Günlük hayattan kesitler: Öyküleriyle insanlar, kurumlar, eserler ve başka portreler...

portreler >>>

Öğrenci olmak kolay değil

Basel Okul Psikolojisi Hizmetleri

Öğrencilerin öğrenim yaşamlarının düz bir çizgide ilerlemediği hepimizin bildiği bir gerçek. Başarısızlık, uyumsuzluk, içine kapanma ya da aşırı tepkisellik gibi olumsuzluklar, her öğrencinin yaşayabileceği sorunlar... Bütün öğrencilerin içine düşebilecekleri bu durum, bazen kısa sürede atlatılabilirken, bazen uzun süreli bir çözümsüzlük haline dönüşebiliyor, hatta kalıcı bir hale gelebiliyor.

Öğrencinin, yaşadığı sorun ya da sorunların çözümünü kendi başına bulabilmesi, çoğu zaman kolay olmuyor. Zira, sorunun nereden kaynaklandığıyla ilgili bir sonuca ulaşmak dahi, bazen uzun bir çaba gerektirebiliyor. Aileden, öğretmenlerden ya da arkadaş çevresinden ve belki de bunların tümünün etkisiyle ortaya çıkan daha karmaşık durumlar söz konusu olabiliyor.

Ortaya çıkan huzursuzluk, öğrenciyi, arkadaş çevresini, öğretmenleri ve aileyi farklı derecelerde de olsa mutlaka ilgilendiriyor.

"Okul Psikolojisi Hizmetleri" olarak Türkçe'ye çevirebileceğimiz "Schulpsychologischer Dienst", işte, bu durumlarda devreye giriyor. Çözüm konusunda, yardım sunmayı hedefliyor. Psikologlardan oluşan kurum, psikolojik ve pedagojik bilimsel bilgi rehberliğinde çalışıyor, bu temellere bağlı çalışma yöntemleri geliştiriyor. Sorunun ortaya çıkmasında rol oynayan bütün taraflarla bağlantı içinde kalarak sonuçlara ulaşmaya çalışıyor.

Kurum, çalışmalarında kişiye özel bilginin korunmasına öncelikle özen gösteriyor. Bu bilgiler, ancak, kişinin izniyle soruna taraf olanlarla paylaşılabiliyor. Yani, buradaki görevlilere verilen her türlü bilgi, dışarıya sızma ihtimali olmadan değerlendiriliyor.

"Schulpsychologischer Dienst"in kapıları, okul yaşamında ortaya çıkabilecek sorunlu durumlarda, bütün öğrencilere, öğretmenlere ve ailelere açık.

Evet, değeri ve gerekliliği tartışmasız olan bu nadide kuruma, sizin için konuk oluyoruz ve yönetici Dr. Peter Gutzwiller, sorduğumuz her soruyu açık yüreklilikle yanıtlayarak çalışmaları hakkında bizi ayrıntılı olarak bilgilendiriyor.

snc

interview: özen aytac

türkçe: çiğdem canan dikmen

foto: mehmet gürz

snc: Öncelikle kurumunuzu tanıyarak söyleşimize başlamak isteriz...

Dr. Peter Gutzwiller: "Okul Psikolojisi Hizmetleri", 1927 yılından bu yana varlığını sürdürüyor. O tarihte okullarla ilgili yasa yeniden gözden geçirildi ve bildiğimiz adıyla "Okul Sağlık Hizmetleri" kuruldu. "Okul Sağlık Hizmetleri", öğrencilerin sağlığıyla ilgilenen tıp doktorlarından oluşuyordu. Tarihi gelişimine kısaca göz atacak olursak, o zamanlar okullardaki tıp doktorlarının psikolog olarak da görev yaptıkları hemen dikkatimizi çeker. Çünkü o zamanlar psikoloji henüz yoktu. Psikoloji; felsefe, antropoloji ve pedagojiden doğdu. Bugün tanıdığımız anlamıyla psikoloji, esasen İsviçre’deki üniversitelerde ilk olarak 1970 yılından bu yana faaliyet göstermeye başladı.

