|
Tespitleri,
argümanları, çözümlemeleri ve hedefleriyle
Basel
Göçmenlik ve Uyum Politikası
Rakamlarla
Basel nüfusu
150
ülkeden gelen, istatistiklerde yabancı olarak tanımlanan 53 bin
insan yaşıyor Basel'de... Bu sayı Basel nüfusunun yaklaşık yüzde
27'sini oluşturuyor. Gençler arasında
ise bu oran yüzde 45'e ulaşıyor ve bazı semtlerde, örneğin
Matthäus semtinde ise yüzde 50'nin üstünde...
Bu
rakamlar Zürih ve Frankfurt gibi şehirlerle karşılaştırıldığında
hemen hemen aynı... Basel ve benzeri şehirlerin bu uluslararası
karakterini gösteren sadece bu rakamlar dahi, kantonun sosyal ve
ekonomik düzeydeki gelişimi konusunu mu, yoksa bilinen göçmenlik
ve uyumla ilgili sürtüşmeleri mi öne çıkaracağı üzerine
önemli....
Basel
ekonomisi güçlü olan öteki şehirler gibi yüksek bir yabancı
oranına sahip. Öncelikle de gençler ve meslek eğitimi görenler...
İsviçreliler ise daha yüksek yaş gruplarında daha fazla çoğunlukta...
Bu durum özellikle Baselland'ın geleceği açısından daha
fazla dikkat çekiyor. Basel'de ise uzun vadede yaş grupları
arasında önemli bir dengesizlik görünmüyor.
Çalışan
nüfusun oranı yabancılar arasında İsviçrelilere göre daha yüksek
ve bu durum pek çok politikanın inşasında Basel açısından
bir avantaj oluşturuyor. Bu genç ve çalışan yabancı nüfus,
sosyal sigorta kurumları açısından, aldıklarına göre yılda
kişi başına 2 bin frank fazla ödemede bulunuyorlar.
Yabancıların
üçte ikisi C, dörtte biri ise B oturumuna sahip. Politik düzeyde
ve medyalarda hep ön planda olan ilticacıların oranı ise gerçekte
çok düşük. Göçmen nüfusun yaklaşık yüzde 60'ı AB ve
EFTA üye ülkelerinden geliyorlar. Yüzde 50'nin üzerindeki bir
bölüm ise ya İsviçre doğumlu, ya da 10 yılı aşkın bir süredir
burada yaşayanlardan oluşuyor. Yeni uyum politikası gerçek ilişkilerden
yola çıkıyor, genel yabancı nüfusun yüzde 95'ini oluşturan
kesinleşmiş oturuma sahip göçmenlerden...
İsviçre'de
Nüfus Sorunu
Aile
birleşimi, uluslararası evlilikler, yüksek kalifiye elemanlar için
çalışma izni ve öğrenim izni ön planda... Basel'in önemli
bir sorunu yılda yüzde 1 ila 2 arasında seyreden nüfus kaybı...
Bu yabancı nüfus açısından da geçerli. İsviçre'de doğan
çocukların yaklaşık yarısının anne babaları İsviçre
pasaportuna sahip. Bu oran genel olarak düşüyor. Bunun nedeni,
yabancılardaki evlilik ve doğum oranlarının ortalamanın üstünde
olması. Bu yaygın olarak düşünüldüğü gibi günlük
politikanın değil, toplumsal gelişimin süre giden sonuçlarından
biri...
Yabancı
nüfusun artışı üzerine istatistiki verilerin gösterdiği şu:
1996'dan bu yana, yabancı nüfustaki artış yüksek doğum
oranlarıyla bağlantılı.... Ama şöyle bir durum var. İsviçre'nin
bugünkü nüfusunu koruyabilmesi için, kadın başına 2;1'lik
bir çocuk oranı gerekiyor. Gerçekte ise göçmen kadınlarda bu
oran 1,8, İsviçreli kadınlarda ise 1,2... Bu İsviçre'nin bir
nüfus gerilemesi yaşadığını gösteriyor. Günümüz ve
geleceğin politikası belgede de yazıldığı gibi yabancılarla
ilgili eski reçete ve efsanelerden çok hızlı bir şekilde
kurtulmalı. Bir soru da şu: İsviçre'nin kendi aile politikasını
tekrardan gözden geçirmesi...
