snc, söyleşilere özel bir

ağırlık veriyor. Söyleşi

sayfalarımızı ilgiyle

izleyeceğinizi umuyoruz.

söyleşiler >>>

 

Mehmet Akyol (ortada), İsviçre'de işçi ve göçmen haklarının en faal savunucuları arasında yer alıyor.  Bu kez yer Brüksel ve Akyol, AB'den Schengen Vizesi'nin kaldırılmasıyla ilgili kesin tarih sözü almak için düzenlenen protesto gösterilerinde...  (fotoğraf: mazlum kılınç)

 

Mehmet Akyol; UNIA'nın kuruluşunu değerlendirdi

Başarmak için çalışmak gerek

İsviçre'nin üç sendikasının 15 Ekim'de UNIA çatısı altında birleşmesinin yankıları sürüyor. Yeni sendikanın 200 bin üyeyle ülkenin en büyük sivil toplum örgütü sıfatını kazanması, onun önemini daha da arttırıyor.

UNIA nedir ve ne yapmak istiyor? Sendikal alanda sürdürdüğü yoğun çalışmalarla kamuoyunun yakından tanıdığı Mehmet Akyol'la yaptığımız söyleşide, UNIA'yı mercek altına alma imkanına sahip oluyoruz.

snc/ zafer sayar

snc: Sayın Akyol, 15 Ekim 2004'te Basel’de gerçekleşen kuruluş kongresi ile GBI, SMUV ve VHTL sendikaları UNIA çatısı altında birleştiler. Siz, sendikal çalışmaya yıllarınızı verdiniz. Bu tecrübenize dayanarak, UNIA'nın en çarpıcı özelliğini bir cümle ile özetlemenizi istesek, ne dersiniz?

Mehmet Akyol: UNIA'nın doğuşu, politik, ekonomik ve sosyal açıdan kuşkusuz çok önemli bir gelişme ve bu oluşumun tek cümle ile tariflenmesi mümkün değil. Ama, UNIA'nın toplam 200 bin üyesi ile İsviçre’nin en büyük sosyal kuruluşu olduğunu, bunun yanı sıra 100 bin göçmen üyesi ile de en büyük göçmen kuruluşu olma özelliğini taşıdığını söylemek, pek çok konuda ön bir fikir verebilir sanırım.

Siz, kuruluş kongresi sürecinde ve hazırlıklarında aktif olarak yer aldınız. Sonuç, beklendiği gibi mi oldu?

Ortak iradenin beklendiği gibi şekillendiğini söyleyebilirim. Bildiğiniz gibi, 15 Ekim'deki kuruluş kongresinden bir gün önce, üç sendikanın ayrı ayrı yapılan son kongrelerine katılan delegeler, büyük bir oy çoğunluğu ile birleşme kararı aldılar. GBI Kongresine katılan 205 delegeden 200 ü birleşme önerisine evet oyu verirken, SMUV sendikasının 189 delegesinden 182'si ve VHTL sendikasınınsa 92 delegesinden 83'ü birleşmeyi onayladı. Bunu takiben her üç sendikanın delegelerinin birlikte katılarak gerçekleştirdikleri UNIA Kuruluş Kongresi, büyük bir oy çoğunluğu ile yeni bir sendika yaratma önerisine evet oyu verdi.

Adı geçen sendikaları UNIA çatısı altında birleşmeye karar verdirten ana faktör neydi? Bunu "birlikten kuvvet doğar" şeklinde özetlemek doğru olur mu?

Evet, yanlış olmaz. Ama tabii bunun bir de, yeniden yapılanmanın günün koşullarına daha uygun örgütlenme ve mücadele araçları geliştirme için sunduğu fırsatlar boyutu var.

Dilerseniz, önce kuruluş kongresi tarafından kabul ve ilan edilmiş hedeflerden başlayalım.

