Günlük hayattan kesitler: Öyküleriyle insanlar, kurumlar, eserler ve başka portreler...

portreler >>>

 
 

Prix Courage (Medeni Cesaret Ödülü)

İsviçre'de cesur insanlara ihtiyaç var

Beobachter Dergisi'nce geleneksel olarak verilen «Prix Courage» (medeni cesaret) ödülünü bu yıl Prof. Christian Sauter aldı. Sauter, çalıştığı Zürich Üniversitesi’nde, bölüm şefinin sahte unvanla bilimsel çalışmalara imza attığını ortaya çıkarmıştı. Halk jürisi ödülüne ise İsviçre'de artık «Helikopter Melekleri» olarak tanınan Marcus Levy ve Albert Pfıster layık görüldü. Levy ve Pfister, bir doğal afette çamur kütlesinin içinde mahsur kalan üç kişinin hayatını, kötü hava koşullarından ötürü profesyonel yardım ekiplerinin giremediği bölgeye, görevli olmadıkları halde, helikopterle ulaşarak kurtarmışlardı.

snc

haber ve fotoğraflar: sevim civil

ZÜRİH. İsviçre’de yayımlanan haftalık Beobachter Dergisi'nce geleneksel olarak verilen «Prix Courage» (medeni cesaret) ödülünü bu yıl Prof. Christian Sauter aldı. Sauter, çalıştığı Zürich Üniversitesi’nde, bölüm şefinin sahte unvanla bilimsel çalışmalara imza attığını ortaya çıkarmıştı. Halk jürisi ödülüne ise İsviçre'de artık «Helikopter Melekleri» olarak tanınan Marcus Levy ve Albert Pfıster layık görüldü. Levy ve Pfister, bir doğal afette çamur kütlesinin içinde mahsur kalan üç kişinin hayatını, kötü hava koşullarından ötürü profesyonel yardım ekiplerinin giremediği bölgeye, görevli olmadıkları halde, helikopterle ulaşarak kurtarmışlardı.

Kanser uzmanı Christian Sauter, görev yaptığı Zürih Üniversitesi’ndeki bir unvan sahtekarlığını gün yüzüne çıkarmıştı. Bölüm şefi Rainer W. Grüssner’in, hakkı olmadan bilimsel çalışmalara akademik bir unvan olan «Ph.D.»yi kullanarak imzasını attığını öğrenen Sauter, bu durumdan önce fakülte dekanını haberdar etmişti. Dekan, bu konuda hiç bir girişimde bulunmadığı gibi, Sauter’in bu skandalı dışarıya yansıtmasını da engellemeye çalışmıştı. Zürih'in üniversite ile ilgili Hükümet Üyesi Ernst Buschor’ın da, dekanla benzeri bir tutum sergilemesi üzerine, Sauter bu durumu kamuoyuna açıklamıştı. Sahte bilimsel unvan kullanan Rainer W. Grüssner'in görevine, skandalın ortaya çıkmasından bir yıl sonra son verilmiş, ancak tazminat olarak da 1,2 milyon frank ödenmişti. Christian Sauter ise gösterdiği medeni cesaretten ve üniversite meclisinin susmasını öngördüğü belgeyi imzalamamasından dolayı maddi olarak cezalandırılmıştı. Christian Sauter’in ücretinde bu süre zarfında herhangi bir artış yapılmamış ve bu da emeklilik maaşına olumsuz olarak yansımıştı.

Eski İsviçre Hükümet Üyesi ve Jüri Başkanı Otto Stich, ödül töreninde yaptığı konuşmada şunları söyledi:

«Hukuk devletinin, tıp fakültesi ve üniversite kapısının önünde son bulmaması gerekir. Bu bakımdan, gerçekleri cesaretle dile getiren Prof. Sauter'i yürekten kutluyorum.»

 

Prof. Christian Sauter: "Davranışım, aslında cesaretten çok, biraz kararlı olmaka açıklanabilir."

       

«Cesaret değil, biraz kararlı olmak»

«Prix Courage» ödül sahibi Christian Sauter'le söyleşi  

snc: franziska matter

snc: Bu ödüle aday gösterilmeyi hiç düşünmüş müydünüz?