Yeni
Göçmenlik Politikasının Oluşum Süreci
90'lı
yıllarda İsviçre politikası gelecekle ilgili işaretleri çok
geç gördü, tanıdı.
İşsizlik,
sosyal gerileme ve iltica haklarının kötüye kullanımı acil
bir sorun haline geldiğinde bunu çözme doğrultusunda zamanında
tavır alamadı.
Basel
Hükümeti 1993'ten itibaren düzenli olarak eğitim, nüfus ve
ekonomi alanındaki gelişmeleri dikkatle izlemeye başladı.
Bunun sonucu olarak yönetimde koordinasyona yönelik
yapılanmalar ortaya çıkarıldı. 90'lı yıllarda uyuşturucu
politikasında başarılı olunması bunun çarpıcı sonuçlarından
biri oldu. Bakanlıklar arası önlemlerin etkin bir biçimde
hayata geçirilebilmesi için, Polis ve Ordu Bakanlığının yönetimi
altında polisiye ve sosyal önlemlere yönelik iki masa kuruldu.
Bunun yanı sıra göçmenlik ve uyum politikası üzerine bir
uzmanlık komisyonu oluşturuldu. 1997-2001 hükümet programında
uyum sorunları ve kentsel gelişime yaşamsal öneminden ötürü
öncelik tanındı. Başarılı bir uyum politikasının hayata geçirilebilmesi
için gerekli önlemlerin neler olabileceği üzerine uzun uzadıya
düşünüldü. Bu arada, sert önlemler de ele alındı. Örneğin,
sosyal yardımların herkesçe bilinen kötüye kullanımının önüne
geçilmesi gereği gibi... Tüm bu çalışmaların uyumlu ve
verimli bir biçimde sürdürülebilmesi için bir yetkilinin görevlendirilmesi
de hükümetin uygulamaları arasındaydı.
Burada
ortaya konulan belgede, uyum önlemlerinin hayata geçirilebilmesi
için gerekli koşullar ifade edilmiş durumda. Bunun için şöyle
bir yol tercih edildi: Önce uyum kavramı ve uygulamadaki ihtiyaçlar
uzmanlık komisyonu tarafından netleştirildi ve böylelikle çalışmaya
katılanların ortak bir zeminde hareket edebilmeleri sağlanmaya
çalışıldı. Daha sonra etnolog Dr. Rebekka Ehret, uluslararası
en yeni verilerden de yararlanarak bilimsel temeli ortaya çıkardı.
Bunun nedeni, politik düzeyde fazlaca yıpratılmış olan uyum
konusunun, sağlam ve etraflıca düşünülmüş bir temele
oturtularak kavram kargaşalarının önüne geçmekti. Neuenburg,
Frankfurt, Hollanda ve Kanada gibi uyum politikası modelleri üzerinde
çalışıldı. Ortaya çıkan ilk taslak üzerinde komisyonda
defalarca çalışıldı. Ekonomi ve Danışma Okulu'ndan
stajyerler, yabancıların örgütlenmeleri tarafından da ele alındı.
Bunların yanı sıra 170 uzmanlık birimi ve uzmanı kapsayan çok
geniş bir topluluk tarafından değerlendirildi. Hükümet hiçbir
zaman bu kadar geniş bir çevreyi seferber etmemişti. Ancak,
konunun karmaşıklığı düşünüldüğünde bunun ne kadar
yerinde olduğu da ortaya çıkmaktadır.
Eski
Politika - Yeni politika: Fark Nerede?
1.
Öncelikler Sorunu
Bu
belgenin ortaya çıkış sürecinde yaşanan, aslında bir öncelikler
sorunu değişikliğidir. Yani eski "eksiklerden yola çıkan
politika" artık terk edilerek, ayaklarını mevcut
potansiyellere basan yeni bir politikaya geçiş sağlanmıştır.
Bu ilk önemli nokta. Bu ne anlama geliyor? Eski politika, uyumla
ilgilenmedi, uyuma hizmet etmeyen çok masraflı sorunlara öncelik
verdi. Örneğin, bir yabancı işçinin yetersiz Almanca'sıyla,
ancak işsiz kaldığı zaman ilgilenildi. Böylelikle, yola çıkış
noktası hep buna benzer eksiklikler oldu. Çalışan bir insana
lisan kursları ve eğitim imkanları tanınmadı. Oysa önemli
olan buydu, zira, henüz işini kaybetmediği durumda lisanını
ve mesleki bilgilerini geliştirmek imkanın sağlanması pratik
olarak çok daha fazla işlev görürdü. Yani insanlar işten çıkarıldıktan
sonra, problemin başladığı varsayıldı ya da o andan sonra
çözüm bulunmaya çalışıldı. Çözümlemelerin gösterdiği
gibi, bu bir sistem hatasıydı ve sorunlar gerçekte çalışma,
sosyal, sağlık ve hukuk alanlarında bir silsile halinde büyüyordu.
