snc, söyleşilere özel bir ağırlık veriyor. Söyleşi sayfalarımızı ilgiyle izleyeceğinizi umuyoruz.

söyleşiler >>>

Thomas Kessler’le söyleşi

"Kendi uyum politikamızı

oluşturmalıyız"

Basel'in yeni göçmen ve uyum politikası üç yılı geride bıraktı. Bu dönem zarfında yeni politika, ortaya koyduğu hedefler, kurumsal yeniden yapılanmaya yönelik adımlar ve günlük yaşamda da gözlenebilen uygulamalarıyla İsviçre gündeminde hep ilk sıralarda kaldı. Bu polikanın uygulama alanındaki en yetkin ismi Thomas Kessler... Sorularımızı ona yöneltiyoruz.

snc

söyleşi: sevim civil

foto: mehmet gürz

Sayın Kessler, Basel yeni göçmenlik ve uyum politikasıyla üç yılı geride bıraktı. Gelinen aşamada, durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Önemli olan hükümetin belirlediği başlıca önceliklerin uygulanabilir olması. 2002-2005 hükümet programı, uyum sorununu en önemli dört sorun arasında görüyor. Ulusal hükümetin de desteğiyle oldukça hızlı bir uygulama dönemine geçebiliriz.

Bunun yanında tespit ettiğimiz önemli bir sorun, çocukların günlük bakımı ve annelerin eğitimi oldu. Bu konuda da çok şey yapmamız gerekiyor. Durumu böyle özetleyebilirim.

Basel'in üçte biri göçmenlerden oluşuyor. Son yıllarda çok sayıda İsviçreli Basel'i terk ederken, göçmenlerin toplam kent nüfusu içindeki payı artıyor. Şehrimizin geleceğini nasıl görüyorsunuz?

Bu ilginç durumun hikayesi çok eski. Bu, göç ve karşı göç olarak şehirlerin dinamiğinde var. Örneğin, Birinci Dünya Savaşı sırasında iki yıl içinde Basel'in bileşimi göç ve karşı göç nedeniyle çok değişmişti. Bugünkü duruma gelince, Basel Şehri, bütün Basel Kantonu kadar büyüdü. Şehirde çalışanlar, şehir dışında, Baselland'da, Almanya'da ya da yakın baika bir yerde oturabiliyorlar. Avrupa'nın bütün büyük şehirlerinde olduğu gibi, Basel'de de, ister yerli ister göçmen olsun ekonomik, sosyal konumu değişen aileler daha uygun evler bulmaları halinde kolayca yer değiştirebiliyorlar. Basel'de önemli bir sorun, ailelere uygun yeterince ev olmaması. Bu nedenle hükümet, özellikle genç ailelerin şehri terk etmemeleri için 5000 yeni konut yapmayı planlıyor.

Vatandaşlığa geçiş koşullarının yeniden düzenlenmesi parlamentoda kabul edildi. Sizce bunun Basel'in göçmenlik ve uyum politikasına ne gibi etkileri olur?

Bu konuda uygulamalar kantondan kantona ve şehirden şehre değişik. Basel bu konuda daha liberaldi ve bekleme süresi bayağı kısaltıldı.

Başvuru için bekleme süresinin 12 yıl olmasından çok, müracaat sonrası üç yıl kadar beklenmesi, ilginin azalmasına yol açıyordu. Her iki sürenin kısaltılması ve keyfi ret kararları durumunda itiraz hakkının doğmasıyla birlikte, şimdi daha iyi durumda olacağız.

Basel yönetimi, ırkçılığa ve ayrımcılığa karşı bir çalışma birimi oluşturdu. Bu büro ne zamandır faal ve ilk tecrübeler neler?

Bu büro bana bağlı ve paralel alanlar olması bakımından uyum ve ayrımcılıkla eş zamanlı ilgileniyor. Hükümet iki yıl önce ilgili konularda bir ön tedbir olarak bu kararı aldı. Sistematik ayrımcılığı tespit etmek, danışma hizmeti vermek ve müdahale etmeye yönelik bir şekillenmesi var. Ev vermeme, işyerlerindeki kanıtlanması kolay olmayan ayrımcı uygulamalar ve benzeri durumlarda bize başvurulabiliyor. Bu bize, durumu ayrıntılı olarak kavrayabilme olanağını da verecektir.

Basel'in, İsviçre göçmenlik politikasının yeniden oluşumunda yeri ve konumu nedir?

Hem kanton, hem de şehir hükümeti olmak gibi bir avantajımız var. Küçük bir şehir olarak dinamik davranabiliyoruz, kanton statümüz nedeniyle de Bern'le direkt ilişkiye girebiliyoruz. Kantonlar arası ve kantonlarla İsviçre Hükümeti arasındaki sorunlarda bu nedenle avantajlıyız.

Sizce İsviçre Yabancılar Politikası AB normlarını mı esas almalı, değilse ne tür bir vizyona sahipsiniz?

Avrupa Birliği bir tek vatandaşlığa geçiş konusunda bizden ileri. Genel uyum konusunda ise AB fazla heterojen. Çok modern konseptler de var, çok muhafazakar da... Hollanda ve Danimarka'da yaşanan liberal politikalardan geriye dönüş eğilimleri, AB ülkelerinin yeterince ortak bir uyum politikalarının olmadığını gösteriyor.

Bu nedenle biz kendi uyum politikamızı oluşturmalıyız.

Bir başlangıç olarak, Yabancılar Yasası'nın uyum konusundaki girişimleri destekleyen 25. maddesi oldukça iyi olduğunu söyleyebiliriz. Önemli olan bunun çabuk ve gerçekçi olarak uygulanması ve daha da geliştirilmesi...

Basel’in yeni göçmenlik ve uyum politikasının günlük yaşamda neler değiştirececeğini umuyorsunuz?

Normalde olması gerekenler olacak diyelim. Arkadaşça ilişkiler, misafirperverlik, iletişim, aile kurumunun desteklenmesi, çocukların beş yerine üç yaşlarında kreşe başlamaları gibi değişiklikler umulabilir. Bütün bunlar uyumu kolaylaştıracaktır. Bunlar olmadıkça, Almanca bilmeden kreşe gelen çocuklar ve bunun zararlarını tartışmaya devam ederiz.

Bu konuda uygulamaya yönelik sürdürülen araştırma çaışmaları var mı?

Evet. Yapılan araştırmalar, tam gün okula giden çocukların eğitimde çok daha iyi bir düzey tutturduklarını gösteriyor. Bu, başarısız çocuklar ve sorunlu ailelerin çocukları için daha fazlasıyla gerekli. Böyle çocuklar, tam günlük kreş ya da okullarda düzenli bir ilgiyle düzeylerini yükseltebiliyorlar.

İsviçre'de böyle tam günlük yapılardan yoksun olduğumuz için, birçok çocuk kötü başlayıp, kötü bitiriyor.

Bizde varolan okul sistemi, örneğin Finlandiya'daki gibi sosyal farklılıkları gereği kadar hesaba katmıyor. Başarı oranı daha yüksek olan Finlandiya benzeri örneklerde ise temel fark, tam günlük okul ve okul öncesi yapılanmaların varolması.

Sayın Kessler, görüşme için teşekkür ediyor ve bu zorlu uğraşınızda başarılar diliyorum.

Ben de... Sorularınızın ilginç olduğunu ve belirleyici önemdeki noktaları öne çıkardığını söylemek isterim.

Basel'in yeni "Göçmen ve Uyum Politikası" >>>