Christian Sauter: Benim için büyük bir sürpriz oldu. Yaptığımın büyük bir cesaret gerektirmediği, sade bir şekilde, biraz kararlılıkla açıklanabileceği düşüncesindeyim. Zira, olayın ortaya çıktığı 1999 yılında kariyerimde yüksek bir noktadaydım ve emekli olmama sadece dört yıl kalmıştı.

Bu tutumu sergilediğinizde mesleki kariyeriniz üst noktadaydı. İşinizi kaybetmekten korkmamış mıydınız?

Doğru. seçkin bir uzmandım ve Zürih'teki Onkoloji Kliniği'nde her şey yolunda gidiyordu. Bu durumda, işimi kaybedebileceğim gibi bir ihtimal akla gelemezdi.

Kazandığınız para ödülünü nasıl değerlendireceğinize karar verdiniz mi?

Güzel bir soru. Ama bu benim için bir sürpriz olduğundan, şu ana kadar bunu düşünmem de mümkün değildi. Ancak gençler için kullanacağımı söyleyebilirim. Bu bir öğrenci projesi olabilir.

Gerçeği gün ışığına çıkardınız, davranışlarınızda tutarlılık gösterdiniz ve bunun sonucu, başka kayıplarınızın yanı sıra ücretinizde de kesinti oldu. Böyle diyebilir miyiz?

Evet, disiplin kurallarına uymadığım için aylık ücretimdeki olağan artışlar donduruldu. Bu aynı zamanda emeklilik aylığıma da doğrudan yansıdı tabii ki...

 

Marcus Levy ve Albert Pfister, artık İsviçre'de "Helikopter Melekleri" olarak tanınıyorlar....

       

«Helikopter Melekleri»

«Yaşamın amacı birlikte olmak!»

Onlar, bir doğal afette çamur kütlesinin içinde mahsur kalan üç kişinin hayatını, kötü hava koşullarından ötürü profesyonel yardım ekiplerinin giremediği bölgeye, görevli olmadıkları halde, helikopterle ulaşarak kurtarmışlardı.

Marcus Levy ve Albert Pfister'le söyleşi

snc: franziska matter 

snc: Sonuçları birlikte öğrendik. Kendinizi nasıl hissediyorsunuz? Ödülü kazanacağınızı tahmin ediyor muydunuz?

Albert Pfister: Şu anda çok mutluyum. Bugün Zürih'e geldiğimde, bu aklımdan bile geçmemişti. Rahat bir şekilde gecenin tadını çıkarmak niyetindeydim. Ama şöyle bir şey düşündüğümü söyleyebilirim: Ödül kazanırsak, bu bizi sevindirir, ama olmazsa diğerleri için aynı sevinci duyarız.

Aynı şeyi bir daha yapar mısınız? Yani, başkalarını kurtarmak için, kendi yaşamınızın ve arkadaşlarınızın yaşamının tehlikeye girmesini kabul eder misiniz?

Albert Pfister: Bütün adayların ödülü hak ettiklerine inanıyorum. Bizim yaşadığımıza benzer yüksek gerilim durumlarında, riziko akla gelmiyor. Tehlike tabii ki hesaba katılır, ama söz konusu olan insan hayatının kurtarılması ise, bu noktada sonuna kadar gidilmeye hazır olunmalıdır. Yaşadığımız olayda kimsenin yaşamını kaybetmemesinden mutluluk duyuyorum.

Markus Levy: Böyle durumlarda insanın kendi hayatı fazla önemli olmuyor. Böyle bir davranışı her zaman gösterebileceğimi düşünüyorum. Biliyor musunuz, pek çok kişi, yaşamını başkalarını öldürmek için tehlikeye atıyor, ben başkalarına yardım için bu tehlikeyi göze aldım. Sonra, başkalarına yardım etmekten daha güzel ne olabilir? Büyük bir mutluluk bu. Böyle zamanlarda rizikoyu aklıma bile getirmem; ne olacaksa olur!

