|

|
|
|
•
BM’ye dahi ancak 2002
yılında 190.
ülke olarak katılan
İsviçre’nin geleneksel
“tarafsızlık” ilkesine
bağlı
olarak sürdürmeye çalıştığı
dış
politikasından kesitler...
>>>
|
|
|

|
|
|
•
İsviçre'deki politik sistemi,
halkoylaması ve halk
inisiyatifi
hakkında bilgi sahibi
olmaksızın anlamak mümkün
değil. Peki,
halkoylaması ve
halk inisiyatifi nedir?
>>>
|
|
|

|
|
|
• İsviçre
siyasal sisteminde
yasama ve yürütmenin nasıl
şekillendiğini anlamak için,
yakın ve uzak geçmişte kısa
bir yolculuk... >>>
|
|
|

|
|
|
•
İsviçre'de göç, göçmenlik,
bunlarla bağlantılı
sorunlarla
göçmen politikasıyla
ilgili
olgular ve gelişmeler...
>>>
|
|
|

|
|
|
• İsviçre'deki günlük
yaşamdan çeşitli kesitler
sunmak amacıyla çıktığımız
kısa yolculuklar... >>>
|
|
 |
 |
snc
fotoğraf arşivi
Dış
Politika, İç Politika,
Göçmenlik,
Entegrasyon
ve
...
Fotoğraflar
internete göre
düzenlenmiştir
orijinaller
için:
info@sncweb.ch
tüm fotoğraflar: ©snc >>>
|
|
|

|
|
|
|
snc web
sitesi:
nereden,
nereye?
• Ziyaret Sayısı
(Visits)
Şubat
2003: 417
Şubat
2004: 1'957
Şubat
2005: 29'157
Şubat
2006: 62'915
Şubat
2007: 97'369
• Ayrıntılı
istatistikler
(Kasım
2002 - Şubat 2007)
Sites/
KBytes/ Visits/
Pages/
Files/ Hits...
• Rakamlar neyi
anlatıyor?
>>>
|
|
|

|
|
|
snc'den
|
|
10`000'den
fazla
sayfa
15`000'den fazla
haber, dosya,
röportaj ve portre
|
|
ile
|
|
|
|
|
|
|

|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
Ali
Eldeniz: Basel'den dünyaya yayılan
sevgi çemberi
Ali Eldeniz, yaklaşık
yedi ay önce kendisini iyi hissetmiyor ve doktora gidiyor.
Doktor bunun bir grip başlangıcı olabileceği tahmininde
bulunuyor. Ancak sırt ve göğüs ağrılarının dinmemesi üzerine
bu kez bir başka doktora gidiyor, röntgen çekiliyor, kan
tahlilleri yapılıyor. Lösemi teşhisi konuluyor ve derhal
hastaneye sevk ediliyor. Her şey o kadar ani gelişiyor ki, Ali
Eldeniz’e önce bütün bu olanlar sanki gerçeküstüymüş
gibi görünüyor, o kendisini bu olayın dışındaymış gibi
hissediyor. Daha sonra ancak ailesi yanına geldiğinde,
“Evet, lösemi teşhisi konuldu ve o sensin” diyebiliyor
kendi kendisine…
Ali Eldeniz’in yaşam
hikayesinde aniden açılıveren bu yeni sayfa ne mutlu ki
tamamen karalarla, karanlıklarla dolu değil… Bu sayfada aynı
zamanda sevginin, paylaşmanın, dayanışmanın ve zorluklara
direnmenin beslediği umudun renkleri de oluşmuş.
Bir yandan Ali
Eldeniz, diğer yanda onu sevenler, ama bir diğer yanda da onu
hiç tanımasalar da insanlığı güzelleştiren duygularla doğru
zamanda doğru yerde bulunmasını bilip kan bağışlarıyla
dayanışma içinde bulunanlar, karanlığı hep birlikte
rengarenk bir hale getirmişler.
Biz şimdi aradan çekilip,
sizi Ali Eldeniz’le baş başa bırakıyoruz. Ama önce sizi
de bu sevgi çemberine katılmaya çağırmaktan kendimizi alıkoyamıyoruz.
