snc, sadece günlük haberle

yetinmiyor, İsviçre'deki

önemli gelişmeleri de mercek

altına alıyor.

snc dosyaları >>>

 

Ulusal Temsilciler Meclisi Genel Kurul Salonu, yabancılar yasası

dolayısıyla sert tartışmalara tanık oldu... (parlamento foto servisi) 

 

64 kabul, 48 ret, 55 çekimser

Yabancılar Yasası, Ulusal Temsilciler

Meclisi’nden güçlükle geçti

Ulusal Temsilciler Meclisi, yeni yabancılar yasasını kabul etti. Kanton Temsilcileri Meclisi’nce de benimsenmesi halinde parlamentodan geçecek yasa metni, göçmenlere geldikleri ülkelere göre farklı uygulamalar yapılması, uyum politikasının yasal düzeyde tanımlanması ve hakların kötüye kullanılmasına karşı önlemler başlıklı üç ana bölümden oluştu.

snc türkçe:

zafer sayar - sevim civil

BERN. İsviçre Parlamentosunun büyük kanadı Ulusal Temsilciler Meclisi, 15 ve 16 Haziran tarihlerindeki oturumlarında gündemine aldığı yeni yabancılar yasa tasarısına son şeklini vererek kabul etti. Milletvekillerinin 64 kabul, 48 ret ve 55 çekimser oyuyla güçlükle meclisten geçen yasa, gönderildiği Kanton Temsilcileri Meclisi’nde de kabul edilmesi halinde kesinlik kazanmış olacak. Yeni yabancılar yasası, AB ya da EFTA (İsviçre, Norveç, İzlanda ve Liechtensteindan oluşan Avrupa Serbest Ticaret Birliği) üyesi olmayan ülkelerden gelenlerin İsviçre'ye alınmalarıyla ilgili koşulların düzenlenmesi, İsviçre'de yaşayan göçmenlerin uyum sorunları ve hakların yabancılarca kötüye kullanılmasının engellenmesi başlıklı üç ana bölümden oluştu. İlk olarak geçtiğimiz mayıs ayının ilk haftasında gündeme alınan yeni yabancılar yasası üzerine yapılan ayrıntılı tartışmalar, meclisin tüm maddeler üzerine karar almasını engellemiş, yasanın tümü üzerine görüşmeler haziran ayındaki oturumlara bırakılmıştı.

73 yıllık yabancılar yasasındaki en önemli değişim:

Göçmenlerin geldikleri ülkelere göre sınıflandırılması

1931 yılından bu yana uygulamada olan eski yabancılar yasasındaki en önemli değişiklik, göçmenlerin AB ve EFTA üye ülkelerinden gelenler ve gelmeyenler olarak iki ana gruba ayrılarak sınıflandırılması oldu.

AB ve EFTA'ya üye ülkelerin yurttaşları için ikili anlaşmalar çerçevesinde serbest dolaşım söz konusu iken, diğer ülkelerden sadece yönetici kadrolar, uzmanlar ya da örneğin tarım, inşaat, sağlık hizmetleri ve turizm gibi alanlarda "özel işler için gereken işgücü" kapsamında değerlendirilen elemanlar İsviçre'ye gelebilecekler. Ancak, öncelik yurtiçi, AB ve EFTA alanlarından gelenlere verilecek. Esasında 1998 yılından itibaren yönetmeliklerle uygulamada olan bu sistem, Ulusal Temsilciler Meclisi’nce yasal zemine oturtulmuş oldu.

Böylelikle, AB ve EFTA’ya üye olmayan ülkelerden gelen ve İsviçre’deki yabancı statüsündeki toplam nüfusun yüzde 46’sını oluşturan göçmenler, yasa metniyle diğerlerinden açıkça ayrılmış oldu. AB ve EFTA’ya üye olmayan ülkelerden İsviçre’ye işgücü göçü çok özel koşullara bağlandı.

Yasa değişikliğinde, aile birleşimi ve eğitim alanlarında, göçmenlere geldikleri ülkelere göre farklı uygulamalar yapılacağına dair bir madde yer almadı.