Bu hatanın çok hızlı bir biçimde düzeltilmesi gerekiyordu.
Yeni
politika, sorunlarla ilgili belirtileri tariflerken bambaşka bir
bakış açısıyla hareket ediyor. Artık önemli olan mevcut
potansiyeller, yani göçmenlerin tecrübeleri, motivasyonları,
bilgileri, uzmanlık ve işgüçleri... Yeni politika bu
potansiyeli, öncelikle bilgilendirme ve eğitimle geliştirerek tüm
kantonun ilgisi doğrultusunda sosyal, ekonomik ve kültürel
alanlarda değerlendirmek istiyor. Özetle, mevcut potansiyel artık
yola çıkış noktasını oluşturuyor.
2.
Uyum, Tüm Toplumun ve Kentin Sorunu
İkinci
önemli nokta, uyumun tüm toplumu ve kenti ilgilendiren bir konu
olduğu... Somut olarak, uyum, yerliler ve sonradan gelenler arasında
karşılıklı süreç olarak tanımlanıyor. Uyum, kentsel gelişimden
ayrı düşünülemez. Örnek vermek gerekirse, Basel'in işçi
semtleri Matthäus, Klybeck, St.Johann ve Gundeli semtlerinin gelişiminden
ayrı düşünülemez. Bundan dolayı uyum politikası, kentsel
gelişim projeleriyle bağlantılı olarak sürdürülmeli.
Sosyal
gerilemenin önüne geçmek ve mevcut potansiyeli değerlendirmek
için sadece bilgi ve eğitime yatırım yapılmıyor, aynı
zamanda konut ve yeşil alanlar da hesaba katılıyor. Zira, ancak
böylelikle, başarılı ve genç aileler yeni bir konut aradıklarında
bunu Basel'de bulabilirler ve kantonda kalabilirler. İsviçre
pasaportuna sahip olanlar gibi olmayanlarda aynı şekilde davranıyorlar
ve sosyal konumlarında bir yükseliş yaşadıklarında ya da
yeni bir aile kurduklarında şehri terk edebiliyorlar. Konut
sorununa sağlıklı bir çözüm bulunmadan, başarılı bir uyum
politikasını hayata geçirmek imkansız görünüyor. Nüfusun
daha olumlu kaynaşması, öncelikle bu işçi semtlerindeki konut
sorunuyla yakından ilintili...
3.
Farklılıklar Sorunu
Üçüncü
önemli nokta, farklılıklara bilinçli ve özenli bir yaklaşım.
Yani sorunları gerçek bir biçimde çözümleme yükümlülüğü,
yani etnik ve kültürel farklılıklara dayanarak yapılan çözümlemelerden
kaçınma... Genelleştirmeler ve iyi niyetli romantik modeller
gibi temelaçınma... Genelleştirmeler ve iyi niyetli romantik
modeller gibi temelsiz efsaneler de reddediliyor. Yeni uyum
politikası insan hakları ve yasalar temelinde tüm insanları
birey olarak ciddiye alıyor ve her bireyi sorumluluk üstlenmeye
davet ediyor. Bir cinsiyete, dine ya da dil grubuna ait olmak hiç
kimseye özel haklar tanımıyor, zira bu da başka bir ayrımcılık
olarak değerlendiriliyor
Şu
ana kadar, öncelikle göçmenlere, uyumla ilgili pek çok girişimde
ulaşılamadı. Yukarıdan aşağıya iyi niyetli kol kanat germe
uygulamaları artık amaca hizmet etmez durumda... Bunun yerine,
çok açık bir bilgilendirme, kurallar, çalışma alanında
nitelik kazanmak ve lisanı geliştirmek, yani bütün bunlarla
kendi kendine yardım eder hale gelebilmek.