Lütfen ihtiyacı duyulan ilik nakline uygun olup olmadığınızın
anlaşılabilmesi için kan bağışında bulunun. Bu davranışınızla,
sadece Ali Eldeniz’e değil, belki de hiç tanımadığınız
bir insanın hayatının devam etmesine neden olabilirsiniz.
Kan bağışları için
detaylı bilgileri www.alieldeniz.com
internet sitesinde bulabilirsiniz. Eldeniz Ailesi'ne ulaşmak içinse
0041 (0)76 255 00 11 hattını
kullanabilitrsiniz.
Salman Sıcakyüz
/ Sevim Civil
|
|
|
|
Ali Eldeniz'i Yaşatalım
Komitesi üyeleri Ali Eldeniz'le birlikte... |
|
Sevgili
Ali, bize bu olanağı tanıdığın için öncelikli olarak sana çok teşekkür
ederiz.
Son altı ay içerisinde seninle ilgili kamuoyunda birçok haber yayınlandı.
İlk olarak sana şunu sormak istiyoruz. Yaklaşık olarak altı
ay önce doktorlar sende lösemi tespitinde bulundular. Lösemi
hastalığına yakalandığını ilk duyduğunda neler hissettin?
Kendimi iyi hissetmediğimden dolayı doktora gittim.
Doktor bunun bir grip başlangıcı olduğunu ya da sırt ağrılarından
şikayet ettiğimden olsa gerek kas gerginliği olduğunu söyledi.
Sırt ve göğüs ağrılarım devam ediyordu ve nefes almakta
oldukça zorlanıyordum. Bunun üzerine tanıdığım ve güvendiğim
bir doktora görünmeye karar verdim ve ondan kan testleri yapmasını
rica ettim.
Doktor röntgen çekti. Daha sonra kan alarak laboratuara
gönderdi. Benim eve gitmemi ve kendisinden haber beklememi
istedi. Eve gittiğimde yorgunluktan uyuyakalmışım. Telefon
sesiyle uyandım ve doktorumun hatta olduğunu anladım. Doktor
benim acilen onun yanına gitmemi istiyordu.
Doktor, kan tahlillerinin geldiğini ve göründüğü
kadarıyla bende lösemi tespitinde bulunulduğunu söyledi. Lösemi
hastalığı üzerine bilgim olmasına rağmen içimde bir boşluk
oluştu.
Daha sonra hiç zaman kaybetmeksizin hastaneye gitmem söylendi.
Orada doktorlar karşıladı beni. İlk düşündüğüm, sanki bütün
bu olup bitenler gerçeküstü olduğuydu. Ben bu olayın içinde
değildim.
Yani sen buna inanmadın…
Yok, hayır inandım, ama sanki beni ilgilendirmiyormuş
gibi bir davranış sergiledim. Daha sonra ailem yanıma geldi ve
ancak onlar geldiğinde anladım ki, “Evet lösemi tespiti yapıldı
ve o sensin” dedim kendi kendime.
Birdenbire kendimi hastanede buldum. Bütün bunlar önce
bana yabancı geldi. İnsanın düşünme şansı dahi olmuyor.
Hastanede beni hemen izolasyon bölümüne aldılar. Tüm bu olup
bitenler sanki benim dışımda gelişiyormuş gibi geldi bana.
|
|
|
Söyleşi yapılır
da, hatıra fotoğrafı çektirmemek olur mu? Ali Eldeniz ve
Salman Sıcakyüz birlikte görünüyorlar...
|
|
Sanıyorum uzun bir süre izolasyon bölümünde kalmak zorunda kaldın.
Toplam olarak dört ay bir hafta orada kaldım.
İzolasyonda geçirdiğin süreç içerisinde oldukça fazla bir zamanı da
yalnız geçirmek zorunda kaldın. Yalnızlıkla nasıl baş
ettin?
Aslında neden izolasyonda kalmak gerektiğini bildiğin için,
bu, insanın bu duruma katlanmasını çok da zorlaştırmıyordu.
Böyle olmasına rağmen yine de can sıkıcı bir durum. İnsan
başka insanların gelmesini ve onlarla sohbet etmek istiyor. Anne
ve babanın gelmesini insan dört gözle bekliyor. Akşamları ise
ziyaretçi kabul edilmediğinden dolayı televizyon izliyordum.