Entegrasyon, yasa düzeyinde tanımlandı

Ulusal Temsilciler Meclisi, bir süredir yönetmeliklere dayalı olarak sürdürülen entegrasyon ve göçmenlerin yaşam kalitelerinin yükseltilmesi yönündeki çalışmaları, ilk kez yasa düzeyinde tanımladı. Buna göre, meslek ve ikamet bölgesinin değiştirilmesi, aile birleşimi gibi göçmenlerin sıklıkla sıkıntılar yaşadığı bürokratik işlemlerin basitleştirilmesi karara bağlandı. Göçmenlerin uyumu için dil öğrenimi gibi alanlarda alınması gereken önlemler kantonlara bırakılırken, merkezi hükümet ve buna bağlı ilgili makamların yükümlülüğü, “koordinasyon” düzeyinde tanımlandı.

Hakların kötüye kullanılmasına karşı önlemler

İsviçre’ye yasa dışı yollardan girme ya da insan sokma, kaçak çalışma ve sahte evlilikler gibi suç ve hakların kötüye kullanılması kapsamında değerlendirilen fiillerle daha etkin mücadeleyle ilgili yeni düzenlemeler de , yeni yabancılar yasasında yer aldı. Kuşkulu olarak değerlendirilen kişilerin sınır dışı edilmeden önce göz altında tutulma sürelerinin iki katına çıkarılması ve gerekli kimlik belgelerine sahip olmayan yolcuları İsviçre’ye taşıyan uçak firmalarına, “kaçak yolcu” başına beş bin frank para ceza verilmesi yasa metnindeki en sert önlemler arasında yer aldı.

Yabancılar yasasının, Ulusal Temsilciler Meclisi’nin Mayıs 2004 oturumlarında kabul edilen maddeleri ve yeni iltica yasası >>>

Oturma ve çalışma izinleri: L, B, C, G

İsviçre'de yabancı statüsünde yaşayan göçmenler, kısaca  L, B, C, G olarak adlandırılan kimlik kartlarından birini taşıyorlar... Özel durumlar için kullanılan N ve F de var... (fotoğraf: nuriye polat)

 

 

İsviçre’de, yabancı statüsünde göçmen olarak yaşayabilmek, dört ayrı oturma ve çalışma izninden birine sahip olmakla mümkün. Göçmenler, İsviçre’de, kantonlar tarafından düzenlenen kısaca L, B, C ve G olarak adlandırılan kimlik kartlarıyla yaşıyorlar.

1998 yılından bu yana yönetmeliklerle yürürlükte olan ve Ulusal Temsilciler Meclisi’nce geçtiğimiz günlerde kabul edilerek yasal düzeyde de tanımlanan uygulamanın, göçmenleri, AB ve EFTA ülkelerinden gelenler ve gelmeyenler olarak iki ana gruba ayırmasıyla ilgili önemli ayrıntıları da, resmi makamların bu çalışma ve oturma izinlerini düzenlerken hangi kriterleri kullandıklarına bakarak daha iyi anlamak mümkün.

“L Oturumu”: Kısa süreli ve geçici oturma ve çalışma izni

İsviçre’de faaliyet gösteren bir firma, genel kural olarak bir yıldan daha az süreyle yurtdışından işgücüne ihtiyaç duyuyorsa, resmi makamlar, anlaşma süresiyle sınırlı olmak üzere bir oturma ve çalışma izni veriyorlar ki, buna kısaca “L Oturumu” deniyor. İsviçre Göç ve Entegrasyon Dairesi’nin (IMES) verdiği son rakamlara göre, bu kategoride değerlendirilen işgücü için verilen toplam izin sayısı, AB-EFTA üyesi ülkeler için yılda 115 500, diğer ülkeler içinse 5 000’le sınırlandırılmış durumda. Yani verilecek “L Oturumu” sayısı, yılda toplam 120 500’ü aşamıyor.

Kontenjan dolu olmasa dahi, AB ve EFTA üyesi olmayan ülke yurttaşlarının “L” statüsünde İsviçre’ye kabulleri için, “yüksek kalifiye işgücü” sınıfında değerlendirilmeleri gerekiyor. Yine bu ülke yurttaşları, kısa süreli oturma ve çalışma izni alabilseler dahi, genel kural olarak, aile fertlerine İsviçre’de oturum izni verilmiyor, yani aile birleşimi hakkından yararlanamıyorlar.

