|
siyasal
tarihe
bakış
1848'de
başlayan
FDP
hükümetlerine
ilk
kez 1891'de
bir
başka
parti,
CVP, bir
üye
verdi.
SVP,
1929'da,
SP ise
1943'te
ilk
defa
hükümette
temsil
edildiler. |
İsviçre'de
hükümet nasıl oluşuyor?
İsviçre
Parlamentosu, her iki kanadının katılımıyla düzenlenen 10
Aralık 2003'teki ortak oturumda, İsviçre Hükümetini yeniledi. 1959 yılından
bu yana yedi sandalyeli hükümette iki üyeyle temsil edilen CVP,
bir temsilciyle yetinmek zorunda kalırken, SVP ilk kez iki
temsilcisini hükümete sokmayı başardı. SP ve FDP, hükümetteki
ikişer üyeyle temsil edilmeyi sürdürdüler.
İsviçre
Hükümeti, ülkenin dört büyük partisinin de katıldığı büyük
bir kooalisyondan oluşuyor. Hükümetteki yedi sandalyenin
partiler arası dağılımı ise, 1959 yılında benimsenen
"sihirli formül" ile düzenleniyordu. Buna göre, FDP,
SP ve CVP hükümete iki, SVP ise bir üye veriyordu. 2003
Ekim seçimlerinde SVP'nin elde ettiği başarı, "sihirli
formül" yapılan bu dağılımın artık geçmişte kalmasına
yol açtı: SVP hükümette iki üyeyle temsil edilmeye başlarken,
CVP'nin sandalye sayısı bire düştü. CVP'li Adalet Bakanı
Ruth Metzler, parlamentodaki seçimlerle görevine veda ederken,
SVP'nin en önemli ismi Christoph Blocher hükümete girmeyi başardı.
İsviçre
siyasal sisteminde yürütmenin nasıl şekillendiğini anlamak için,
yakın ve uzak geçmişte kısa bir yolculuğa çıkıyoruz.
Siyasal
dengeler bozuluyor:
SVP'nin önlenemeyen yükselişi
İsviçre'de
19 Ekim 2003 akşamı oy verme işlemi tamamlandığında, geleneksel
partiler arasındaki tercih bağlamında, yaklaşık bir asır
boyunca istikrarını koruyan halk iradesinde son yıllarda ortaya
çıkan değişikliğin yeni bir siyasal süreci başlatacağını
hemen herkes biliyordu. Dört yılda bir yapılan seçimler, aslında
1999 yılında bu sonucu açıkça ortaya koymuştu; ancak yine de
bunun seçmenlerin geçici bir tepkisi olup olmadığı netlik
kazanmamıştı.
Asırlık
siyasal gelenek
SVP,
20. yüzyıl boyunca Ulusal Temsilciler Meclisi'nde temsil edilen
dört büyük siyasal partinin en küçüğü olma vasfını
korudu. Birincilik ve ikincilik FDP ile SP arasında seçimden seçime
el değiştirirken, CVP, ikinci büyük partiye çok yakın bir üye
sayısıyla, ama istikrarlı olarak üçüncü büyük parti
olarak kaldı.
Seçmenin
her seçimde hemen aynı şekilde tercih belli etmesinin de
etkisiyle, 1950'li yıllarda İsviçreli politikacılar, bu
tablonun hükümete de yansımasını sağlayabilecek bir formül
üzerinde çalışmaya başladılar. Zira, seçimlerden sürekli
koalisyon sonucunun çıktığı ortadaydı. Ancak, bir hükümet
programı üzerine birbirleriyle anlaşmaları en kolay gibi görünen
FDP ve CVP'nin toplam üye sayısı, iki partili bir koalisyon için
yeterli olamıyordu. Azınlık hükümetlerinin, siyasal istikrar
açısından yaratacağı tehlikeler de ortaydı.
1959:
"Sihirli Formül"
1955
seçimlerinde de gelenek bozulmamış, SP 53 üyeyle birinci, FDP
50 üyeyle ikinci, CVP 47 üyeyle üçüncü parti olurken SVP 22
üyeyle yine dördüncülükteki yerini korumuştu. CVP Genel
Sekreteri Martin Rosenberg'in bu dönemde, büyük partiler arasında,
hükümet ortaklığını mümkün kılacak yeni bir ilişki biçiminin
ortaya çıkması doğrultusunda etkin bir tutum sergilediği
biliniyor. İsviçre siyasal tarihinin bu kritik dönemi,
nedenleri ve sonuçları bakımından siyaset bilimciler tarafından
bugün farklı şekillerde analiz edilse de, sonuç, tüm büyük
partilerin hükümette temsil edilmesini mümkün kılan bir formül
üzerinde uzlaşı oldu. "Sihirli Formül" olarak adlandırılan
partiler arası bu tarihsel anlaşma, alışıldık anlamda bir
parlamento içi muhalefetinin de ortadan kalkması anlamını taşıyordu.