Peki bu izolasyon sürecinde kemoterapi uygulaması hangi sonuçları verdi?
İstatistiklere göre, ilk terapinin ardından yüzde
80’lik bir başarı oranının ortaya çıktığı söyleniyor.
Ancak ne yazık ki, bende öyle olmadı. Test sonuçlarına göre
benim kromozomlarımın kompleks bir şekilde kırıldığını ve
daha sonra işe yaramayan bir şekilde birleştiklerini söyledi
doktorlar. Sonradan öğrendim ki, kromozomların bu şekilde ve
çok sayıda kırılması nadir rastlanan bir olay olduğundan
dolayı daha fazla teste tabi tutuldum.
İlk kemoterapi uygulaması olumlu sonuç vermediğinden
dolayı, daha ağır bir dozda ikinci bir terapinin gerektiği ve
bu durumda insanların yüzde 60’ında olumlu sonuç elde edildiği
söylendi.
İkinci terapi bir nevi olumlu etki gösterdi. Ancak, lösemide
bir sorun var, en önemli olan ilik. İlik üretmediği zaman lösemi
yavaş yavaş ölür deniliyor. Ama vücudun tümüne bakma şansları
yok. Bir süre sonra hastaneden çıktım.
İki hafta sonra yeniden lösemi hücrelerinin türediği
anlaşıldı ve doktorlar bende türeyen lösemi türüne
kemoterapinin cevap vermediğini ve tedavi olanağının oldukça
zayıf olduğunu açıkladılar. Bunu duymak bide şok etkisi
yarattı. Başlangıçta lösemiyi atlatma şansımın oldukça yüksek
olduğunu ifade eden doktorlar, şimdi şansımın yüzde 10 ile
20 civarlarını düştüğünü belirttiler.
Doktorlar üçüncü ağır bir kemoterapi ve ardından
ilik nakli yapılmasına karar verdiler. Bana tam uyan ilik
bulunamadığından dolayı, yüzde elli benim verilerime uyum sağlayan
babam donör yanı verici olarak seçildi. Bunun tabii iyi ve
olumsuz yanları var. Biz onu denedik ve maalesef iki ay sonra lösemi
yeniden baş göstermeye başladı.
Doktorlar bunun yeni bir kemoterapi uygulaması olduğunu
ve bunun lösemi hücrelerine karşı etki sağladığını açıkladılar.
Umudumuz bu yeni tür ilacın olumlu etki sağlaması. Zaten
hastalığın başından beri umudumuzu hiç yitirmedik ve bu yeni
ilaca çok güveniyoruz.
|
|
|
"Zaten
hastalığın başından beri umudumuzu hiç yitirmedik..."
|
|
Yüzde 50 uyum sağlayan ilik naklinin ardından yaklaşık iki ay boyunca
olumlu bir gelişme oldu. Senin vücudun pozitif cevap verdi. Sen
bu süreci nasıl yaşadın?
Çok umutlandık. Doktorların dediğine göre, tedavi
istenilenden de daha iyi geçti. Söylendiğine göre verilerin yüzde
yüz uyuştuğu bir ilik naklinde dahi vücut ender görünen bir
olay olsa dahi yeni iliği kabul etmeyebiliyor. Ama babamın
verileri benim verilerime yüzde elli uyum sağlamasına rağmen vücudum
onu kabul etti. Bana bakan uzman doktor, sanıyorum hastalığı
atlattın dedi ve biz iki ay boyunca çok mutlu bir zaman geçirdik.
İlik naklinin ardından haftada üç defa doktor kontrolüne gidiyordun.
Eve gelmiştin; yakınların, seni sevenler çok şükür Ali bu
hastalığın üstesinden geldi diye çok seviniyorlardı. Sonra lösemi
hücrelerinin yeniden türediği ortaya çıktı. Peki, bu durumu
nasıl karşıladın?
Şimdi, başımın üzerindeki ilk kabarcıkları hissettiğim
zaman içime birdenbire bir ürperti belirdi. Psikolojik olsa
gerek kusmaya başladım ve durumum kötüleşmeye başladı.
Nitekim yapılan son testler löseminin yeniden geldiğini gösterdi.