“B Oturumu”: Yıllık oturma ve çalışma izni

“L Oturumu”nda olduğu gibi kısa süreyle sınırlı bir iş anlaşması değil, bir firmanın ve İsviçre iş pazarının genel ihtiyaçları göz önünde bulundurularak ya da aile birleşimi ve iltica başvurusunun kabulü nedeniyle verilen olağan oturma ve çalışma izni, “B Oturumu” olarak adlandırılıyor. Aslında bu oturum, İsviçre’de göçmenliğe atılan ilk adım anlamına da geliyor. Kural olarak ilk verildiği tarihten itibaren bir yıl süreyle geçerli olan “B Oturumu”nun her yıl yenilenmesi gerekiyor. Uygulamada, toplumsal huzuru bozan bir suç işlemek ya da çalışmadan sürekli sosyal yardım almak gibi durumlar dışında, bu çalışma ve oturma izni kantonlarca her yıl uzatılıyor. AB ve EFTA üyesi ülke yurttaşlarına verilen “B Oturumu”nun, bir yıl değil beş yıl süreyle geçerli olması ise yeni uygulamalar arasında yer alıyor.

İsviçre Göç ve Entegrasyon Dairesi’nin (IMES) son açıklamasına göre, iş pazarının duyduğu ihtiyaç göz önünde bulundurularak yeni verilecek “B Oturumu” sayısı, AB-EFTA üyesi ülkeler için yılda 15 300, diğer ülkeler için de 4 000’le sınırlandırılmış durumda. AB’ye 1 Mayıs 2004 tarihinde katılan 10 yeni üye ülke, 2005 yılından itibaren eski 15 üye ülkeyle aynı statüde değerlendirilecek. AB ve EFTA üyesi ülkelerden gelen göçle ilgili sayı sınırlaması, 2007 yılına kadar tamamen ortadan kalkacak ve serbest dolaşımın önünde hiçbir engel kalmayacak.

AB ve EFTA üyesi olmayan ülkelerden işgücü göçü, sayı olarak olduğu gibi, başka sınırlamalarla da karşı karşıya bırakılmış durumda. AB ve EFTA'ya üye ülkelerin yurttaşları için ikili anlaşmalar çerçevesinde 2007 yılına kadar sayı sınırlamasına bağlı serbest dolaşım söz konusu iken, diğer ülkelerden sadece yönetici kadrolar, uzmanlar ya da örneğin tarım, inşaat, sağlık hizmetleri ve turizm gibi alanlarda "özel işler için gereken işgücü" kapsamında değerlendirilen elemanlar İsviçre'ye gelebilecekler. Ancak, yine de öncelik yurtiçi, AB ve EFTA alanlarından gelenlere verilecek.

“B Oturumu”na sahip göçmenler, aile birleşimi hakkına sahip olmakla birlikte, bu konudaki karar yetkisi, kişinin durumunu özel olarak değerlendiren kantonlara bırakılmış durumda.

“C Oturumu”: Süresiz oturma ve çalışma izni

AB ve EFTA ülkeleriyle ABD ve Kanada yurttaşları beş yıl, diğer ülkelerden gelen göçmenler ise on yıl “B Oturumu” ile İsviçre’de yaşamaları halinde “C Oturumu”na sahip oluyorlar. Süresiz oturum olarak da adlandırılan, bu oturma ve çalışma izni, göçmenlere “B Oturumu”na kıyasla önemli avantajlar sağlıyor. Her yıl uzatılma zorunluluğu ortadan kalktığı gibi, işyeri ve işkolu değiştirme gibi iş pazarını ilgilendiren tüm noktalarla vergilendirmede İsviçre yurttaşlarıyla eşit haklardan yararlanılıyor. Genel olarak İsviçre yurttaşlığına geçisin de ön adımı olarak değerlendirilen “C Oturumu”, aile birleşimini de mümkün kılıyor.

“G Oturumu”: Sınırdaki yerleşim birimlerinden gelen işgücü

İsviçre’ye sınır yerleşim birimlerinde yaşayanlar, bir işyeriyle anlaşmaları halinde, sınırlı haklara sahip “G Oturumu” düzenlemesiyle çalışma hayatına katılabiliyorlar. Sınır işçileri olarak da adlandırılan, “G Oturumu” sahibi yabancılar, sadece bu çalışma iznini veren kanton sınırları içindeki işyerlerinde çalışabiliyorlar ve işyeri ya da işkolu değiştirme de ancak izne tabi olarak mümkün olabiliyor. İlk verildiği tarihten itibaren bir yıl süreyle geçerli olan bu izinle İsviçre’de çalışan yabancılar, haftada en az bir kez İsviçre’den çıkış yapmakla da yükümlüler. “G Oturumu”, ancak, İsviçre’de çalışır durumda olmanın kanıtlanmasıyla yenilenebiliyor.