Hareket
Noktaları
Tüm
bunlardan dolayı, yeni politikanın hareket noktaları şöyle
ifade edilebilir:
Geleceğe
yönelik ve vizyon sahibi olması (geçmişe yönelik değil)
Verim
ve yükselmeye yönelik olması
Bağımlılıktan
kurtulmak
Bireysel
sorumluluk
Eşit
haklar ve yükümlülükler
Uygulama
Aslında
insan hakları ve
hukuk devletinin kazanımları tüm toplumun yararı doğrultusunda,
tutarlı bir biçimde değerlendirilmeli. 19. yüzyılın ikinci
yarısından kalan değerler, bugün yeniden aktüel hale gelmiş
durumda. Devlet kaynakları yeniden tariflenen önceliklere göre
kullanılmalı.
Orta
ve uzun vadeli olarak yapılması gereken şöyle de ifade
edilebilir:
Eskiden
sorunların ortaya çıkmasını engellemeye yönelik değil,
sorunlar ortaya çıktıktan sonra onları çözümlemeye çalışarak
devasa kaynaklar, sosyal yardımlarda, sağlık ve hukuk alanlarında
kullanılmıştır. Bugün yapılması gereken, bilgilendirme, eğitim
ve semt gelişimine yatırım yapılarak, aynı zamanda bu kaynak
israfının da önüne geçilmesi... Kaldı ki, eski politikanın
bu devasa kaynak kullanımı pratikte uyuma da hizmet etmemiştir.
Bundan dolayı hükümet bir çalışma grubunu, bu belgenin
uygulama konseptini somutlaştırma, tasarruf önlemleri ve bir
yatırım planı üzerine çalışması için görevlendirdi.
Hedeflenenler
Hedef,
devlet artık uyum eksikliğinin ortaya çıkardığı işsizlik,
sosyal yardım, sağlık ya da hukuk sorunlarının çözümü için
çok masraflı önlemlerle uğraşmak zorunda kalmayacak. Devletin
yapması gereken, yeni gelenlere (yazılı ve semtlerde doğrudan)
ulaşılmasını sağlayarak doğru bir karşılama yapılması,
Almanca ve anadilde profesyonel bir bilgilendirme, semtteki komşular
ve derneklerle sosyal bir ağ oluşturarak ve Hollanda örneğinde
olduğu gibi zorunlu karakter taşıyan lisan kursları düzenlenmesi...
Böylelikle, yeni gelenlerin etkin bir biçimde uyum sürecine katılmaları
ve mümkün olduğunca kendi ayaklarının üstünde durarak başarıya
ulaşmalarının sağlanması hedefleniyor. Uzun zamandır burada
yaşayan göçmenler ise uygun projeler vasıtasıyla uyum sürecine
katılmaya teşvik edilecekler.
Anlaşılabileceği
gibi, tüm bu girişimlere İsviçreliler de gönüllü olarak katılabilecekler.
İsviçre pasaportuna sahip olmanın, kendiliğinden, iyi Almanca
bilmek ya da yurttaşlık bilgilerine sahip olmak anlamına
gelmeyeceği açık.
İlk
Projeler Neler ve Niçin
Uygulama
konseptinde onun üzerinde önleme öncelik tanınmış durumda.
Bu önlemler şu ana fikirler etrafında toparlanabilir:
Bilgi
ve eğitim, çalışma yaşamı, semt gelişimi, kamuoyu
kampanyaları ve katılım...
Uygulama
programında yer alan tüm önlemler, gerçekleştirilme aşamasında
ya da deneysel olarak başlatılmış durumda... Örneğin
okullardaki, lisan ve kültür köprüleri gibi.... Önümüzdeki
yıllarda yabancı oranı yüksek olan tüm okullarda bunun
sistematik olarak gerçekleştirilmesi isteniyor. Hedef anadilde
ve Almanca'da hızlı bir gelişme kaydetmek ki, biri olmadan diğerinin
olamayacağı açık. Böylelikle Basel'deki büyük lisan
potansiyeli gelecekte meslek yaşantısında, örneğin küreselleşmiş
ekonomide başarılı bir şekilde değerlendirilebilir.
Bu
adım, birçok projeyle iş hayatına başlayana kadar
desteklenecek. Basel'in geleceği için, İsviçreliler ve yabancılar
için, eğitim kalitesi somut bir öncelik taşımakta. 2000 yılının
başında, Basel ve Baselland tarafından 3 yıllık bir
bilgilendirme kampanyası başlatıldı. |