"Okul Psikolojisi Hizmetleri", otuz yıl boyunca sadece bir kişi tarafından ek bir iş olarak sürdürüldü. İlginç olan şu ki, bu kişi üniversitede antropoloji profesörüydü, ama aynı zamanda büyükbaş hayvan tüccarıydı ve inek ticareti yapıyordu. Baselland’dan geldi ve okul psikologu oldu. Arşivimizde hala ondan kalma, posta kartı büyüklüğünde dosyalar var. Onun bir problemi on beş dakikada çözebildiğini söylerler. Ayrıca onun hakkında bir de anekdot var: Onunla birlikte bir torba tuz yemeden bir insan hakkında konuşulmazmış. Eskiden bir torba tuz satın alıp da, her gün çorbaya bir tutam atıldığında, torbadaki tuzun bitmesi için sayısız gün geçmesi gerekirdi. Bunun elbette etik bir boyutu var; biri hakkında bir şey söylemek istiyorsak dikkatli olmak zorundayız. İnsanları bir parça anlayabilmek için, uzun süre onlarla birlikte olmak gerekiyor.

Üniversitelerdeki gelişmelerle birlikte çalışanların sayısı da değişti. Bugün 24 kişiyiz.

Kaç kişiye danışmanlık yapıyorsunuz?

Basel’de öğrencilerin sayısı yaklaşık 17.000, ebeveynlerinin sayısı 34.000 ve sayısız eğitim elemanı var. Danışmanlık yaptığımız çevre bu.

Çalışmalarınız hakkında bizi aydınlatmanızı rica etsek...

Biz psikolojik destek veriyoruz. Yani, herhangi biri, bir sorundan yakındığında buraya gelebilir. Önce, sorunu birlikte gözden geçiriyoruz, sonra da oluşturduğumuz yöntem ve stratejilerle yardımcı olmaya çalışıyoruz.

Tam olarak kimlerle çalışıyorsunuz?

Esas olarak çocuklar ve gençlerden çok yetişkinlerle çalışıyoruz. Sadece çocuğu değil, aileyi tanımak istiyoruz. Eski okul sistemi "dualistik" prensibe dayanıyordu (Descartes); yani tez, antitez ve sentez. Biz bunun aksini istiyoruz; tüm katılımcıların masada bulunması gerekiyor.

Bununla ilgili bir örnek sunabilir misiniz?

Bir çocuk okulda problemleri olduğu gerekçesiyle gönderildiğinde, bunlar genellikle derslerde başarısızlık veya davranış bozuklukları oluyor. Öncelikle öğrencinin asıl sorununu tespit ediyoruz. Bunu yalnızca aile, okul ve sınıf bağlamlarından oluşan bir bütünlük içinde anlayabiliriz. Birlikte çözüm aramak zorundayız. Sıklıkla bu bir okul değil, aile problemi. Ya da eğitimciler, ebeveynler ve öğrenciler arasında çatışmalar var.

Siz psikolog musunuz?

Ben bir psikologum. Bizde çocuk ve genç psikologları çalışıyor. Tümü psikoloji eğitimi görmüş, çocuk ve gençlik psikolojisi, psikoterapi, özellikle de aile terapisi konusunda ek olarak uzmanlık eğitimi almış kişiler. Ben idari işleri yürütüyor, aileler, gruplar, öğrenciler, sınıflarla çalışıyorum ve aynı zamanda üniversitede klinik psikoloji üzerine ders veriyorum.

Size tam olarak ne zaman başvuruluyor?

Genellikle okulda semptomlar var. Semptomlar çoğunlukla sınıflarda başarı zorluklarına ve davranış bozukluklarına neden oluyor. Ardından eğitmenler ailelerle konuşuyor ve bize başvurmalarını tavsiye ediyorlar. Bizden bir şeyler bekleyen çok sayıda ebeveyn de var. Bu ailelerde çocuklarla okulla ilişkili spesifik problemler var. Bize geliyorlar ve sorunlara birlikte çözüm aramayı talep ediyorlar. Kendiliğinden gelen sayısız çocuk ve genç de var. Bunların aileleri, öğretmenleri ya da okul arkadaşlarıyla sorunları var. Çoğunlukla ailelerinin veya öğretmenlerinin bunu bilmesini istemiyorlar. Bu pek kolay değil. Çünkü er ya da geç sorunla ilgili olanların tümünün aynı masada oturması gerekiyor. Diğer katılımcılara da ihtiyaç olduğunu görebilecekleri şekilde çalışıyoruz.

Anonimlik korunuyor mu?

Evet. Çocuklar için ailelerinin izni gerekiyor. Yetişkin öğrencilerde ise bu sorun ortadan kalkıyor. Mesleki gizlilik kurallarına uygun çalışıyor ve yalnızca ilgili kişinin izniyle daha fazlasını verebiliyoruz. Aksi halde söz konusu değil.

