İsviçre'de göçmen olmak,

göçmen politikası, yasalar,

istatistikler, güncel gelişmeler

ve daha fazlası...

göçmenlik >>>

Basel'in yeni "Göçmen ve Uyum Politikası" beş yaşında

Basel'in yeni göçmenlik ve uyum politikası dört yılı geride bıraktı. Bu dönem zarfında yeni politika, ortaya koyduğu hedefler, kurumsal yeniden yapılanmaya yönelik adımlar ve günlük yaşamda da gözlenebilen uygulamalarıyla kanton gündeminde hep ilk sıralarda kaldı.

snc

dosya: sevim civil

foto: nuriye polat

Basel'deki gelişmeler, İsviçre Göçmenlik ve Uyum Politikası'nın yeniden oluşturulmasıyla ilgili çalışmalar açısından da, özel bir önem kazandı. Basel'de sorunların çözümü doğrultusunda ortaya konulan yeni perspektifler ve başlatılan uygulamalar Bern'de ve kantonlarda süren tartışmalarda de etkisini göstermeye başladı; "Basel Modeli" giderek daha çok telaffuz edilir oldu.

Evet, adından bu kadar fazla söz ettiren bu yeni politika, dördüncü yılında, bir dosya konusu olarak sayfalarımızdaki yerini alıyor. Önce geriye, 10 Eylül 1999 tarihine dönüyor, "eski politikanın terk edildiğinin" hükümet üyeleri Jörg Schild ve Ralph Lewin tarafından kamuoyuna resmen açıklandığı basın toplantısını hatırlıyoruz. Sonra, aynı toplantıda yeni politikanın ayrıntılı olarak tanıtıldığı dosyaya yer veriyoruz. Konunun uygulamadaki bir numaralı ismi Basel Göçmenlik Daire Başkanı Thomas Kessler'le yaptığımız söyleşi ise, dört yıl sonra bugün hangi noktada olunduğunu anlamak açısından son derece önemli. Son olarak, uygulamanın politik sorumluluğunu birinci dereceden üstlenen Polis ve Ordu Bakanı Jörg Schild'in geçtiğimiz günlerde bir sempozyumda entegrasyonla ilgili yeni perspektiflere değindiği açılış konuşmasıyla dosyamızı tamamlıyoruz.

Artık aradan çekiliyor, Basel Göçmenlik ve Uyum Politikası'nın ayrıntılı olarak ele alındığı dosyamızla sizleri baş başa bırakıyoruz.

arşivden

10 Eylül 1999: Basel, eski göçmenlik politikasını terk ediyor

Basel'de uyum ve göçmenlik politikasının yeniden yapılandırılması için sürdürülen çalışmaların 1999 yılının ikinci yarısında artık olgunluk aşamasına geldiği ilgili çevrelerce bilinmeyen bir gelişme değildi. Merak edilen, bunun kamuoyuna ne zaman ve nasıl açıklanacağıydı.

Açıklama 10 Eylül 1999 tarihinde yapıldı. Baselli bakanlar Jörg Schild ve Ralph Lewin, bir basın toplantısı düzenleyerek, ellerindeki dosyayı kamuoyuna ulaştırdılar. Dosyanın, rutin basın toplantılarında dağıtılan dosyalardan görünüm olarak pek farkı yoktu belki de, ancak içinde yazılanlar, Baselli hükümet yetkililerinin bir tarihi döneüm noktasında bulunduklarını açıkça ortaya koyuyordu. Konu, uyum ve göçmenlik politikasıydı. Basel Hükümeti'nin siyasi sorumluğunu üstlendiği dosyada yazılanlar, köklü bir politika değişikliğinin zorunluluğunu haber veriyordu. Dosya şöyle bir karıştırıldığında, hemen, İsviçre'nin diğer kantonlarında hazırlananlardan farklılığını ortaya koyuyordu. Sadece tartışma platformu yaratmak değil, bir an önce harekete geçmek lazım geldiğini anlatmak amacıyla hazırlanmış olduğu her halinden belli oluyordu.

Dosyada neler yer alıyordu?

Dosya iki bölümden oluşuyordu. İlk bölümünde, Basel Polis ve Ordu Bakanı Jörg Schild'in giriş yazısı yer alıyor, ikinci bölümde ise, Rebekka Ehret tarafından kaleme alınmış olan, Basel Hükümeti'nin uyum ve göçmenlik politikasındaki program ve çalışma tarzının ana hatları bulunuyordu.