Bu durumda insanda önce bir rahatlama oluyor sanki. Daha
sonra tamam hastalığı daha yenemedim, yeniden savaş vermek
gerekiyor diyor kendi kendine ve önünde onu bekleyen hedefe doğru
umutla koşmaya başlıyor.
Psikolojik yardım almak ihtiyacı hissettin mi hiç, ya da doktorlar böyle
bir tavsiyede bulundular mı?
Bir psikolog geliyordu. Ancak, ben kendimi moral olarak
iyi hissettiğim için ona ihtiyaç duymadım. Sadece o kendiliğinden
geldiği zaman, onunla biraz konuşuyordum. Ailem, arkadaşlarım
ve sizler bana çok destek ve moral veriyorsunuz. Bu nedenle bir
psikologdan yardım alma isteğim hiç olmadı.
|
|
|
"Sadece benim için değil, ihtiyacı
olan diğer insanlar da düşünülerek yapılan kan bağışlarında
bulunan herkese ve komite üyelerinin hepsine ayrıca çok ama çok minnettarım."
|
|
Ali
senin de bildiğin
gibi bu arada “Ali Eldeniz’i Yaşatalım Komitesi” kuruldu;
Ali Eldeniz adına bir “web sitesi” hazırlandı, “Pro Ali
Eldeniz
-
Contra
Leukämie Derneği” kuruldu. Bunun yanı sıra etkinlikler ve
geceler düzenlenmeye başlandı.
Komitenin yaptığı araştırmalara göre dünya nüfusu yedi milyara yaklaşmasına
rağmen Dünya Kan Bankası’nda sadece on bir buçuk milyon veri
var. Bu rakamlar çok az. İnsanlar bu konuda sanki çok duyarlı
değiller…
Sen komitenin yaptığı
çalışmaları takip edebildin mi, ya da bu çalışmaların
senin üzerinde nasıl bir etkisi oldu?
Açıkça söylemek istiyorum, yapılan çalışmalar bana
oldukça fazla umut verdi. Sadece benim için değil, ihtiyacı
olan diğer insanlar da düşünülerek yapılan kan bağışlarında
bulunan herkese ve komite üyelerinin hepsine ayrıca çok ama çok minnettarım.
Komite tarafından yürütülen çalışmalar hakkında
arada sırada bilgi sahibi oldum, ancak aktif olarak "ne yazık
ki",
bir şey yapamadım.
İsviçre,
Almanya, İngiltere, Fransa, Kanada ve Türkiye’de ve hatta
doktorların tavsiyesi üzerine senin doğduğun yer ve çevresinde
kan bağışı kampanyaları başlatıldı.
Günümüzde
başta çocuklar olmak üzere çok sayıda insan lösemi hastası.
Sen de bir lösemi hastası olarak bu konuda neler söylemek
istersin?
Lösemi genel olarak ender görünen bir hastalık. Böylesi
bir rahatsızlık insanın kendi ya da yakınlarının başına
gelmeyince bunu bir kanser türü olarak kabul ediyor. Avrupa ülkeleri
gibi modern ülkelerde insanlar lösemi üzerine sanki daha fazla
bilgi sahibi gibi görünüyorlar. Bundan dolayı olsa gerek
burada daha fazla insan donör olabiliyor.
Anlayabildiğim kadarıyla, Türkiye’de bu konuda önemli
bir organizasyon eksikliği var. Örneğin, Türkiye’de benim doğduğum
ve çevre köylerden birçok insan kan bağışında bulunmak
istedi. Ama maalesef, bu insanların kendi imkanlarıyla üstesinden
gelemeyecekleri sorunlarla karşılaştıklarını haber aldım.
İsterim ki, gelecekte bu türlü olumsuzlukların ortadan kaldırılması
için gerekli önlemler alınabilsin.
Ama yapılan kampanyalar sonucunda iki binin üzerinde
insanın kan bağışında bulunması beni hem çok sevindirdi hem
de çok onurlandırdı.
Evet,
bu çok güzel bir şey.
Ali
kamuoyu seni Maraş, Pazarcık doğumlu 27 yaşında genç bir
fidan olarak tanıyor. Bunun bir de perde arkası var. Bize biraz
kendini tanıtabilir misin?