Öğrenme sorunları ve davranış bozukluklarının yanı sıra başka problemler de var. Şiddet ve saldırganlık potansiyeli, çeşitli biçimleriyle sık sık karşımıza çıkıyor. Dışa karşı saldırganlık genellikle umutsuzdur, polis müdahalesiyle sonuçlanır. İçe yönelik saldırganlık ise kişilerin intihara kalkışmalarına ya da hastalanmalarına neden olabilir. Pek çok durumda psikosomatik hastalıklar söz konusudur. Bunlar genellikle kendilerini baş ağrısı, karın ağrısı vb. şeklinde gösterirler ve bedensel olarak bir hastalığa rastlanmaz. Uyku sorunu olan pek çok çocuk vardır; gençlerde ise "Bulimia", "Anoreksiya" ve "Atipositas" gibi beslenme sorunları yaygındır. Şiddetin pek çok biçimi vardır. Öğrencilerin diğer öğrenciler, öğretmenler ya da ebeveynler tarafından küçük düşürülmesi gibi. Tabii aksi durum da söz konusu olabilir.

Klasik anlamda karşılaştığımız pek az aile var. Aile yapısı günümüzde farklılaşmış durumda ve oldukça karmaşık... Tabii, bu da çalışmalarımızı zorlaştırıyor.

Göçmen ailelerde durum nasıl?

İlgilendiğimiz kişilerin hemen hemen yarısı yabancı ve  pek çok kültürle karşı karşıyayız. Yalnızca dille değil, kültürel bir problemle de uğraşmak durumundayız. 15 yıl önce Türk bir psikologla çalışmıştık. Bu kişi kesinlikle duruma psikolojik açıdan değil farklı bir açıdan yaklaştı, insanlarla konuşmayı denedi. Aile reisine nasıl olması gerektiğini anlatmaya çalıştı. Göçmenlik sorununun özellikle zor olduğunu düşünüyorum, çünkü çocuklar aile içinde geleneklere göre yetiştiriliyor, okulda ise Basel sistemiyle. Bunlar birbirine uymayan iki ayrı kültür. Bu çocuklar her iki kültüre göre hareket etmek zorunda kaldıklarından muazzam bir çaba göstermek zorunda kalıyorlar. Sonuç olarak ortaya çatışmalar çıkabiliyor.

Genellikle bunlar psikolojik sorgulamalar değil, aksine burada söz konusu olan psikolojinin nasıl işlemesi gerektiğini insanlara anlatabilmek. Bu bir aydınlatma çalışması.

Yabancı dil konuşan psikologlarınız da var mı?

Evet. Türkçe, İspanyolca, Fransızca, İngilizce ve Portekizce konuşan psikologlarımız var. Gereken durumlarda onlardan yararlanıyoruz. İsviçre’de okumuş yabancı psikologlar da var ve kendi ana dillerini konuşuyorlar, onlardan da yardım alıyoruz.

Bazen sert bir biçimde müdahale etmeniz gereken durumlar oluyor mu?

Bir çocuk ya da genç tehlikede olduğunda yapılacak ilk iş, okulun, çocuk ve gençlik koruma bölümüyle temasa geçmesi. Okul bir tehlike bildiriminde bulunabilir. Biz onlara destek verebiliriz, fakat esasen sorunu yaşayanlarla çalışmak isteriz, bu yüzden sadece nadir olarak tehlike bildiriminde bulunuyoruz.

Çalışmamız gönüllülük temeline dayanıyor, buraya gelen herkes gönüllü. Bir tedbir düzenlendiği andan itibaren artık insani temelde işbirliği yapmak mümkün değil, çünkü güçler ilişkisi söz konusu. Bu psikolojinin temel tutumuna aykırı. Başka seçeneğimiz kalmadığında, bizzat bir yetkiliye müdahale etmek zorunda kaldığımız durumlar oluyor. Bunu bir çocuğu ya da bir genci korumak durumunda kaldığımızda yapıyoruz.

Bize bu durumla ilgili bir örnek gösterebilir misiniz?