Jörg Schild'in giriş yazısı, hükümet politikası üzerine oldukça açık fikirler veriyor ve ne yapılmak istendiğini özlü bir şekilde anlatıyordu. Jörg Schild, bu girişimin siyasi sorumluluğunu taşıyordu, söyledikleri tabii ki birinci derecede dikkate alınması gereken sözlerdi ve kantonun göçmenlik politikasında köklü bir değişikliğin başladığını ilan ediyordu.

Yeni Göçmenlik ve Uyum Politikası'nın üç ana unsuru

Rebekka Ehret tarafından hazırlanan bölümde ise, Basel Kantonu'nun geleceğe yönelik uyum ve göçmenlik politikasının, üç ana unsurundan bahsediliyordu. Birincisi, geleceğe yönelik uyum politikasının temelini oluşturacak mevcut potansiyeller... Yani, kazanımlar, deneyimler, yetenekler, katılımcıların uzmanlıkları ve benzerleri... İkincisi, uyumun, tüm bir toplumun ve kentin sorunu olarak anlaşılması gereği... Yani, yerliler olsun, sonradan gelenler olsun toplumun tüm bireylerinin içinde yer aldığı bir konu uyum... Üçüncüsü, uyum politikasının nasıl şekilleneceği... Burada farklılıklara özenli ve bilinçli yaklaşımın önemine işaret ediliyordu.

Uygulamanın, bu üç unsurun birlikte ve birbirleriyle ilişkileri içinde değerlendirildiği bir uyum ve göçmenlik politikasına göre şekillenmesinin önemi, özellikle vurgulanıyordu. Daha sonra uygulamanın kapsamı, hedefleri ve biçimi üzerine değerlendirmelere giriliyordu. Önyargılardan, konut sorununa, enformasyon, eğitim, meslek, iş sorunlarına kadar akla gelebilecek pek çok yanıyla konu irdeleniyor; neler yapılabileceği ve nasıl yapılabileceği üzerine değerlendirmeler yapılıyor; daha da önemlisi uygulamadaki başlangıç önceliklerine yer veriliyordu.

arşivden

Tespitleri, argümanları, çözümlemeleri ve hedefleriyle

Basel Göçmenlik ve Uyum Politikası

Rakamlarla Basel nüfusu

150 ülkeden gelen, istatistiklerde yabancı olarak tanımlanan 53 bin insan yaşıyor Basel'de... Bu sayı Basel nüfusunun yaklaşık yüzde 27'sini oluşturuyor. Gençler arasında  ise bu oran yüzde 45'e ulaşıyor ve bazı semtlerde, örneğin Matthäus semtinde ise yüzde 50'nin üstünde...

Bu rakamlar Zürih ve Frankfurt gibi şehirlerle karşılaştırıldığında hemen hemen aynı... Basel ve benzeri şehirlerin bu uluslararası karakterini gösteren sadece bu rakamlar dahi, kantonun sosyal ve ekonomik düzeydeki gelişimi konusunu mu, yoksa bilinen göçmenlik ve uyumla ilgili sürtüşmeleri mi öne çıkaracağı üzerine önemli....

Basel ekonomisi güçlü olan öteki şehirler gibi yüksek bir yabancı oranına sahip. Öncelikle de gençler ve meslek eğitimi görenler... İsviçreliler ise daha yüksek yaş gruplarında daha fazla çoğunlukta... Bu durum özellikle Baselland'ın geleceği açısından daha fazla dikkat çekiyor. Basel'de ise uzun vadede yaş grupları arasında önemli bir dengesizlik görünmüyor.

Çalışan nüfusun oranı yabancılar arasında İsviçrelilere göre daha yüksek ve bu durum pek çok politikanın inşasında Basel açısından bir avantaj oluşturuyor. Bu genç ve çalışan yabancı nüfus, sosyal sigorta kurumları açısından, aldıklarına göre yılda kişi başına 2 bin frank fazla ödemede bulunuyorlar.

Yabancıların üçte ikisi C, dörtte biri ise B oturumuna sahip. Politik düzeyde ve medyalarda hep ön planda olan ilticacıların oranı ise gerçekte çok düşük. Göçmen nüfusun yaklaşık yüzde 60'ı AB ve EFTA üye ülkelerinden geliyorlar. Yüzde 50'nin üzerindeki bir bölüm ise ya İsviçre doğumlu, ya da 10 yılı aşkın bir süredir burada yaşayanlardan oluşuyor. Yeni uyum politikası gerçek ilişkilerden yola çıkıyor, genel yabancı nüfusun yüzde 95'ini oluşturan kesinleşmiş oturuma sahip göçmenlerden...