Hastanede izolasyonda iken insan ister istemez ölümü ve
şimdiye kadar yaşadıklarını düşünüyor. Bende de böyle
oldu. Sonuçta çok mutlu bir çocukluk yaşadığımı gördüm.
Çok iyi bir ailem var. Babam öğretmen olduğundan ve biraz da
siyasal bakış açısından dolayı çocukluğumuz Türkiye’nin
dört bir köşesinde geçti. İlk olarak Rusya sınırında
bulunan Artvin Hopa’ya gönderildik, daha sonra Hatay’a
gittik. O günleri hatırladığımda aklıma sadece çok mutlu
edici güzel anılar geliyor. Hopa’da Lazları tanıdık.
Hatay’da Araplarla tanıştık ve bu etnik yapılar hayatıma çok
büyük bir zenginlik kattı.
Babam
İsviçre’ye gelmek zorunda kaldığında üç yıl boyunca
kendi köyümüz
"Kirni
Pazarcık K.Maraş"ta kaldık. Daha sonra on
bir yaşında İsviçre’ye geldim.
Yani
sınırlar arasında mutlu bir çocukluk geçirdiğin söylenebilir
mi?
Evet, öyle söylenebilir.
İsviçre’de
yeni bir dil öğrendin yeni kültürlerle karşılaştın. İsviçre’deki
yaşama alışmakta zorlandın mı?
Aslında üniversite hayatına başlayana kadar buradaki
hayata alışmakta zorlandığım söylenemez. Üniversite hayatında
okuyacağım alanla ilgili karar vermede biraz zorlandığım söylenebilir.
Üniversitede iki sömestr Orta Asya’dan
Mezopotamya’ya ve Yunanistan’a varan bir coğrafyayla ilgili
arkeoloji okudum. Bu benim çocukluk hayalimdi. İçimde kalmasın
dedim. Sonuçta bu meslekte çalışma şansımın az olduğunu ve
bunun yerel bölgelerin siyasal ortamıyla bire bir bağlantılı
olduğunu anladım…
Daha sonra “nanobilim” dalında okumaya başladım.
“Nanoteknoloji” belki henüz bugünümüze değil, ama yüzyılımıza
damgasını vuracak bir alan. Bu demek oluyor ki, insanı
ilgilendiren her alanda “nanoteknoloji” olacak.
“Nanobilim” üzerine eğitim aldıktan sonra ilaç sektöründen
alın da araba fabrikaları ve boya sanayisine kadar çok sayıda
alanda iş bulma imkanınız oluyor.
Beni en fazla ilgilendiren alan ise biyolojik yaşam üzerine…
İnsanların yaşam beklentilerinin uzatılması, bilgisayar üzerinden
beyin simülasyonlarının yapılması gibi… Bu da ölümsüzlük
gibi bir şey…
|
|
|
Ali Eldeniz, annesiyle...
|
|
Sevgili
Ali, bu arada ölüm üzerine de düşündüğünü söyledin.
Hepimizin ortak gerçeği olarak görünen ölüm hakkında neler
söylemek istersin?
Hastalanmadan önce bende ölüm hakkında oluşan felsefe
şöyleydi:
Eski, antik yunan filozoflarının söylediği gibi, ölüm
beni ilgilendirmiyor, çünkü ondan sonra her şey son buluyor.
Tek amacımız rahat ölmek. Dayanışma içerisinde iyi bir yaşam
sürdürmek gibi…
Öte yandan, bir insan öldükten sonra arkasında başka
insanları bırakıyor. İnsan kaybedeceği şeyleri anımsıyor
ve düşünmeye başlıyor: “Sen daha 27 yaşındasın, bir o
kadar daha yaşayabilirsin.” Sonunda, ölümün varlığına karşı
bir şey yapılamamakla birlikte insanın hayatta mücadele etmesi
ve moralini bozmadan bunu yapması gerektiği sonucuna vardım. Ölüm
geldiği zaman geliyor…
En önemlisi ise insanın geri kalan zamanını mutlu geçirmek
doğrultusunda çaba göstermesi… İnsanın ailesi ve
sevdiklerini mutlu görmesi, kendisi için de büyük bir mutluluk
kaynağı oluyor.
Zaten
mutluluğun hastalıklara karşı en etkin bir duygu olduğu söyleniyor.