Tüm çalışanların sendikasını birlikte yaratma, her işkolunda sendikal çalışmayı birlikte yürütme ve çalışanları ilgilendiren her konuda birlikte tavır alma öncelikli hedefler arasında yer alıyor. Tabii burada tüm işkollarında yürütülecek çalışmaların koordinasyonunu sağlamanın önemi de kendiliğinden ortaya çıkıyor. Öte yandan UNIA'nın bir önemli hedefi de, bölgesel çalışmaların güçlendirilmesi ile tüm ülkede etkin bir çalışma yapabilme ve üyelerin yakınında olabilme olarak tanımlanıyor. Üyelerin UNIA çatısında oluşturacakları 14 bölge, 50 şube, işkolu, kadın, göçmen komisyonları ile sendika içindeki karar verme süreçlerine etkin katılımının sağlanması amaçlanıyor.

Kongrede, hizmet işkolundaki sendikal çalışmaya da özel bir önem verileceği izlenimini edindik. Bu doğru mu?

Evet. Bugüne kadar gelişkin bir sendikal çalışmanın yürütülemediği hizmet işkolunda etkin bir sendika yaratmak, şimdiye kadar yürütülen faaliyetleri bir üst düzeyde devam ettirmek öncelikli hedefler arasında.

Yeniden yapılanmanın sunduğu fırsatlar konusuna gelelim isterseniz...

Tabii, fırsatlar çalışılarak yakalanabilir ve değerlendirilebilir. Hedeflere ulaşmak için ortaya konan emek, tecrübelerimiz, gerçeklerden yola çıkarak oluşturduğumuz vizyonlarımız kadar önemli.

Kongrede, sizce bu nokta üzerinde yeterince duruldu mu?

Pek çok arkadaş bunu dile getirdi. Örneğin, GBI Genel Başkan Yardımcısı Rita Schiavi, konuşmasında, her alanda başarılı olunmadığına, sendikal faaliyete katılmak isteyen işçilerin eskisinden farklı biçimlerde bu çalışmaları yürütmek istediklerine, bunun mutlaka dikkate alınması ve sendikal çalışmaların da buna göre düzenlenmesi gerektiğine dikkat çekti. Yine, gerekli bilgi donanımının eskisinden daha farklı bir hale geldiğini belirten bir endüstri işçisi, sendikal eğitimin daha zengin ve çalışanların ihtiyaçlarına cevap verecek düzeye yükseltilmesini istedi. Benzeri görüşler, birçok delege tarafından dillendirildi.

Bizim notlarımız arasında da ilgi çekici kesitler var. Örneğin, 50 yıllık sendika üyesi bir marangozun, sendika üye ve temsilcilerinin daha aktif olarak sendikal mücadeleye katılmasının bugün de çok önemli olduğunu belirtmesi ve tüm çalışanları birlikte işçi marşları söylemeye davet etmesi kongrede büyük heyecan yaratmıştı.

Gerçekten öyle oldu. Aslında genel irade, sendikal mücadelenin hayata daha fazla damgasını vurması gerektiği şeklinde belirdi desek, yanlış söylemiş olmayız. Örneğin, bir hedef tespit ederek bu hedefe kilitlenmenin başarı için ne kadar önemli olduğunun son dönemde verilen mücadele ile bir kez daha öğrenildiğini dile getiren Tessinli sendikacılar, bunun gelecekteki mücadeleye örnek olması gerektiğini belirttiler. Başka bir sendikacının ise, inşaat işçilerinin bir anlamda tüm işçiler adına mücadele yürüterek erken emeklilik hakkını elde ettiklerini söylediğini hatırlıyorum. Yine, konuşmalarda sık sık, hangi işkolunda mücadele verilirse, o işkolunda üye sayısının arttığına dikkat çekildi. Bunlar çok önemli gözlem ve tespitler.

Kongreye, başka ülkelerden sendika temsilcileri de konuk olarak katıldılar. Sizce uluslararası ilgi yeterli düzeyde miydi? Konuk sendikacılar, hangi konulara değindiler?