İsviçre'de Nüfus Sorunu

Aile birleşimi, uluslararası evlilikler, yüksek kalifiye elemanlar için çalışma izni ve öğrenim izni ön planda... Basel'in önemli bir sorunu yılda yüzde 1 ila 2 arasında seyreden nüfus kaybı... Bu yabancı nüfus açısından da geçerli. İsviçre'de doğan çocukların yaklaşık yarısının anne babaları İsviçre pasaportuna sahip. Bu oran genel olarak düşüyor. Bunun nedeni, yabancılardaki evlilik ve doğum oranlarının ortalamanın üstünde olması. Bu yaygın olarak düşünüldüğü gibi günlük politikanın değil, toplumsal gelişimin süre giden sonuçlarından biri...

Yabancı nüfusun artışı üzerine istatistiki verilerin gösterdiği şu: 1996'dan bu yana, yabancı nüfustaki artış yüksek doğum oranlarıyla bağlantılı.... Ama şöyle bir durum var. İsviçre'nin bugünkü nüfusunu koruyabilmesi için, kadın başına 2;1'lik bir çocuk oranı gerekiyor. Gerçekte ise göçmen kadınlarda bu oran 1,8, İsviçreli kadınlarda ise 1,2... Bu İsviçre'nin bir nüfus gerilemesi yaşadığını gösteriyor. Günümüz ve geleceğin politikası belgede de yazıldığı gibi yabancılarla ilgili eski reçete ve efsanelerden çok hızlı bir şekilde kurtulmalı. Bir soru da şu: İsviçre'nin kendi aile politikasını tekrardan gözden geçirmesi...

Yeni Göçmenlik Politikasının Oluşum Süreci

90'lı yıllarda İsviçre politikası gelecekle ilgili işaretleri çok geç gördü, tanıdı.

İşsizlik, sosyal gerileme ve iltica haklarının kötüye kullanımı acil bir sorun haline geldiğinde bunu çözme doğrultusunda zamanında tavır alamadı.

Basel Hükümeti 1993'ten itibaren düzenli olarak eğitim, nüfus ve ekonomi alanındaki gelişmeleri dikkatle izlemeye başladı. Bunun sonucu olarak yönetimde koordinasyona yönelik  yapılanmalar ortaya çıkarıldı. 90'lı yıllarda uyuşturucu politikasında başarılı olunması bunun çarpıcı sonuçlarından biri oldu. Bakanlıklar arası önlemlerin etkin bir biçimde hayata geçirilebilmesi için, Polis ve Ordu Bakanlığının yönetimi altında polisiye ve sosyal önlemlere yönelik iki masa kuruldu. Bunun yanı sıra göçmenlik ve uyum politikası üzerine bir uzmanlık komisyonu oluşturuldu. 1997-2001 hükümet programında uyum sorunları ve kentsel gelişime yaşamsal öneminden ötürü öncelik tanındı. Başarılı bir uyum politikasının hayata geçirilebilmesi için gerekli önlemlerin neler olabileceği üzerine uzun uzadıya düşünüldü. Bu arada, sert önlemler de ele alındı. Örneğin, sosyal yardımların herkesçe bilinen kötüye kullanımının önüne geçilmesi gereği gibi... Tüm bu çalışmaların uyumlu ve verimli bir biçimde sürdürülebilmesi için bir yetkilinin görevlendirilmesi de hükümetin uygulamaları arasındaydı.

Burada ortaya konulan belgede, uyum önlemlerinin hayata geçirilebilmesi için gerekli koşullar ifade edilmiş durumda. Bunun için şöyle bir yol tercih edildi: Önce uyum kavramı ve uygulamadaki ihtiyaçlar uzmanlık komisyonu tarafından netleştirildi ve böylelikle çalışmaya katılanların ortak bir zeminde hareket edebilmeleri sağlanmaya çalışıldı. Daha sonra etnolog Dr. Rebekka Ehret, uluslararası en yeni verilerden de yararlanarak bilimsel temeli ortaya çıkardı. Bunun nedeni, politik düzeyde fazlaca yıpratılmış olan uyum konusunun, sağlam ve etraflıca düşünülmüş bir temele oturtularak kavram kargaşalarının önüne geçmekti. Neuenburg, Frankfurt, Hollanda ve Kanada gibi uyum politikası modelleri üzerinde çalışıldı. Ortaya çıkan ilk taslak üzerinde komisyonda defalarca çalışıldı. Ekonomi ve Danışma Okulu'ndan stajyerler, yabancıların örgütlenmeleri tarafından da ele alındı. Bunların yanı sıra 170 uzmanlık birimi ve uzmanı kapsayan çok geniş bir topluluk tarafından değerlendirildi. Hükümet hiçbir zaman bu kadar geniş bir çevreyi seferber etmemişti. Ancak, konunun karmaşıklığı düşünüldüğünde bunun ne kadar yerinde olduğu da ortaya çıkmaktadır.