Biz de senin bu rahatsızlığı yenmen için mutlu olmanı
istiyoruz…
Bu konuda benim yanımda çok büyük bir güç olduğuna
inanıyorum. Örneğin, komite benim adıma kan bağışında
bulunulması için Lörrach’ta güzel bir gece hazırlamıştı.
Oraya gittiğimde çok duygulandım. Orada bulunan insanların
benim ve benim gibi insanlar için geldiklerini hissettim ve bu da
beni çok mutlu etti.
İsviçre’de, Türkiye’den ya da Balkanlar’dan gelen
insanların ilk defa böylesi bir etkinlik düzenlediği ifade
edildi. Gerçek şu ki, Avrupa’da bulunan bizler de sıklıkla lösemi
hastalığına yakalanıyoruz. Ancak bu sorunla ilgilenen bir
kurum ya da dernek yok şu an.
Bundan
dolayı şu an dernek aşamasında olan “Pro Ali Eldeniz -
Contra Leukämie” oluşumunun geliştirilmesi konusunda sen
neler söylemek istersin.
Şu ana kadar yapılan tüm çalışmalar çok memnun
edici. Bu çalışmaların devam etmesini yürekten istiyorum. Lösemi
benden önce de vardı, benden sonra da devam edecek. İnsanların
her türlü kanser hastalığı üzerine daha fazla
bilgilendirilerek duyarlı olmalarını sağlamak gerekiyor. O
zaman bilinçli bir şekilde doğal olarak kan bağışında
bulunacaklardır. Buna tüm kalbimle inanıyorum.
|
|
|
Ali Eldeniz, babası ve yakınlarıyla...
|
|
Sürdürülen
kan bağışı kampanyasına 2200’ün üzerinde insan katıldı
ve bu arada üç kişi açısından çok sevindirici bir olay da
ortaya çıktı. Kan bağışında bulunan üç kişinin verileri
başka üç hastanın verilerine tam uyum sağladı. Çalışmaların
sürdürüldüğü bu kısa zaman içerisinde böylesi bir olumlu
sonuç elde etmek bizleri çok sevindirdi.
Aslında
senin için sürdürülen bu çalışma başka üç insanı
sevindirdi. Sen bunu nasıl karşıladın?
Kendi üzerime almıyorum, ama bu sanki ağacı diktikten
sonra meyve toplamak gibi bir şey oluyor. Pek tabii ki, bu beni
çok mutlu etti. Bunu duyduğumda hastanedeydim ve moralim yükseldi.
İnşallah acil ihtiyacı olan çok sayıda insan bu şansa sahip
olur.
Seni
daha fazla yormak istemiyoruz. Senin söylemek, eklemek istediğin
şeyler var mı?
Evet. Bu çok zor olacak. Sonuçta hayatta herkes böylesi
bir hastalıkla karşılaşabilir. Bu durumda ipin ucunu bırakmak
hiç de kabul edilemez bir davranış biçimi olur. İnsanlara söylemek
istediğim, herkes hayatı kendisi için doya doya yaşasın.
Sosyal yaşamda çevreleri ne kadar geniş olur ve ne kadar insanı
mutlu edebiliyorlarsa, bir o kadar kendileri de mutlu olurlar.
Bilinçli bir şekilde yaşasınlar ve yardımlarını hiçbir
şekilde başkalarından esirgemesinler. Lösemi gibi ender
rastlanan ve tedavisi zor olan hastalıklara karşı biraz daha
duyarlı olunsun.
Peki,
senin hayatta en fazla yapmak istediğin şeylerin başında ne
geliyor?
Dünyayı gezmek istiyorum ve bunu yapacağım da…
Sevgili
Ali, sana acil şifalar ve en yakın zamanda yeniden sağlığına
kavuşmanı diliyoruz.
|
|
|
Ali Eldeniz, dostlarıyla...
"İnsanlara söylemek
istediğim, herkes hayatı kendisi için doya doya yaşasın.
Sosyal yaşamda çevreleri ne kadar geniş olur ve ne kadar insanı
mutlu edebiliyorlarsa, bir o kadar kendileri de mutlu olurlar."
|
|
|
|
|
|
|
|
|
snc
ürünlerinin kullanımı için >>>
|
|
|
|
|
|
|