Yedi üyeli İsviçre Hükümeti'nde SP, FDP ve CVP ikişer, SVP
ise bir temsilciye sahip olacaklardı.
1959
seçimlerinden çıkan sonuç, bir öncekinin hemen kopyası şeklinde
olunca (SP ve FDP 51, CVP 47 ve SVP 23), üzerinde daha önce uzlaşıya
varılmış olan "Sihirli Formül"ün uygulamaya konmasının
önünde hiçbir engel kalmadı; hükümet, seçimlerin hemen ardından
kuruldu.
1999
seçimlerinde yeni olan neydi?
1999
seçimlerine kadar geçen 40 yıl boyunca, siyasal yaşamda,
"Sihirli Formül"ün geçerliliğinin sorgulanmasına
yol açacak hemen hiçbir değişim yaşanmadı. Büyük partiler,
1995 seçimlerinden de, yine alışılagelen sıralamayla SP (55),
FDP (45), CVP (34) ve SVP (29) şeklinde çıktılar.
SVP'nin
olağanüstü bir canlılıkla sürdürdüğü 1999 seçim
kampanyası, sandığa da aynı şekilde yansıdı. Yüzyıllık
alışkanlıklar değişmiş, SVP en fazla oyu alan parti konumuna
gelmişti. Seçim sonuçlarına göre oluşan yeni Ulusal
Temsilciler Meclisi'ndeki sıralama ise artık şöyleydi: SP
(51), SVP (44), FDP (43) ve CVP (35)... SVP, ilk kez dördüncülükten
ikinciliğe ve üstelik büyük bir oy patlamasıyla terfi
ediyordu.
SVP,
bu büyük seçim başarısının ardından, "Sihirli Formül"ün
esasen değilse de, şeklen değişmesi gerektiğini dile getirdi.
Hükümette artk iki üyelik istiyordu.
Hükümet
ortağı diğer büyük üç partinin, SVP'nin bu talebine karşı
parlamentoda ortak tutum sergilemesiyle, ikinci SVP temsilcinin hükümete
girmesi engellendi. Bu işbirliği, SVP'nin hükümete girecek tek
temsilcisinin seçiminde de sürdü. SVP'nin grup kararıyla
belirlediği aday değil, bu partinin ılımlı kanadından kabul
edilen bir başka parlamenter (Samuel Schmid) hükümete seçildi.
SVP
nasıl başardı?
İsviçre
siyasal yaşamındaki asırlık siyasal tabloyu değiştiren SVP,
propaganda sloganlarına bakılarak yabancı medyalarda sıklıkla
"aşırı sağcı", "ırkçı" gibi sıfatlarla
nitelendirilse de, bu tanımlamaların gerçeği anlamak konusunda
yetersiz kaldığı açık. Zira, SVP'nin yükselişi ve seçmen
tercihlerinde gözlemlenen değişim, siyaset bilimcilerin kolaylıkla
analiz edemedikleri çok yönlü toplumsal bir olgu olma vasfını
korumaya devam ediyor.
1999'da
olduğu gibi 2003 seçim kampanyasında da "yabancı düşmanı"
bir parti görüntüsü vermekten çekinmeyen, göçmenlikle
ilgili sorunları her fırsatta siyasal malzeme olarak kullanan
SVP, aslında günlük yaşamda sade yurttaşın anlamakta güçlük
çektiği ya da olumsuz bulduğu pek çok noktada aynı tutumu
sergiliyor. Çözümden çok tepkileri seslendiren bir politika
izliyor. İktidarda olmasına rağmen bir muhalefet partisi gibi
davranabilmesi, partiye önemli bir hareket alanı sağlıyor.
Toplumsal
yaşamdaki değişim, pek çok farklılığın tarihsel süreç içinde
bir araya gelmesiyle oluşan küçük İsviçre'de "kimlik
kaybı" korkusuyla at başı gidiyor. Bu bakımdan,
"SVP'nin başarısı, bu korkunun siyasal düzlemdeki yansıması
mı" sorusunun akla öncelikle gelmemesi mümkün değil.
Seçimler
Ana Sayfa >>>
|