Günlük hayattan kesitler: Öyküleriyle insanlar, kurumlar, eserler ve başka portreler...

portreler >>>

«Amaç, gençlerin başarılı olması»

Onlar şimdi Üniversite öğrencisi. Hukuk, ekonomi, germenistik, fizik, tıp gibi farklı alanlarda okuyorlar. Artık, akademik bir eğitim alıyorlar. İstekleri daha çok göçmen çocuğunun bu yolda ilerlemesi...

Kendilerinin bu aşamaya kadar birçok zorluklarla karşılaştıklarını hep göz önünde bulundurarak, bu yönde bir şeyler yapılması gerektiğine inanarak bir proje geliştirmişler. İsmini ise Grup Beraber olarak belirlemişler.

2002 Basel Entegrasyon Ödülü'ne layık görülen Grup Beraber, sadece özel ders vermekle yetinmeyen, aynı zamanda göçmen ve uyum politikası ile ilgili çeşitli projeler de üretip uygulamak isteyen bir topluluk...

snc

söyleşi: filiz ilhan - hüseyin aşkın

Güzel fikir! Nasıl ortaya çıktı?

Mustafa: Bildiğimiz gibi ailelerin buradaki en büyük sorunlarından biri, çocuklarının eğitimi. Öğrenci olarak biz de aynı yollardan geçtiğimiz, bu sorunları iyi bildiğimizden, daha o yıllarda böyle bir boşluğun olduğunun farkındaydık. Üniversiteye geldiğimizde fikir daha da bir somut bir hal aldı. Yakın çevremizden gelen istekler de vardı.

Nasıl bir şey olur, nasıl gerçekleştiririz diye saatlerce, günlerce oturup tartıştık. Kendi aramızda bir konsept geliştirdik. Sonuçta her şey kendi emeğimizle ortaya çıktı.

Yavaş yavaş ilerleyerek Kanton Baselland'ın verdiği destekle 2001 yılının eylül ayından itibaren ders vermeye başladık.

Sadece kantonun verdiği destekle mi bu kadar ilerlediniz?

Mustafa: Hayır. Tanınmaya başladıkça her şey kendiliğinden ilerledi. Bir takım kuruluşlar sponsorluğumuzu üstlendi. Velilerin verdiği destekle de bu zamana kadar gelindi.

2001 eylülünden bugüne kadar yaklaşık 56 öğrencimiz var. Her sömestr öğrencilerle yeni anlaşmalar yapıyoruz ve haftada yaklaşık yüz saat ders veriyoruz.

Hangi nedenle böyle bir işe başlamayı gerekliliği gördünüz?

Toylan: Çoğumuz burada büyümüş, burada liseyi bitirmiş üniversite öğrencileriyiz. En büyük örnek de üniversiteye gittiğimizde karşımıza çıktı. Orada fark ettik ki,

Türkiyeli öğrencilerin sayısı çok az. Basel’de yaşayan Türkiyeli gençlerin sayısı çok fazla olmasına rağmen meslek edinen gençlerimiz çok az. Gençler okulları bitiriyorlar ve ortada kalıyorlar. Hepsinden kötüsü amaçları yok.

Bizim onları kapıp da üniversitenin kapısından sokmak gibi bir idealimiz yok. Amacımız kendi şahsımızla gençlerimize örnek olmak. Kapasitemiz ve örneğimizle bilinçlendirmek, yardımcı olmak.

Ailelerin eğitime olan ilgileri açısından bir gelişme oldu mu?

Toylan: Sonuçta biz sadece öğretmen-öğrenci ilişkisi içinde kalmıyoruz. Velilerle de bağlantıdayız. Bahsettiğiniz eksiklik maalesef bazı ailelerde hala var. Biz de bu boşluğu doldurmaya çalışıyoruz. Ayrıca, burada salt matematik, Fransızca dersi vermekle de kalmıyoruz. Öğrencilerin sosyal olarak sordukları sorular da oluyor.

