snc, sadece günlük haberle

yetinmiyor, İsviçre'deki

önemli gelişmeleri de mercek

altına alıyor.

snc dosyaları >>>

 

Prof. Gerhard Wiesbeck: "Alkol bağımlılığına giden yolda atılan ilk adım, zorlu bir iş günü gibi gerilim yaratan zamanların ardından rahatlamak için içilen alkol oluyor."

 

Alkol: Şerefine bir kadehe kimse hayır

demez, ama...

Basel Üniversitesi Psikiyatri Kliniği bir seminere daha ev sahipliği yaptı. Alkol konusunun işlendiği seminer, psikiyatri kliniği ile Basel Adalet Bakanlığı'nın gençlik ve aileden sorumlu birimi tarafından yapılan ortak bir çalışmayla düzenlendi. Açılış konuşmasını yapan bakanlık sözcüsü, bağımlılık konusunda ağırlıklı olarak gençlere yönelik çalışmalar yürüttüklerini dile getirdi. Daha sonra, Prof. Gerhard Wiesbeck bir seminer verdi. Wiesbeck, konuşmasında bir kadeh içkinin kimseye zarar vermediğini hatta ömür uzatıcı olduğuna, fazla tüketildiğinde ise birçok risk faktörünü içinde barındırdığına dikkat çekti. Seminer, uzmanların yanı sıra alkol sorunları olan kişiler ve aileleri tarafından da yoğun ilgi gördü.

snc/ ali yılmaz

BASEL. (07.09.04) Seminerin bakanlığın konuyla ilgili çalışmalarının anlatıldığı açılış bölümünde, gençlerin bağımlılık potansiyeli içeren maddeleri kullanmalarını engellemek için koruma mekanizmalarını geliştirerek daha fazla olanak yaratılmasının ve bağımlılık süreçlerinin iyi değerlendirilerek ortaya çıkan sorunlara çözüm bulunulmasının önemi vurgulandı ve şöyle devam edildi:

"Örneğin bağımlılık yaratan alkol gibi maddelerin reklamlarının yasaklanarak bağımlılığa iten her türlü tehlikeye karşı tedbir alınmalı. Gençlere alkol satışlarının yasaklanmasına rağmen bu kurala her zaman uyulmuyor. Bu nedenle alkol satış yerlerindeki kontroller daha da sıklaştırılarak, yaptırımlar ve cezalar yükseltildi.”

Bu arada, yeni kuşağı yetiştiren ve örnek teşkil eden yetişkinlere de gençleri koruma aşamasında oldukça önemli görevler düştüğüne de dikkat çekilerek, bakanlıkça madde bağımlılığı konusunda etkin çalışmalar yürütülen başlıca alanlar, "okul yaşamı ve serbest zamanlarda gençlik", "gençlerle ilişkide olan yetişkinler", "ticaret ve satıcılar" ve "yasal düzenlemeler" olarak sıralandı.

Madde bağımlılığı konusundaki çalışmaların sadece gençlerle sınırlandırılmadığının ve her yaş grubuna yöneldiğinin de değinildiği açılış konuşması, uzmanların ortak kanısını yansıtan şu sözlerle son buldu:

"Önlem alıcı programlara ne kadar erken başlanırsa, o ölçüde etkili olmaktadır. Tecrübe, uzun bir zaman dilimine yayılan ve süreklilik sağlayan çalışmaların, kalıcı ve anlamlı sonuçlar verdiğini göstermektedir."

Az miktarda alınan alkol ömür uzatır, ama...

Programın ikinci bölümünde ise Prof. Gerhard Wiesbeck’in konuyla ilgili ayrıntılara da yer verdiği konuşması yer aldı. Wiesbeck, sözlerine seminerin başlığı olan “şerefine bir kadehe kimse hayır demez” diyerek başladı ve şöyle devam etti:

"Hissiyatları kısa bir süre için değiştirdiğinden dolayı geniş çevrelere yayılmış bir madde olan alkol, günde 10-25 gram arası az miktarlarda tüketildiğinde, yaşam beklentisini uzatmanın yanı sıra kan dolaşımını kolaylaştırıcı olumlu bir etki de gösteriyor.”

Sosyal yalnızlaşma, depresyon, uyku rahatsızlığı, ağrılar ve korku anlarında da aşırı derecede alkol tüketildiğine dikkat çeken Wiesbeck, bu durumun yaratacağı tehlikeleri de mercek altına alarak şunları söyledi:

“Alkolün yarattığı olumsuz sonuçlardan dolayı hayatlarını kaybedenlerin çokluğunu düşünecek olursak, alkol tüketiminin risklerini de anlamaya başlamış oluruz. Ölüm nedenleri ise çoğu zaman siroz hastalığı, intihar, çeşitli kötü huylu tümörler ve kazalar oluyor.”

Bağımlılığa giden yol ve sonuçları

Seminerin daha sonraki bölümlerinde, alkol bağımlığına giden yol da uzman görüşüyle dile getirildi. Wiesbeck'e göre, alkol bağımlılığına giden yolda atılan ilk adım, zorlu bir iş günü gibi gerilim yaratan zamanların ardından rahatlamak için içilen alkol oluyor. Burada aslında sadece stres anından kaçış amaçlanıyor. Ancak, daha sonraları kafalarda alkol alma düşüncesi giderek sıklaşıyor ve tüketimi yavaş yavaş arttığı gibi, yalnız ve belki de gizli bir şekilde yapılmaya başlıyor. Bu durum, yarattığı suçluluk duygusunun da etkisiyle, tüketicinin ruhsal durumunun daha da bozulmasına neden oluyor.

İlgili kişinin zamanla alkol miktarı üzerindeki kontrolünü kaybetmeye başladığının, bu davranışına akla uygun açıklamalar ve gerekçeler bulmaya çalıştığının sık sık gözlemlendiğine değinen Prof. Wiesbeck, çizdiği tabloyu şöyle tamamladı:

"Daha sonra izole olmaya, yalnızlaşmaya başlıyor ve artık psikolojik bağımlılığa bedensel bağımlılık da eklenmiş oluyor. Kişi sürekli alkol tüketir duruma geliyor. Meslek yaşantısındaki sorunlar büyüyor, aile ilişkileri bozulmaya başlıyor ve belki de yasalarla başı belaya giriyor. Derken ortaya çıkan bedensel ve psikolojik rahatsızlıklar, toplumsal sorunlarla da ateşlenerek son derece ciddi boyutlara geliyor."

Seminerin verdiği umut

Seminere katılan alkol bağımlıları, aldıkları bilgiler doğrultusunda gelecek için cesaret sahibi ve belki de yüreklerinde yeni bir umut ışığıyla salondan ayrılırken, onları yalnız bırakmayan aile fertleri sevdikleri insanla yeniden karşılaşmak, yeni bir başlangıç yapmak için kafalarında umut projelerini yazmaya başlamış gibiydiler... Orada bulunmak, kaçmamak ve soruna göğüs gerebilmek, tüm bu istekleri beraberinde getiriyor olsa gerek...

Akla, her olayın köklerde yatan bir nedeni olduğu geliyor. Bağımlılık sürecinin de, birçok faktörden oluştuğu anlaşılıyor. Özetle, derinlerdeki pek çok izi taşıyan kişiliğin yanı sıra sosyal ve ekonomik durumla kültürel çevre de burada çok önemli bir rol oynuyor. (snc)

snc arşivinde alkolizm:

"Anonim Alkolikler": "Asıl

amacımız ayık kalmak ve diğer

alkoliklerin de ayık kalmalarına

yardımcı olmak!" >>>