Uluslararası ilgi sevindiriciydi. Kongreye katılan diğer ülkelerin sendikacıları adına bir konuşma yapan Kolombiya Petrol İşçileri Sendikası temsilcisi, ülkesinde diğer ülkelerde olduğu gibi işyerlerinin kapanması ile halkın yoksulluk içine itildiğini, işverenlerin toplu iş sözleşmelerine uymamayı kural haline getirdiğini söyledi. Bunun ABD kaynaklı yeni liberal politikaların sonuçları olduğuna dikkate çeken Kolombiyalı sendikacı, ülkesindeki kontralar olarak bilinen gerici güçlerin bu politikaların halka kabul ettirilmesi için kullanıldığını, bu amaçla bir terör havası yaratıldığını dile getirdi. Bu baskılara karşı mücadele eden sendikaların uluslararası dayanışmaya ihtiyaç duydukları, bu anlamda İsviçreli sendikaların verdikleri desteğin kendilerini güçlendirdiği konuk sendikacının değindiği konular içinde yer aldı.

Kongrede, işçi hareketinin Avrupa ve İsviçre'deki durumu üzerine oldukça ayrıntılı değerlendirmeler yapıldı. Bu konuda siz neler söyleyeceksiniz?

Kongrede, UNIA'nın kuruluşunun asıl anlamlarından birinin, dolaylı olarak da olsa, son 25 yıldır Batı Avrupa sendikaların içinde bulundukları krizden çıkış yolu bulma denemesi olduğu dile getirildi. Klasik sendikaların dayandıkları endüstri işçilerinin giderek azalmasına karşın, sayıları giderek artan düzensiz ve kötü şartlarda çalışan işçilerin sendikalarda örgütlenmesinin başarılamaması bu krizin nedeni olarak gösterilmekte. Bugüne kadar gerek İsviçre’de, gerekse diğer ülkelerde tek tek sendikalar bunu başarmayı denediler, ancak başarılı olamadılar. Gerek bu amaçla, gerekse de diğer amaçlarla yapılan birleşmeler de başarıya ulaşamadı. UNIA, bunlardan ders çıkararak yeni bir sendikal mücadele anlayışı getirme iddiasında. Bu iddianın ne kadar gerçekleşeceğini ise önümüzdeki dönemde verilecek mücadele gösterecek. Bu doğrultuda atılacak ilk adım, 30 Ekim’de Bern’de ücretlerin arttırılması için düzenlenen UNIA Mitingi olacak.

UNIA, kuruluşuyla gündeme ağırlığını koydu ve üzerine çok konuşuluyor. Bu ilginin politik bir boyutu da var mı?

Tabii. Zaten, UNIA'nın kuruluşunun bir politik boyutu da var. Son 15 yıldır Batı Avrupa ülkelerinde işçi haklarına yönelik yaygın bir saldırı yaşanmakta. Bu saldırı kendine yeni muhafazakar, yeni liberal diyen güçlerle politik düzeyde sürdürülüyor. Diğer ülkelerde olduğu gibi İsviçre’de de bu saldırılara karşı çalışanların haklarını savunacak politik yapılanmalar yeterli olmamakta; hatta bizzat çalışanların yanında yer aldığı iddiasında olan güçler de bu saldırı içinde yer alabilmekte. Bu gerçeklerden hareketle UNIA, politik arenada yeni muhafazakar, yeni liberal hegemonyanın kırılması içinde mücadele vermeyi amaçlıyor.

Son olarak, başlangıçta vurguladığınız bir noktaya dönmek istiyoruz. UNIA üyelerinin yarısı göçmen. UNIA'nın 100 bin göçmen üyesi var. Buradan, UNIA'nın, İsviçre'nin göçmen politikası ile ilgili önemli bir muhatap olduğu sonucu çıkar mı?

Evet. Göçmenlerin hakları ve yaşadıkları çok yönlü sorunların çözümü için mücadele etmek, UNIA'nın en öncelikli görevleri arasındadır. Başlarken de belirttiğim gibi, UNIA, aynı zamanda İsviçre'nin en büyük göçmen kuruluşudur.