Para ödülüyle ne yapacaksınız?

Albert Pfister: Bunu hiç düşünmedim. Zira, buraya ödül kazanacağımı düşünerek gelmedim.

Markus Levy: Zürih'e böyle bir şeyi düşünerek gelmedim. Ancak jüri ismimizi telaffuz edince, bu bir vakıa haline geldi. Parayı tabii ki havaya saçmayı düşünmüyorum, bilinçli bir şekilde kullanacağım. Benim için en büyük mutluluğun, doğrusunu yaptığımı bilmek olduğunu ve bunun hiçbir zaman parayla ölçülemeyeceğini söylemek isterim. 

Davranışlarınızla başkalarına örnek oldunuz...

Markus Levy: Evet, bu olayın çok sayıda insana, özellikle de gençlere örnek olmasını dilerim. Yolda kanlar içindeki bir yaralıya, hemen, bunun hangi nedenle olduğunu düşünmeksizin yardımcı olmak için davranmalı insanlar. Çünkü biz ancak, hep birlikte düşünüldüğümüzde bir anlam ifade ediyoruz. İnsanlar birbirleri için olmalı, birbirlerine karşı olmak için değil. Bence, yaşamın amacı birlikte olmak!  

 

Hüseyin Günsel: "Bu nasıl bir adalettir, anlam veremiyorum."

       

«Adaletin tecellisini istiyorum»

«Prix Courage» ödül jürisinin aralarından seçim yaptığı 10 aday arasında Türkiye kökenli bir göçmenin de yer alması dikkat çekti.

Çocuklara hizmet veren bir engelliler yurdunda bakıcı olarak çalışan Hüseyin Günsel, burada engelli çocuklara yapılan şiddete varan kötü muameleyi kamerasıyla görsel olarak belgelemiş ve suç duyurusunda bulunmuştu.

Bu çirkin uygulamanın ortaya çıkarılması üzerine, yurt yöneticisine karşı yargı süreci başlamış, ancak Gürsel de işinden olmuştu.

snc: sevim civil

snc: Adayların öyküleri anlatılırken sizinle ilgili duyduklarımıza inanamadık...

Hüseyin Günsel: Haklısınız. Yaklaşık on yıldır bu meslekte çalışıyorum ve ilk defa böyle bir olayla karşılaştım. Son çalıştığım yerde bazı şiddet uygulamalarına tanık oldum. Çocukların bedenlerinin belli yerlerinde morluklar keşfettim. Bir kaç kere uyarmama rağmen aynı şeyler devam etti. Bunun üzerine çocukların vücutlarındaki dayak izlerini kanıt olmak üzere fotoğraf çekerek belgeledim. Daha sonra nereye başvuracağımı bilmediğim için ev doktoruma danıştım. O da bana yol gösterdi ve bu şekilde mahkeme yolu açılmış oldu.

Yargı sürecini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bir defa bu kadar uzun sürmesine hayret ediyorum. Mahkeme 1998 yılında başladı ve halen devam ediyor. Benim yaptığım suç duyurusu tek değil. Bayan Schneider benden daha önce kızının vücudundaki darp izlerini görmüş ve suç duyurusunda bulunmuştu. Bu, aynı kişinin üçüncü defa mahkemeye verilişi oluyor. Nasıl oluyor da bu kişi bu olaydan kurtuluyor. Bu nasıl bir adalettir anlam veremiyorum.

Bu olay üzerine işinizi kaybettiniz. Peki ne kadar bir süre işsiz kaldınız?

Yaklaşık bir buçuk yıl işsiz kaldım. Aslında bu kadar uzun bir süre işsiz kalmazdım, ancak aynı meslekte çalışmak istedim, dolayısıyla aynı meslekte iş aramaya başladım. Başvuruda bulunduğum yerler daha önce nerede çalıştığımı öğrenmek istediler doğal olarak. Eski işverenimden aldıkları cevap memnun edici olmadı ki, hep olumsuz cevaplar aldım. Þansımın olmadığını anlayınca başka bir alanda çalışmaya başladım. Şu anda tornacılık yapıyorum ve işimden memnunum.