Ve başka oturma ve çalışma izinleri: “N” ve “F”

İsviçre’de, yukarıda sayılan dört oturma ve çalışma izin kategorisinin yanında, iltica başvurusunda bulunanları kapsayan özel uygulamalar da var.

Aslında, eğer bir iltica başvurusu yetkili makamlar tarafından kabul edilmişse, bu durumda yetkili kanton ilgili kişiye “B Oturumu” veriyor. Bu durumda, “C Oturumu”nu daha kısa sürede almak dışında, genel kurallar onlar için de geçerli oluyor.

Özel uygulamalar ise, iltica başvurusunda bulunup da henüz işlemleri tamamlanmış ya da iltica başvuruları kabul edilmemekle birlikte, ülkelerine geri gönderilmelerinde sakınca görülen kişilerle ilgili. Birinci durumda, çok sınırlı hakların söz konusu olduğu “N Oturumu”, ikinci durumda ise, “F Oturumu” veriliyor. Her ikisi de geçici olmakla birlikte, “N Oturumu”nun süresi sığınma başvurusunun kesin reddiyle sona ererken, “F Oturumu”, iş pazarının ihtiyaçları ve kişiye özel özellikler gibi kriterlerin kantonlarca dikkate alınmasıyla “B Oturumu”na dönüşebiliyor.

L Oturumu:

Kısa ve geçici

süreyle yapılan

kontratlar için

geçerli...

 

 

B Oturumu:

Göçmenliğe ilk

adım... AB-EFTA

ülkeleri için beş

yıl geçerli...

Diğer ülkelerden

gelenlerde her

yıl yenileniyor... 

 

 

 

 

 

 

C Oturumu:

Yurttaşlığa

geçişte ilk

adım... İş pazarı

ve vergide,

İsviçre

yurttaşlarıyla

eşit uygulama...

 

G Oturumu:

Sadece sınır

bölgelerinden

gelen yabancılar

için

geçerli...

N Oturumu:

İltica başvurusu

henüz

incelemede

olanlar için...

Geçici ve sınırlı

haklar...

F Oturumu:

İltica başvurusu

reddedilen, ama

sınırdışı

edilmelerinde

sakınca

görülenler için

geçici statü...

 

 

Göçmenlere niçin ihtiyaç duyuluyor?

       

Cevap açık: İsviçre nüfusu, hızla

buharlaşıyor... Ekonominin

göçmenlere olan ihtiyacı giderek

büyüyor...

İstatistik Dairesi, İsviçre'de yabancı statüsünde yaşayanların toplam nüfus içindeki oranını yüzde 20.5 olarak tespit ediyor. İsviçre Göç ve Uyum Dairesi ise, uluslararası misyonlardaki görevlilerin ve kısa süreyle ülkede çalışanların sayılmaması halinde, bu oranın yüzde 20.1 olduğunu açıklıyor. Yani, İsviçre’de yaşayan her beş kişiden biri yabancı statüsünde kayda geçen göçmenler.

Bunun yüksek bir oran olduğu açık olmakla birlikte, gerçeği tam olarak anlatmadığı da herkes tarafından kabul ediliyor. Göçmen politikasıyla ilgili politik tartışmalarda, rakamların yanıltıcılığı zaman zaman kutuplaşmalarda ana gerekçelerden birini de oluşturuyor. Örneğin, İsviçre yurttaşlığına hak kazanan göçmenler buna eklenirse, oran çok daha yükseklere çıkıyor. (Yaklaşık 1,5 milyonu halen yabancı statüsünde yaşayanlardan oluşan 7 milyon 368 bin kişilik İsviçre nüfusunun, 357 bini de 1978-2003 yılları arasında İsviçre yurttaşlığına geçen göçmenlerden oluşuyor.) Bu durum, “artık gemi doldu, kimliğimizi kaybediyoruz” diyerek, sert önlemler alınmasını isteyen çevreleri daha da hareketlendirirken, aynı rakamları bir başka açıdan değerlendirenler de var. Onlara göre de, istatistiklerdeki yabancı sayısının yüksekliği, İsviçre’nin yurttaşlık politikasının bir sonucu. Yani, İsviçre yurttaşlığına geçişin bu kadar zor olması ve AB üye ülkelerinden gelen göçmenleri İsviçre yurttaşlığına geçiş için özendirici bir nedenin bulunmaması istatistiklerdeki yabancı sayısını yapay olarak yukarı çekiyor.