Eski Politika - Yeni politika: Fark Nerede?

1. Öncelikler Sorunu

Bu belgenin ortaya çıkış sürecinde yaşanan, aslında bir öncelikler sorunu değişikliğidir. Yani eski "eksiklerden yola çıkan politika" artık terk edilerek, ayaklarını mevcut potansiyellere basan yeni bir politikaya geçiş sağlanmıştır. Bu ilk önemli nokta. Bu ne anlama geliyor? Eski politika, uyumla ilgilenmedi, uyuma hizmet etmeyen çok masraflı sorunlara öncelik verdi. Örneğin, bir yabancı işçinin yetersiz Almanca'sıyla, ancak işsiz kaldığı zaman ilgilenildi. Böylelikle, yola çıkış noktası hep buna benzer eksiklikler oldu. Çalışan bir insana lisan kursları ve eğitim imkanları tanınmadı. Oysa önemli olan buydu, zira, henüz işini kaybetmediği durumda lisanını ve mesleki bilgilerini geliştirmek imkanın sağlanması pratik olarak çok daha fazla işlev görürdü. Yani insanlar işten çıkarıldıktan sonra, problemin başladığı varsayıldı ya da o andan sonra çözüm bulunmaya çalışıldı. Çözümlemelerin gösterdiği gibi, bu bir sistem hatasıydı ve sorunlar gerçekte çalışma, sosyal, sağlık ve hukuk alanlarında bir silsile halinde büyüyordu. Bu hatanın çok hızlı bir biçimde düzeltilmesi gerekiyordu.

Yeni politika, sorunlarla ilgili belirtileri tariflerken bambaşka bir bakış açısıyla hareket ediyor. Artık önemli olan mevcut potansiyeller, yani göçmenlerin tecrübeleri, motivasyonları, bilgileri, uzmanlık ve işgüçleri... Yeni politika bu potansiyeli, öncelikle bilgilendirme ve eğitimle geliştirerek tüm kantonun ilgisi doğrultusunda sosyal, ekonomik ve kültürel alanlarda değerlendirmek istiyor. Özetle, mevcut potansiyel artık yola çıkış noktasını oluşturuyor.

2. Uyum, Tüm Toplumun ve Kentin Sorunu

İkinci önemli nokta, uyumun tüm toplumu ve kenti ilgilendiren bir konu olduğu... Somut olarak, uyum, yerliler ve sonradan gelenler arasında karşılıklı süreç olarak tanımlanıyor. Uyum, kentsel gelişimden ayrı düşünülemez. Örnek vermek gerekirse, Basel'in işçi semtleri Matthäus, Klybeck, St.Johann ve Gundeli semtlerinin gelişiminden ayrı düşünülemez. Bundan dolayı uyum politikası, kentsel gelişim projeleriyle bağlantılı olarak sürdürülmeli.

Sosyal gerilemenin önüne geçmek ve mevcut potansiyeli değerlendirmek için sadece bilgi ve eğitime yatırım yapılmıyor, aynı zamanda konut ve yeşil alanlar da hesaba katılıyor. Zira, ancak böylelikle, başarılı ve genç aileler yeni bir konut aradıklarında bunu Basel'de bulabilirler ve kantonda kalabilirler. İsviçre pasaportuna sahip olanlar gibi olmayanlarda aynı şekilde davranıyorlar ve sosyal konumlarında bir yükseliş yaşadıklarında ya da yeni bir aile kurduklarında şehri terk edebiliyorlar. Konut sorununa sağlıklı bir çözüm bulunmadan, başarılı bir uyum politikasını hayata geçirmek imkansız görünüyor. Nüfusun daha olumlu kaynaşması, öncelikle bu işçi semtlerindeki konut sorunuyla yakından ilintili...