Burada cinsel tacize maruz kalmış bir genç vardı. Bir spor derneğinde, spor hocası tarafından... Bu olay okulda değil, serbest saatte olmuştu. Bu klüpteki pek çok kişinin başına aynı şeyin geldiğini öğrendiğimizde savcılığa suç duyurusunda bulunduk. Bu kişi daha önceden defalarca ceza almıştı. Her seferinde yaşadığı kantonu değiştirmişti. Bizimle ilişki içinde olan gençleri koruyabilmek için müdahale etmek zorundayız. Hastanelerle, kliniklerle ve özel kliniklerle birlikte çalışıyoruz. Söz konusu kişinin izniyle daha fazla enformasyon verebiliyoruz.

Yabancıların oranı nedir?

Tamamen eşit. Yarı yarıya.

Biliyor musunuz, psikolojik açıdan bakıldığında insanların daima sorunları var. Bunun üstesinden tek başına gelebilenler var, diğerlerinin sayısı daha az. Bu durum yabancılar için de, İsviçreliler için de geçerli. İsviçreli nüfusun belli bir bölümünde saldırganlığın yabancılara göre daha fazla olduğunu söyleyebilirim. Gözlemlerimize göre çok sayıda yabancı kadın veya kız geleneksel aile yapısı içinde her şeyin nasıl olması gerektiğini söyleyen bir otoriteye bağlı. Buna İsviçreli ailelerde olduğundan daha fazla yabancılarda rastlanıyor.

Yeni aile yapılanmasını nasıl buluyorsunuz? Eskiye göre daha mı kötü?

Buna cevap vermek zor; aile yapısı toplumsal normları yansıtıyor. Eskiye göre , bugün tüm dünyayı çok çok yakınımıza taşıyan bir enformasyon akışı var. Bu, devasa bir enformasyon yelpazesi. Bugün internet aracılığıyla Amerika’ya seyahat edebilirim, orada bulunmam gerekmez. Elbette bunlar başka boyutlar. Bir babanın ya da bir annenin aileye taşıdığı endişeler ve sorunlar, tüm dünyada gerçekleşen bir örnekten başka bir şey değil. Tüm dünyada gerçekleşen şiddet, günü gününe televizyonlardan ve gazetelerden takip ettiğimiz savaşlar... 50 yıl önce durum kesinlikle böyle değildi. Bunların aile yapısını da değiştiren ve zarar veren muazzam değişimler olduğunu düşünüyorum. Aynı şey değişmekte olan toplumsal normlar için de geçerli. Bu, sayısız genç ve çocuk açısından zor bir durum.

İlgilendiğiniz vakaların sayısı sabit mi kaldı, yoksa bir artış söz konusu mu?

Son beş yılda bu sayıda göreceli bir istikrar var, yılda yaklaşık 2000 vaka. Fakat karmaşıklık, çalışma tarzı ve sorunların yoğunlaşmasında artış var. Durum daima daha zor ve daha karmaşık hale geliyor.

Eklemek istediğiniz son cümleleri alarak bu yararlı söyleşiyi tamamlayalım dilerseniz...

İşimden dolayı benim şahsi görüşüm, en önemli şeyin konuşmak olduğu. Konuşmak ve sorunları çevremizdekilerle paylaşmak önemli. Konuşabildiğimiz sürece şiddet ve savaşlar olmaz. Diyalog kesildiği anda şiddet devreye girer ve bu bir güçler savaşına dönüşür. Bu yüzden diyalogun en önemli şey olduğunu düşünüyorum.

Adres

Schulpsychologischer Dienst Basel-Stadt

Austrasse 67

CH-4051 Basel

Tel.: 061 / 267 69 00

Internet: www.spd-basel.ch

Mail: spd@bs.ch

Basel dışındaki bölgelerdeki başvurular için İsviçre Çocuk ve Gençlik Psikolojisi Birliği'nin (Schweizerische Vereinigung für Kinder- und Jugendpsychologie - SKJP) aşağıdaki adreslerinden bilgi alınabilir:

SKJP

P. Schmid

Postfach 1629

4502 Solothurn

Tel: +41 32 621 30 30

Fax: +41 32 621 30 38

Internet: www.skjp.ch

E-mail: info@skjp.ch

Projeler

 

 

“hot” help our teachers

Sorunlu öğrencilerin davranışlarıyla ilgileniyor

Çocuk ve gençlerin korunması

Farklı uzmanlık dallarıyla birlikte yürütülen disiplinler arası bir proje

7-12 yaş arası çocuklar için kurs

Aile ve Çocuk Yetiştirme Danışmanlığı (FABE) ile işbirliği içinde, ebeveynleri ayrı ya da boşanmış çocuklar için kurslar