|
|
|
|
|
|
|
10 Haziran 2004: Basel kent merkezinde infaz sonrası... (fotoğraf: mazlum kılınç) |
|
Basel’deki cinayetlerde iki günde, biri polis üç ölü Yine şiddet, yine kan, yine ölüm BASEL. (10.06.04) Basel’de arka arkaya işlenen cinayetler kent halkını olduğu gibi, İsviçre’yi de şoke etti. Srilanka kökenli bir İsviçrelinin polisle girdiği silahlı çatışmada bir polisi öldürmesi, ardından da polis tarafından öldürülmesinden bir gün sonra bu kez de Türkiye kökenli bir göçmen kadın, ayrı yaşadığı eşinin kurşunlarıyla Basel Hükümet Binası’nın önünde hayatını kaybetti. Basında da geniş yankı bulan her iki olayda da yabancıların adının geçmesi, kentte göçmenlere karşı soğuk rüzgarların esmesine ve güvensizlik havasının hakim olmasına yol açmaya devam ediyor. 9 Haziran Çarşamba: Biri polis iki ölü Emniyet Müdürlüğünün verdiği bilgiye göre, 8 Haziran Salı gecesi Basel’de bir şarap tüccarının işten çıkardığı üç işçisiyle girdiği tartışmanın çevrede rahatsızlık yaratması üzerine ihbar alan polis, olay yerine geldi. İşten çıkarılan işçileri olay yerinden uzaklaştıran polis, bilgisine başvurmak üzere patronun evine geldi. Güvenlik görevlilerini karşısında gören şahıs, elindeki silahını ateşleyerek bir polisin ölümüne yol açtı. Bunun üzerine ölen polisin arkadaşının silahından çıkan mermiler, Srilanka kökenli İsviçrelinin yaşamına son verdi. Basel Polis Bakanı Jörg Schild und Emniyet Müdürü Roberto Zalunardo, 9 Haziran Çarşamba günü yaptıkları açıklamalarda, “Basel polisi için kara gün” ve “şoktayız” ifadelerini kullandılar. Bu sırada kentte dolaşan bütün devriye ekiplerinin, kullandıkları araçların üzerine astıkları büyük siyah kurdelelerle protestolarını dile getirdikleri gözlemlendi. 10 Haziran Perşembe: Hükümet Binası önünde infaz Basel, henüz şokunu yaşadığı olaydan hemen bir gün sonra başka bir cinayetle sarsıldı. Bu kez de, Türkiye kökenli bir göçmen kadın, ayrı yaşadığı eşinin kurşunlarıyla can cerdi. Cinayetin Basel Hükümet Binasının hemen önünde, kentin en önemli meydanlarından Markplatz’ın en kalabalık olduğu öğle saatlerinde herkesin gözü önünde işlenmesi, kamuoyundaki tepkilerin daha da büyümesine neden oldu. Bir kadının ayrı yaşadığı eşi tarafından öldürülmesinin zaten tek başına çok çirkin bir olay olduğu, ancak cinayetin bu şekilde adeta bir şova dönüştürülmesinin, şiddetin toplumda açtığı yarayı fazlasıyla derinleştirdiği ortak bir görüş olarak çıktı. Basel polisi ve görgü tanıklarından alınan bilgiye göre, olay yerinde yaşamını yitiren 45 yaşındaki Türkiye kökenli göçmen kadın, ayrı yaşadığı 55 yaşındaki eşinin kendisini takip ettiğini farkına varınca, adımlarını hızlandırarak, polisten yardım istemek amacıyla Markplatz’daki telefon kulübesine giriyor. Polise henüz ulaştığı anda, ayrı yaşadığı eşi telefon kulübesinin önünde beliriyor ve kulübenin kapısını açarak silahını ateşliyor. Beyne ve vücudun çeşitli yerlerine isabet eden mermiler, kadının olay yerinde can vermesine yol açıyor. Olay yerinin çok yakınında olması nedeniyle Basel Kanton Hastanesi sağlık ekipleri çok kısa sürede olay yerine ulaşıyorlar, ancak yapılan bütün tıbbi müdahaleler, kadını yaşama döndüremiyor. Katil koca ise, görgü tanıklarının ihbarıyla kısa sürede cinayet mahallinin hemen yakınında polislerce yakalanıyor. Göçmenler de rahatsız Medyaların geniş yer ayırdığı her iki olaya da göçmenlerin yer alması, kentte yaşayan göçmenleri de tedirgin etti. İşyerleri, okullar, restoranlar gibi İsviçreli ve yabancı statüsünde yaşayanların günlük hayatı birlikte paylaştıkları yerlerde konunun sürekli konuşulması, bazı tepkilerin yabancı düşmanlığı sınırlarına varması kentteki toplumsal huzurun da zedelenmesine yol açtı. Entegrasyonla ilgili uzun bir zamandır çalışma sürdüren çeşitli kurum ve yetkililer de, böylesi aşırı olayların, yıllar süren çalışmalarla elde edilen başarıları ciddi şekilde tehdit ettiğini belirterek, gelişmelerden duydukları üzüntüyü dile getirdiler. Cinayetler, iki ay önce kadınları sokağa çıkarmıştı İki ay önce, “Yeter, artık kadınlar öldürülmesin!” talebiyle Basel kent merkezinde bir araya gelen kadınlardan oluşan bir topluluğun yaptığı gösteri, kamuoyunun dikkatini bir kez daha cinayetlere kadar uzanan “ev içi şiddet” konusuna odaklamıştı. Son zamanlarda cinayetlere kurban giden kadınları anmak ve bu vahşete tepki göstermek amacıyla ellerinde güllerle Barfüsserplatz’da toplanan kadınların eylemi, halkın ilgi ve sempatisiyle karşılanmıştı. “Eşin senin mülkün değildir”, “Kadınlara şiddete son” yazılı pankartları taşıyan topluluk, kentin bu önemli meydanını getirdikleri çiçeklerle de süslemişlerdi. Kadınları sokağa çıkaran neden neydi? Kadınların sabrını taşıran son gelişme, Kosova Sırplarından bir bayan doktorun 25 Mart’ta ayrı yaşadığı eşi tarafından öldürülmesi olmuştu. Son aylarda özellikle Türkiye kökenli göçmenler arasında da benzer cinayetler işlenmişti. Kamuoyu önce üç çocuğunun annesini öldüren bir göçmenin işlediği cinayetle sarsılmış, onu eski eşini, çocuğunu ve yanlarında bulunan bir kişiyi öldüren bir başka göçmen izlemişti. Bu arada ölümle sonuçlanmayan saldırılarda birçok kadının da yaralandığı kayıtlara geçmişti. Mazlum Kılınç isviçre bugün >>> haber kutusu >>> |
|