3. Farklılıklar Sorunu

Üçüncü önemli nokta, farklılıklara bilinçli ve özenli bir yaklaşım. Yani sorunları gerçek bir biçimde çözümleme yükümlülüğü, yani etnik ve kültürel farklılıklara dayanarak yapılan çözümlemelerden kaçınma... Genelleştirmeler ve iyi niyetli romantik modeller gibi temelaçınma... Genelleştirmeler ve iyi niyetli romantik modeller gibi temelsiz efsaneler de reddediliyor. Yeni uyum politikası insan hakları ve yasalar temelinde tüm insanları birey olarak ciddiye alıyor ve her bireyi sorumluluk üstlenmeye davet ediyor. Bir cinsiyete, dine ya da dil grubuna ait olmak hiç kimseye özel haklar tanımıyor, zira bu da başka bir ayrımcılık olarak değerlendiriliyor

Şu ana kadar, öncelikle göçmenlere, uyumla ilgili pek çok girişimde ulaşılamadı. Yukarıdan aşağıya iyi niyetli kol kanat germe uygulamaları artık amaca hizmet etmez durumda... Bunun yerine, çok açık bir bilgilendirme, kurallar, çalışma alanında nitelik kazanmak ve lisanı geliştirmek, yani bütün bunlarla kendi kendine yardım eder hale gelebilmek.

Hareket Noktaları

Tüm bunlardan dolayı, yeni politikanın hareket noktaları şöyle ifade edilebilir:

Geleceğe yönelik ve vizyon sahibi olması (geçmişe yönelik değil)

Verim ve yükselmeye yönelik olması

Bağımlılıktan kurtulmak

Bireysel sorumluluk

Eşit haklar ve yükümlülükler

Uygulama

Aslında insan hakları ve  hukuk devletinin kazanımları tüm toplumun yararı doğrultusunda, tutarlı bir biçimde değerlendirilmeli. 19. yüzyılın ikinci yarısından kalan değerler, bugün yeniden aktüel hale gelmiş durumda. Devlet kaynakları yeniden tariflenen önceliklere göre kullanılmalı.

Orta ve uzun vadeli olarak yapılması gereken şöyle de ifade edilebilir:

Eskiden sorunların ortaya çıkmasını engellemeye yönelik değil, sorunlar ortaya çıktıktan sonra onları çözümlemeye çalışarak devasa kaynaklar, sosyal yardımlarda, sağlık ve hukuk alanlarında kullanılmıştır. Bugün yapılması gereken, bilgilendirme, eğitim ve semt gelişimine yatırım yapılarak, aynı zamanda bu kaynak israfının da önüne geçilmesi... Kaldı ki, eski politikanın bu devasa kaynak kullanımı pratikte uyuma da hizmet etmemiştir. Bundan dolayı hükümet bir çalışma grubunu, bu belgenin uygulama konseptini somutlaştırma, tasarruf önlemleri ve bir yatırım planı üzerine çalışması için görevlendirdi.

Hedeflenenler

Hedef, devlet artık uyum eksikliğinin ortaya çıkardığı işsizlik, sosyal yardım, sağlık ya da hukuk sorunlarının çözümü için çok masraflı önlemlerle uğraşmak zorunda kalmayacak. Devletin yapması gereken, yeni gelenlere (yazılı ve semtlerde doğrudan) ulaşılmasını sağlayarak doğru bir karşılama yapılması, Almanca ve anadilde profesyonel bir bilgilendirme, semtteki komşular ve derneklerle sosyal bir ağ oluşturarak ve Hollanda örneğinde olduğu gibi zorunlu karakter taşıyan lisan kursları düzenlenmesi... Böylelikle, yeni gelenlerin etkin bir biçimde uyum sürecine katılmaları ve mümkün olduğunca kendi ayaklarının üstünde durarak başarıya ulaşmalarının sağlanması hedefleniyor. Uzun zamandır burada yaşayan göçmenler ise uygun projeler vasıtasıyla uyum sürecine katılmaya teşvik edilecekler.

Anlaşılabileceği gibi, tüm bu girişimlere İsviçreliler de gönüllü olarak katılabilecekler. İsviçre pasaportuna sahip olmanın, kendiliğinden, iyi Almanca bilmek ya da yurttaşlık bilgilerine sahip olmak anlamına gelmeyeceği açık.

İlk Projeler Neler ve Niçin

Uygulama konseptinde onun üzerinde önleme öncelik tanınmış durumda. Bu önlemler şu ana fikirler etrafında toparlanabilir:

Bilgi ve eğitim, çalışma yaşamı, semt gelişimi, kamuoyu kampanyaları ve katılım...