Fidan: Mesela, bir öğrenci meslek eğitimi (Lehre) yapmak istediğini, ancak nereden bir enformasyona ulaşabileceğini sordu. Ona bu gibi konularda Meslek Danışmanlığı'ndan (Berufsberatung) bilgi alabileceğini söyledim. Öyle bir yerin olduğunu bile bilmiyordu.

Serpil: Şu da bir gerçek. Aileler kendileri bilmezken nasıl çocuklarına bilgi verecekler. Bilmemezlik onların hatası da değil.

Toylan: Bizim buradaki toplumumuzun bir bilgi ve eğitim standardı var. Hatta ilkokul mezunu olmayan insanlarımız var. Buradaki Türkçe çevrili enformasyonlar olsa bile, gidip oradan bilgi almasını bekleyemeyiz. Benim düşüncem bu. Bizim o insanlara bir şekilde ulaşmamız lazım. Tanınan bir projeyiz ve bir yerlere getirdiğimiz çocuklar en iyi reklam oluyor bizim için.

Peki aileler kendilerini nasıl bilinçlendirebilirler?

Mustafa: 1999 yılında İsviçre Hükümeti, bütün kantonlarda entegrasyonla ilgili projelere destek verilmesini öngördü. Her kantonda yabancılara yönelik hizmet kurumları kurdu. Ausländerdienst, GGG gibi bir çok kurum var.

Serpil: Bence ailelerin yapabileceği en iyi şey çocukların sınıf öğretmenleriyle görüşmesi olacaktır.

Bu proje bir senedir aktif olarak devam ediyor. Öğrenci bulmakta zorlandınız mı?

Toylan: Öğrenci bulmak mesele değil. İsteği olan, bir yerlere gelmeyi hedefleyen öğrencileri arıyoruz. Şu ana kadar da doğru öğrencileri bulduğumuz inancındayız.

Mustafa: Başka bir sorunumuz ise burada ders veren öğretmenlerin emeğini nasıl karşılayacağımızdır. Bizim para kazanmak gibi bir amacımız yok. Ama, bu proje bir bina ise inşanın devam etmesi için malzeme gerekiyor.

Şu anki öğretmen kapasitenizle yeterli misiniz? Yeni öğretmenlere ihtiyaç duyuyor musunuz?

Mustafa: Projemiz gelip geçici değil. Geleceği olan bir grup ve sürekli yeni öğretmenlere ihtiyaç var. Her sömestr iki yeni öğretmen alıyoruz. Üniversiteye yeni başlamış, ilgisi ve zamanı olan arkadaşlarımıza önerilerde bulunuyoruz.

Toylan: Bizden sonra da bu projeyi devam ettirecek arkadaşlar arıyoruz. Üniversite bittiği zaman arkamızdan gelecek arkadaşlar olmalı. Bir iki sene sonra ne olacak bilinmez, ama sonuçta biz her zaman burada olamayacağız. Değişim bir projeye can verir, taze bir ruh getirir.

Öğrencileriniz hangi derslerde yardım istiyorlar?

Toylan: Fransızca, Almanca ve matematik. Eklemek istediğim bir şey daha var. Bizim kültürümüzde halen var olan bir şey: "Erkek okusun, kız evde otursun." Bunu yıkmak da hedeflerimizden birisi. Önceliği kız çocuklarından yana kullanıyoruz.

Sınıf öğretmenleriyle iletişimde bulunuyor musunuz?

Fidan: Evet. Kısa bir süre önce bir öğrencimin öğretmeniyle, hangi derste zorlandığını sormak için bir görüşmem oldu. Bunu yapmanın da sorunu anlama açısından büyük bir önemi var. Böylelikle daha iyi çözüme ulaşabiliyoruz.

Serpil: Sınıf öğretmeninin çocuğa olan ilgisi artıyor. Öğrencinin içindeki isteği gördüğü zaman, onlar da yardımcı oluyorlar.

Söyleşi için teşekkür ediyor ve çalışmalarınızda başarılar diliyoruz.