Güzel
fikir! Nasıl ortaya çıktı?
Mustafa:
Bildiğimiz gibi ailelerin buradaki en büyük sorunlarından
biri, çocuklarının eğitimi. Öğrenci olarak biz de aynı
yollardan geçtiğimiz, bu sorunları iyi bildiğimizden, daha o yıllarda
böyle bir boşluğun olduğunun farkındaydık. Üniversiteye
geldiğimizde fikir daha
da bir somut bir hal aldı. Yakın çevremizden gelen istekler de
vardı.
Nasıl
bir şey olur, nasıl gerçekleştiririz diye saatlerce, günlerce
oturup tartıştık. Kendi aramızda bir konsept geliştirdik.
Sonuçta her şey kendi emeğimizle ortaya çıktı.
Yavaş
yavaş ilerleyerek Kanton Baselland'ın verdiği destekle 2001 yılının
eylül ayından itibaren ders vermeye başladık.
Sadece
kantonun verdiği destekle mi bu kadar ilerlediniz?
Mustafa:
Hayır. Tanınmaya başladıkça her şey kendiliğinden
ilerledi. Bir takım kuruluşlar sponsorluğumuzu üstlendi.
Velilerin verdiği destekle de bu zamana kadar gelindi.
2001
eylülünden bugüne kadar yaklaşık 56 öğrencimiz var. Her sömestr
öğrencilerle yeni anlaşmalar yapıyoruz ve haftada yaklaşık yüz
saat ders veriyoruz.
Hangi
nedenle böyle bir işe başlamayı gerekliliği gördünüz?
Toylan:
Çoğumuz burada büyümüş, burada liseyi bitirmiş üniversite
öğrencileriyiz. En büyük örnek de üniversiteye gittiğimizde
karşımıza çıktı. Orada
fark ettik ki,
Türkiyeli
öğrencilerin sayısı çok az. Basel’de yaşayan Türkiyeli
gençlerin sayısı çok fazla olmasına rağmen meslek edinen gençlerimiz
çok az. Gençler okulları bitiriyorlar ve ortada kalıyorlar.
Hepsinden kötüsü amaçları yok.
Bizim
onları kapıp da üniversitenin kapısından sokmak gibi bir
idealimiz yok. Amacımız kendi şahsımızla gençlerimize örnek
olmak. Kapasitemiz ve örneğimizle bilinçlendirmek, yardımcı
olmak.
Ailelerin
eğitime olan ilgileri açısından bir gelişme oldu mu?
Toylan:
Sonuçta biz sadece öğretmen-öğrenci ilişkisi içinde kalmıyoruz.
Velilerle
de bağlantıdayız. Bahsettiğiniz eksiklik maalesef bazı
ailelerde hala var. Biz de bu boşluğu doldurmaya çalışıyoruz.
Ayrıca, burada salt matematik, Fransızca dersi vermekle de kalmıyoruz.
Öğrencilerin sosyal olarak sordukları sorular da oluyor.
Fidan:
Mesela, bir öğrenci meslek eğitimi (Lehre) yapmak istediğini,
ancak nereden bir enformasyona ulaşabileceğini sordu. Ona bu
gibi konularda Meslek Danışmanlığı'ndan (Berufsberatung)
bilgi alabileceğini söyledim. Öyle
bir yerin olduğunu bile bilmiyordu.
Serpil:
Şu da bir gerçek. Aileler kendileri bilmezken nasıl çocuklarına
bilgi
verecekler. Bilmemezlik onların hatası da değil.
Toylan:
Bizim buradaki toplumumuzun bir bilgi ve eğitim standardı var.
Hatta ilkokul mezunu olmayan insanlarımız var. Buradaki Türkçe
çevrili enformasyonlar olsa bile, gidip oradan bilgi almasını
bekleyemeyiz. Benim düşüncem bu. Bizim o insanlara bir şekilde
ulaşmamız lazım. Tanınan
bir projeyiz ve bir yerlere getirdiğimiz
çocuklar
en iyi reklam oluyor bizim için.
Peki
aileler kendilerini nasıl bilinçlendirebilirler?
Mustafa:
1999 yılında
İsviçre
Hükümeti, bütün kantonlarda entegrasyonla ilgili projelere
destek verilmesini öngördü. Her kantonda yabancılara yönelik
hizmet kurumları kurdu. Ausländerdienst, GGG gibi bir çok
kurum var.
Serpil:
Bence ailelerin yapabileceği en iyi şey çocukların sınıf
öğretmenleriyle görüşmesi olacaktır.
Bu
proje bir senedir aktif olarak devam ediyor. Öğrenci bulmakta
zorlandınız mı?
Toylan:
Öğrenci bulmak mesele değil. İsteği olan, bir yerlere gelmeyi
hedefleyen öğrencileri arıyoruz. Şu ana kadar da doğru öğrencileri
bulduğumuz inancındayız.
Mustafa:
Başka bir sorunumuz ise burada ders veren öğretmenlerin emeğini
nasıl karşılayacağımızdır. Bizim para kazanmak gibi bir
amacımız yok. Ama, bu proje bir bina ise inşanın devam etmesi
için malzeme gerekiyor.
Şu
anki öğretmen kapasitenizle yeterli misiniz? Yeni öğretmenlere
ihtiyaç duyuyor musunuz?
Mustafa:
Projemiz gelip geçici değil. Geleceği olan bir grup ve sürekli
yeni öğretmenlere ihtiyaç var. Her sömestr iki yeni öğretmen
alıyoruz. Üniversiteye yeni başlamış, ilgisi ve zamanı olan
arkadaşlarımıza önerilerde bulunuyoruz.
Toylan:
Bizden sonra da bu projeyi devam ettirecek arkadaşlar arıyoruz.
Üniversite
bittiği zaman arkamızdan gelecek arkadaşlar olmalı. Bir
iki sene sonra ne olacak
bilinmez, ama sonuçta biz her zaman burada
olamayacağız. Değişim
bir projeye can verir, taze bir ruh getirir.
Öğrencileriniz
hangi derslerde yardım istiyorlar?
Toylan:
Fransızca, Almanca ve matematik. Eklemek istediğim bir şey
daha var. Bizim kültürümüzde halen var olan bir şey:
"Erkek okusun, kız evde otursun." Bunu yıkmak
da hedeflerimizden birisi. Önceliği kız çocuklarından yana
kullanıyoruz.
Sınıf
öğretmenleriyle iletişimde bulunuyor musunuz?
Fidan:
Evet. Kısa bir süre önce bir öğrencimin öğretmeniyle, hangi
derste zorlandığını sormak için bir görüşmem oldu. Bunu
yapmanın da sorunu anlama açısından büyük bir önemi var. Böylelikle
daha iyi çözüme ulaşabiliyoruz.
Serpil:
Sınıf öğretmeninin çocuğa olan ilgisi artıyor. Öğrencinin
içindeki isteği gördüğü zaman, onlar da yardımcı
oluyorlar.
Söyleşi
için teşekkür ediyor ve çalışmalarınızda başarılar
diliyoruz.