Ancak, hangi açıdan bakılırsa bakılsın, İsviçre gerçekte, nüfusuyla kıyaslandığında önemli bir göçmen nüfusu barındırıyor. Ama, istisnalar dışında, genel olarak tutucu politikaları destekleyen İsviçreli seçmen bile, iş yabancıların sayısının sınırlandırılmasıyla ilgili aşırı önerilere gelince, bunları gerçekçi bulmadığını  halkoylamalarında defalarca gösteriyor.

Peki, niçin?

Bu noktada, istatistikler, gerçeği yoruma açık bırakmayacak şekilde gösteriyor.

İsviçre nüfusu hızla buharlaşıyor

İsviçre İstatistik Dairesi, geçtiğimiz yılın doğum oranının 1918 yılından bu yana en düşük seviyede gerçekleştiğini açıklıyor. Bir başka veri de, 1998 yılından bu yana ölenlerin doğanlardan daha fazla olduğunu gösteriyor. Rakamlara dayanarak İsviçreli yabancı ayrımı yapılmaksızın yapılan bir başka resmi değerlendirme, İsviçre’nin bugünkü nüfusunu koruyabilmesi için kadın başına 2,1 doğum beklendiğini gösteriyor. Oysa, bugünkü rakam sadece 1,4’te kalıyor. Yani, İsviçre nüfusu, yabancıları da dahil ederek değerlendirildiğinde dahi hızla eriyor. Bu hesaba yabancılar dahil edilmezse, nüfus buharlaşması daha da ürkütücü boyutlara varıyor.

İstatistik Dairesi’nin verileri bugün, emeklilik yaşına gelen bir kişiye karşı çalışabilir nüfus içinde, yani 15-65 yaş grubunda dört kişinin bulunduğunu gösteriyor. Bilimsel yöntemlerle geliştirilen tahminlere göre, 2040 yılında çalışabilir yaş grubundaki her kişiye karşılık, emeklilik yaş sınırı üstündekilerin yaklaşık iki katına çıkmasına kesin gözüyle bakılıyor. Bu, açık olarak, bugün dahi sıkıntılar yaşayan sosyal sigortalar ve vergi sistemi gibi, tüketim pazarının da çökmesi anlamına geliyor. Bu, uzmanlarca, köklü önlemler alınmazsa, güçlü İsviçre ekonomisinin sağladığı refah döneminin artık son günlerini yaşadığı şeklinde yorumlanıyor.

Sonuç olarak, İsviçre ekonomisinin göçmenler olmadan bugün ayakta durması mümkün olmadığı gibi,. dahası, giderek daha da fazla göçmeni ülkeye çekmekten başka çaresi yok.

Yabancı statüsündeki nüfus

Yabancı nüfus

(sınıflama)

Yabancı nüfus

(sayı ve oran)

Bir yıl içindeki

değişim (+)

.

Sayı

%

Sayı

%

Toplam

EU/EFTA

1'483'756
839'041

100.0

56.5

26'976
17'687

1.9
2.2

"L" otumlulular

17'574

1.2

8'656

97.1

"B" orumlular

376'095

25.3

15'124

4.2

"C" otumlular

1'090'087

73.5

3'196

0.3

Toplam nüfusa oran

.

20.2

.

0.2

Kaynak: IMES (Nisan 2004 sonu rakamları)

Yabancılar: Ülkelere göre

Sayı

%

İtalya

Sırbistan ve Karadağ

Portekiz

Almanya

Türkiye

İspanya

Fransa

Makedonya

Bosna-Hersek

Hırvatistan

Diğer

302'727

200'171

154'601

136'930

77'594

76'239

66'004

60'865

45'435

42'529

320'661

20.4%

13.5%

10.4%

9.2%

5.2%

5.1%

4.4%

4.1%

3.1%

2.9%

21.6%

Kaynak: IMES (Nisan 2004 sonu rakamları)