Uygulama programında yer alan tüm önlemler, gerçekleştirilme aşamasında ya da deneysel olarak başlatılmış durumda... Örneğin okullardaki, lisan ve kültür köprüleri gibi.... Önümüzdeki yıllarda yabancı oranı yüksek olan tüm okullarda bunun sistematik olarak gerçekleştirilmesi isteniyor. Hedef anadilde ve Almanca'da hızlı bir gelişme kaydetmek ki, biri olmadan diğerinin olamayacağı açık. Böylelikle Basel'deki büyük lisan potansiyeli gelecekte meslek yaşantısında, örneğin küreselleşmiş ekonomide başarılı bir şekilde değerlendirilebilir.

Bu adım, birçok projeyle iş hayatına başlayana kadar desteklenecek. Basel'in geleceği için, İsviçreliler ve yabancılar için, eğitim kalitesi somut bir öncelik taşımakta. 2000 yılının başında, Basel ve Baselland tarafından 3 yıllık bir bilgilendirme kampanyası başlatıldı.

arşivden

     

Jörg Schild:

«Bir çözüm önermeksizin, salt kendi sloganlarını yinelemek...»

Jörg Schild'in'in, Basel Tiyatrosu'nda düzenlenen "Dil Sempozyumu"nda entegrasyon üzerine görüşlerini açıkladığı açılış konuşmasından...

Tiyatromuzda böyle bir sempozyum düzenlemiş olmanız bana öncelikle, düzenleyen İsviçreliler ve yabancılar olarak en genelde göçmenlik ve uyum sorunlarını tartışmaya, sorunları tespit etmeye ve çözmeye hazır ve uyumun karşılıklı olması gereğinin bilincinde olduğunuzu gösteriyor.

İletişim ve ortak bir dil olmaksızın uyum olanaklı değildir. Bu çok eski bir kural olup, hem eğitime dair sorunlarda ve hem de günlük politik sorunlarda geçerlidir. Almanca konuşulan alanlarda, yalnızca Almanca konuşmak anlaşmak için yeterli değildir. Politika arenasındaki kapışmalara bakınız. İnsan, farklı düşünceler seslendirilirken dinlemesini de bilmeli.

Bir çözüm önermeksizin, salt kendi sloganlarını yinelemek, yeterli olmuyor. Umut ediyorum ki, halkımızın bütün kesimleri, bu konuda popülizmden uzak durur. Popülizm çözüm değildir.

Uzun ömürlü yapılar, sadece kum ve bilinen diğer gerekli materyalden yapılamazlar, gayet tabii burada düşünen beyinler de gereklidir.

Biz Baselliler olarak buraya gelip yerleşen insanlar ve onların kültürlerinden çok şey öğrendik. Üstelik bir devlet yönlendirmesi olmaksızın gerçekleşti bu, zira uyum ancak karşılıklı olarak mümkündür.

Bu Basel halkı ve Basel şehrinin bilinen durumu, başarılı bir uyum politikasının başlıca örneğidir. Değişik kültürlerden isimleri düşünün, tiyatro topluluğunu düşünün, sporu düşünün, Basel futbol takımının kimlerden kurulu olduğunu düşünün, politikayı düşünün: Lewin, Schild Baselli değil Bernlidirler. Ya da mutfak kültürümüze katılmış kavramlara ve isimlere bakın, bu uyum sürecimizin bir aynası gibidir.

Bununla birlikte bizim jenerasyonumuz bugün önemli bir sorumlulukla yüz yüzedir. Son 20 yılın göç politikası önemli bir yanlış içeriyordu, yardımcı ekipler uyum görevlilerince takviye edilmemişti.

Aileleriyle gelen kadın ve çocuklarla ya hiç ilgilenilmedi ya da çok geç, okul başlangıcında yüz yüze gelindi.

Bugün bu sorun özel yöntemlerle çözülmeyi bekliyor. Öte yandan yeni sorunların ortaya çıkmaması için, göçmenler daha ilk geldikleri andan itibaren kurs olanakları, hedefler ve uyum konusunda bilgilendirilmelidirler.

Şimdi hem önceki eksikliklerin giderilmesinde, hem de yeni gelenlerin uyumu konusunda  kurslar düzenleyenler ve göçmen kuruluşları yararlı çalışmalar yapıyorlar. Bu nedenle sizlere çok teşekkür ediyor ve söz veriyorum, uyum çalışmalarınıza elden geldiğince çok destek vereceğiz.

Uyum politikalarımızın şekillendirilmesi çalışmalarında amaca ulaşıncaya kadar daha çok işimiz var.