumsuz etkileri yaz ayları yaklaşırken daha da büyüyor. Malum, izin mevsimi yine kapıda...

AB’de vizenin kaldırılmasına karşı çıkan kimse yok. Herkes kaldırılmasından yana olduğunu söylüyor. Parlamento da öyle, komisyon da öyle...

Daha önce defalarca verilen sözler tutulmadığı gibi, son olarak vizenin en geç Haziran 2004'te kaldırılacağına dair AB'nin en yetkili isimleri tarfından verilen söz de tutulmadı. Yetkililer, bu gecikmeyi önce, AB’nin, bütün kurumlarıyla, on yeni ülkenin katılımıyla 1 Mayıs 2004'te resmen gerçekleşen genişleme sürecine konsantre olmasına, başka işlere pek zaman ayıramamasına bağladılar. Gecikme uzayınca, bu kez de 10 yeni üye devletin kararının beklendiğini söylediler.

Zaman, bu sözlerin inandırıcılığı olmadığını gösteriyor.

Peki neden?

Şengen vizesinin kaldırılması için düzenlenen pek çok kampanyanın yanı sıra, İsviçre Hükümeti de ikili görüşmelerde resmen talep ettiği halde, AB'nin bugüne kadar hiçbir somut adım atmamasının nedeneleri üzerinde yapılan değerlendirmelerde bugün şu noktada birleşiliyor:

AB, İsviçre'de yaşayan göçmenlerin, üye ülkelerde kaçak çalışacağından ve bunun da iş pazarındaki dengeleri bozacağından endişe ediyor olamaz. Zira AB ile kıyaslandığında İsviçre'ki ücretler daha yüksek ve işsizlik daha az. AB'nin İsviçre'de yaşayan göçmenlere uyguladığı kaldırmamasının tek açıklaması, Şengen ve Dublin anlaşmalarına katılmadığı takdirde İsviçre'yle ilgili bu kapsama giren uygulama değişikliklerini gündemine almakta isteksiz davrandığı olabilir.

Bu değerlendirme, konuyla ilgili iç ve dış politika tartışmalarında taraf olmadıkları halde, sıkıntıyı asıl yaşayanın göçmenler olduğunu gösteriyor. (snc)

Halk inisiyatifi ve halkoylaması

ne, nedir?

Şengen ve Dublin anlaşmalarına karşı

halkoylaması 5 Haziran'da

Şengen ve Dublin anlaşmaları, İsviçre Hükümeti tarafından Avrupa Birliği ile sürdürdüğü uyum süreci müzakerelerinde kabul edildi. Anlaşmalar daha sonra parlamentonun her iki kanadınca da 17 Aralık 2004 tarihinde onaylandı. Ancak, İsviçre Halk Partisi SVP, anlaşmaları onaylayan parlamento kararına karşı büyük bir propaganda kampanyasıyla bir halk inisiyatifi başlattı ve kısa sürede toplam 86 bin 732 imza toplamayı başardı. İmzaların hükümete resmen teslimiyle, parlamento kararının sonuçları 5 Haziran 2005 tarihinde belli olacak halkoylamasına sunulması da kesinlik kazanmış oldu. Şengen ve Dublin anlaşmaları konusunda son kararı artık İsviçreli seçmen verecek.

Peki halkoylaması ve halk inisiyatifi ne?

Sadece bu olayı değil bir bütün olarak İsviçre'deki politik sistemi de, halkoylaması ve halk inisiyatifi hakkında bilgi sahibi olmaksızın anlamak mümkün değil.

Halkoylaması nedir?

Her şeyden önce İsviçre’de parlamentoda kabul edilen bütün anayasa değişiklikleri, halkoylamasına sunulmak zorunda... Ancak aynı zorunluluk parlamentonun yasa ve benzeri kararları için söz konusu değil. Eğer parlamento kararına karşı geçerli bir “halk inisiyatifi” yoksa, karar yürürlüğe giriyor.

Halkoylamasından "evet" kararının çıkması için, sadece seçmenlerin değil, aynı zamanda kantonların çoğunluğu tarafından da kabul edilmesi gerekiyor.

Seçmen çoğunluğu için, oylamada ülke çapında kullanılan toplam oy miktarı dikkate alınıyor. Buraya kadar halkoylaması, dünyadaki benzerlerinden bir farklılık göstermiyor. Ama farklılık bundan sonra, yani kanton çoğunluğu aranırken başlıyor. Bu kez her kantonda, kullanılan oyların hangi yönde çoğunluk sağladığına bakılıyor ve kantonların kararları böylece ortaya çıkmış oluyor. İsviçre'de 20 tam ve altı yarım kanton var. Tam kantonların kararları bir, yarım kantonların kararları da yarım puan olarak hesaplanıyor. Kanton çoğunluğu için, ortaya çıkan toplam 23 puanın hangi tarafta ağırlık kazandığına bakılıyor.

Bu durum, kaynağını İsviçre Anayasası’nın temel ilkelerinden alıyor. Anayasaya göre İsviçre, halk ve kantonların eşit ağırlığı üzerinde yükseliyor.

Halk inisiyatifi nedir?

Tüm anayasal değişikliklerin halkoylamasına sunulması zorunluluğundan yukarıda söz etmiştik. Eğer parlamento kararı, halkoylamasında karşı bir seçenek sunulmadan kabul edilmezse, eski anayasa maddesi geçerliliğini korumaya devam ediyor.

Ancak, söz konusu parlamento kararına karşı 18 ay içinde 100 bin seçmenin imzasıyla sunulan bir öneri ortaya çıkarsa, bu da halkoylamasına sunuluyor. İşte, halk inisiyatifi bu.

Anayasa değişikliklerinde halk inisiyatifleri için aranan koşullar, yasa ve benzeri parlamento kararları için değişiyor.

Parlamentonun anayasa değişikliği dışındaki kararlarına karşı, bir halk inisiyatifinin geçerli sayılması için, üç ay içinde 50 bin seçmenin imzasıyla sunulması gerekiyor. Bu durumda halk inisiyatifi, halkoylamasına sunulma hakkını kazanmış oluyor.

SVP, gerekli olandan fazla imza topladı

SVP, Şengen ve Dublin anlaşmalarını onaylayan parlamento kararına karşı başlattığı halk inisiyatifi ile toplam 86 bin 732 imza toplayarak 5 Haziran 2005'te halkoylamasına gidilmesini sağladı. Aslında, toplanan imza sayısı, yasanın halkoylaması için aradığı 50 bin sınırının çok çok üstünde.

Halk inisiyatifini destekleyen imza sayısının fazlalığı, politik arenada SVP'ye daha da rahat bir propaganda ve manevra imkanı sağlıyor. İmzaların tesliminden hemen sonra  geçtiğimiz günlerde yaptığı delege toplantısı, SVP'nin sadece Şengen ve Dublin anlaşmalarına değil, aynı zamanda bir bütün olara AB üyeliğine karşı mesajlarla doluydu.

İsviçre Halk Partisi'nin, yaklaşık 400 delegeyle yapılan toplantısında hükümetten İsviçre'nin Avrupa Birliği adaylığından geri çekilmesi için girişimde bulunması talep edildi. Delege toplantısında bir kez daha SVP'nin, Şengen anlaşmasına karşı olduğu ifade edildi. Konuşmacılar, buna artan yasa dışı olayları ve işsizliği gerekçe gösterdiler. (snc)